Eylül Gökçin
Kapitalist patriyarka, içinde bulunduğu krizi aşmak için tüm dünyada olduğu gibi yaşadığımız topraklarda da kadınların yaşamlarına ve kazanılmış haklarına, LGBTİ+ların varoluşlarına yönelik dizginsiz saldırılarına her geçen gün bir yenisini ekliyor.
Erkek egemen heteroseksist burjuva iktidarın bu uğurda yasalaştırmaya çalıştığı son alamet-i farikası ise 11. Yargı Paketi. Burjuva iktidar bu paketle sadece kadınların kazanılmış haklarına saldırmakla kalmıyor LGBTİ+ ları da hedef tahtasına oturtuyor; “suça sürüklenen çocuklar” bahanesiyle de çocuğun yaşını tartışmaya açarak çocukların yetişkinler gibi yargılanmasının önünü açıyor.
Paketteki en kritik madde ise Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesinde yapılan değişiklik. “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete aykırı tutum ve davranış” TCK’nın 225. maddesine suç olarak ekleniyor ve LGBTİ+ varoluşu “hayasızlık” sayılarak 1 yıldan 3 yıla kadar ceza öngörülüyor. Böylelikle iktidarın normlarına uymayan; toplumsal cinsiyet rollerine göre atanmış cinsiyetinden başka bir cinsiyetle özdeşleştirilen davranışlar, kıyafet tercihleri, hitap ve ifade biçimleri cezaya açık hale geliyor.
Yine bu paketle transların cinsiyet uyum süreci imkansız hale getirilerek cinsiyet uyum sürecine başlama yaşı 18’den 25’e çıkarılıyor. Kısacası iktidar yasalar çerçevesinde çocuk olarak tanımlanmayan trans gençlere “ya yıllarca bekleyeceksin ya da vazgeçeceksin” diyor.
İroniye bakın ki, cinsiyet uyum süreci denildiğinde 18 yaşı “küçük” kabul eden iktidar 15-18 yaş arası çocukların yetişkinler gibi yargılanmasında sakınca görmüyor. Yanı sıra çocuk hükümlülerin cezalarının çocuk eğitim evlerinde değil, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlamasını öngörüyor.
Peki bu paket toplumsal boyutlarıyla ne anlama geliyor?
11. Yargı Paketi erkek egemen burjuva iktidarın politikalarının ve zihniyetinin açık bir yansıması olarak karşımızda duruyor. Özellikle son on yıldır toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan ve cinsiyetler arası eşitsizliği derinleştiren politikalar izleyen, söylemler üreten siyasi erk kişileri kendi belirlediği rol modellere hapsederek tüm özgürlükleri yok etmenin yasal kılıfını uygulamaya koymak istiyor. İktidarın toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan her uygulama ve söylemleri kadınlara ve LGBTİ+lara yönelik şiddetin her geçen gün katlanarak artmasına neden oluyor. Kadın ve LGBTİ+ cinayetlerinin de önünü açıyor.
Pakette muğlak olan “teşvik etmek, özendirmek ve övmek” gibi ifadeler sadece LGBTİ+lara yönelik tehdit içermiyor. Toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini, yaşam tarzlarını, giyinme biçimlerini ve hatta bireylerin saç stillerini dahi hedef alıyor. Yani henüz taslak olan bu paketin yasalaşması kadınların pantolon giymesi ya da erkeklerin küpe takması gibi en basit eylemlerin dahi hapis cezası ile cezalandırılması anlamına geliyor.
Özcesi 11. Yargı Paketi sadece LGBTİ+ların yaşam hakkını, sağlık hakkını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü hedef almıyor. Başta kadınlar ve LGBTİ+ lar olmak üzere burjuva iktidarın belirlediği “genel ahlak” normlarına uymayan toplumun her kesimi hedef alıyor. Tam da bu nedenle toplumun yaşamdan ve özgürlüklerden yana olan her kesiminin bu yargı paketine geçit vermemek için mücadele etmesi gerekiyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!