Kapitalist sistemin neden olduğu yıkımların başında gelen iklim krizi, yalnızca çevresel değil, sınıfsal bir felakettir. Deloitte’un 2024 Y ve Z Kuşağı Araştırması, genç kuşakların bu yıkıma karşı gelişen bilincini ve mücadele potansiyelini ortaya koyuyor. Raporun satır aralarında, sermaye düzenine karşı büyüyen bir hoşnutsuzluğun ve alternatif bir gelecek özleminin işaretleri açıkça görülüyor.
İklim Kaygısı: Bireysel Değil, Kolektif ve Sınıfsal Bir Sorun
Araştırma verilerine göre Z kuşağının yüzde 62’si ve Y kuşağının yüzde 59’u iklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak görüyor. Bu kaygı, sadece bireysel yaşam tarzı değişikliklerine değil aynı zamanda sistemsel dönüşüm taleplerine de yansıyor. Gençlerin çoğunluğu, bireysel önlemlerin yeterli olmadığını, esas sorumluluğun kapitalist iktidarlar ve çevreyi metalaştıran tekellerde olduğunu ifade ediyor.
Yüzde 70’e yakın bir gençlik kesimi sermaye tekellerinin çevre politikalarını “yeşil badana” (greenwashing) olarak görüyor. Bu, sermayenin doğayı bir PR aracına dönüştürerek sistemin devamını sağlama çabasına duyulan güvensizliği gösteriyor. Gençlik, doğanın sömürülmesine karşı yalnızca bireysel bir etikle değil kolektif ve sistem karşıtı bir bilinçle tavır alıyor.
Aktivizm Değil Direniş: Yeni Bir Sınıf Kuşağının Doğuşu
Fridays for Future, Extinction Rebellion gibi hareketlerle sokağa çıkan gençler, Deloitte raporunda yalnızca “aktivist” değil, yeni bir sınıf kuşağının taşıyıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Rapora göre gençlerin yüzde 50’si çalışacakları şirketleri çevresel duruşuna göre seçmek istiyor. Bu, emeğin satılacağı yeri seçme değil emeğin sistem içindeki rolünü sorgulama yönündeki bir adımdır.
Ayrıca gençlerin “iklim adaleti” talebi, çevre meselesini sınıfsal bir düzleme oturtuyor. Gençlik biliyor: En çok yoksullar, göçmenler, işçiler ve yerli halklar etkileniyor bu krizden. Bu nedenle adalet çağrısı, yalnızca bir “doğa koruma” çağrısı değil aynı zamanda kapitalist küresel eşitsizliklerin altüst edilmesine yönelik bir haykırıştır.
Devrimci Çözüm: Ekolojist Bir Geleceğe Doğru
Bu veriler açıkça gösteriyor ki gençlik, kapitalist sistemin ne doğayı ne de insanı kurtarabileceğine inanıyor. İklim krizine dair talepler, neoliberal politikaların sınırlarını aşan, sistem karşıtı bir yönelimi içinde taşıyor. Gençlik yalnızca daha “yeşil” bir kapitalizm istemiyor; fosil yakıt tekellerinin, savaş baronlarının ve doğa katili finans kurumlarının tarihe gömülmesini istiyor.
Deloitte’un raporu, sermaye sınıfının gençliğin taleplerini nasıl pazarlamaya çalıştığını da gösteriyor. Ancak devrimci gençlik, bu çabanın farkında. Gerçek bir dönüşüm, ancak üretim araçlarının toplumun kolektif denetimine geçmesiyle, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi kâr değil ihtiyaç temelli bir biçimde yeniden kurmamızla mümkündür.
Kapitalizme Karşı, Gezegenin ve Geleceğin Yanında
Bugün gençlik, yalnızca bir “gelecek kaygısı” değil aynı zamanda bir “sistem karşıtı bilinç” taşımaktadır. Bu bilinç kampüslerde, işyerlerinde, sokaklarda ve dijital mecralarda yeni bir mücadele hattı örmektedir. Devrimci Proleter Gençlik için iklim mücadelesi aynı zamanda sermayeye, sömürüye ve eşitsizliğe karşı verilen tarihsel kavganın bir cephesidir.
Gençliğin İklim Kriziyle Mücadelesi: Kapitalizme Karşı Umut ve Eylem Çağrısı⁰
Deloitte Global 2024 Y ve Z Kuşağı Araştırması Üzerinden Bir DeğerlendirmeKapitalist sistemin neden olduğu yıkımların başında gelen iklim krizi, yalnızca çevresel değil, sınıfsal bir felakettir.… pic.twitter.com/um4bA7ZZjG
— Devrimci Proleter Gençlik (@komunarca) May 24, 2025
Gezegen yanıyor. Ama gençliğin öfkesi bu ateşi yalnızca büyütmeyecek onu bir isyana dönüştürecek. Umut yeşil değil kızıldır. Çünkü yalnızca devrim ve sosyalizm doğayı ve insanı birlikte kurtarabilir.
İlgili Rapor:
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!