Ali Arayıcı
Fransa’da, 22 Mart’ta yapılacak belediye başkanlığı seçimlerinin ikinci turu için kampanya ilk turun ertesi günü olan 16 Mart’ta başladı. 15 Mart’ta yapılan belediye başkanlığı seçimlerinin ilk turunda yüzde 56 gibi rekor düzeyde düşük bir katılım oranı kaydedildi. İlk turda, aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Ulusal Birlik (RN) Partisi’nin yükselişi ile solun birleşmekte yaşadığı zorluklar ve parçalanmışlığı dikkat çekti.
Bunlarla birlikte, şu anda görevde bulunan belediye başkanlarının aldıkları oy oranlarına göre yeniden seçilme şanslarının hala olması dikkat çekti. Bu durum, Fransa’da siyasi partilere ve liderlerine karşı halkın artan hoşnutsuzluğundan kaynaklandığının bir göstergesi. Bunun ülkede derinleşen bir demokrasi krizinin işareti olduğu da söylenebilir.
KATILIM ORANI DÜŞÜK
Yerel seçimlerin ilk turunda katılım oranı, birkaç yıl önce yapılan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görülen katılımın oldukça altında kaldı. Belediye başkanlığı seçimlerinin ilk turunda, Fransız seçmenlerin yalnızca yüzde 56’sı sandık başına gitti. Covid salgınının damgasını vurduğu 2020 seçimleri hariç tutulduğunda, rekor düzeyde düşük olan katılım oranı 2014 yılına kıyasla 7 puanlık bir düşüşe işaret ediyor.
Bu ilk turdan çıkarılacak dersler arasında, oy kullanmama oranlarındaki artışı ve aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Ulusal Birlik Partisi’nin (RN) yükselişini teyit ederken solun ise bu durum karşısında iyi bir direnç sergilediği söylenemez. Oy kullanmak isteyenler arasında katılım oldukça düşük. Bir örnek vermek gerekirse, Fransa’nın en büyük ikinci şehri olan Marsilya’da seçmenlerin yalnızca yüzde 50,6’sı sandığa gitti.
İkinci turda, yüzde 38,4 oy alan Sosyalist Parti (PS) adayı Benoît Payan, yüzde 33,6 oy alan aşırı sağcı, ırkçı ve faşist RN adayı Franck Allisio, yüzde 12,3 oy alan Boyun Eğmeyenler Fransa (LFI) adayı Sébastien Delogu ve yüzde 12 oy alan merkez sağ aday Martine Vassal arasında 4’lü bir yarış yaşanıyor. Bu durum, tüm olası senaryoları gündeme getiriyor. Bu çok düşük katılım oranı, diğer büyük kentsel alanlarda ve beldelerde de göze çarpıyor.
BOYUN EĞMEYENLER’DE İLERLEME
15 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ilk turunda, Boyun Eğmeyenler Fransa’nın (LFI) seçimlere tek başına katılma stratejisi bazı yerleşim birimlerinde başarılı oldu. Hiç şüphesiz bu başarı, Jean-Luc Mélenchon’un güçlü olduğu bölgelerle sınırlı kaldı. LFI, Roubaix ve Lille gibi şehirlerde çok yüksek oy oranlarına ulaştı.
Ancak bu tek başına katılım stratejisi, diğer bölgelerde yeşiller, sosyalistler ve komünistler tarafından oluşturulan birleşik sol listeleri destekleyen sol seçmenlerin beklentileriyle çatıştı. LFI, oyların en az yüzde 10’unu aldığı ancak birleşik sol listeye karşı birinci olamadığı seçim bölgelerinde ikinci tur oylamada birleşmeyi öneriyor.
LFI milletvekili David Guiraud, Roubaix’de oyların yüzde 46,5’ini alarak ilk turu açık bir farkla kazandı (2020’de LFI burada oyların yüzde 9,4’ünü almıştı). LFI, ilk turu gücünün önemli bir sınavı olarak gördü. Bu durum, özellikle Jean-Luc Mélenchon’un 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 35’inden fazlasını aldığı büyük metropol alanlarında, yoksul ve emekçilerin yaşadıkları yerleşim birimlerinde belirgindi.
Bu sonuçla, bundan 10 yıl önce kurulan ve şimdiye kadar yerel sahnede neredeyse hiç varlık göstermeyen LFI hareketinin kök saldığı görüldü. Bu demektir ki, LFI güçlü olduğu bölgelerde başarılı oldu denilebilir. Bu nedenle, LFI’nin koordinatörü Manuel Bompard, partisinin “olağanüstü ilerlemesini” büyük bir zevkle kutlanılması gerektiğine işaret etti.
KOMÜNİST PARTİSİ’NİN KAZANIMLARI
Fransız Komünist Partisi’nden (PCF), 172 belediye başkanı ilk turda seçildi. PCF, 100’den fazla belediyede de oy oranı sıralamasında birinci sırada yer aldı. PCF Genel Sekreteri Fabien Roussel dahil olmak üzere, birçok görevdeki belediye başkanı ilk turda yeniden seçildi. Saint-Amand-les-Eaux belediye başkanlığı için yeniden aday olan Roussel, oyların yüzde 51,6’sını alarak ilk turda yeniden seçilenler arasındadır.
Belediye başkanlığı seçimlerinde, PCF kendine iki ana hedef belirlemişti. İlki, 2,5 milyon vatandaşı ve 7 bin belediye meclis üyesini temsil eden komünist yönetim altındaki 600 yerleşim birimini yeniden geri almak. İkincisi ise, 2020’de kaybettiği Arles (Bouches-du-Rhône) veya Saint-Pierre-des-Corps (Indre-et-Loire) gibi kentleri yeniden kazanmaktır.
Neden bu listeye Nîmes (Gard) gibi, birkaç yeni yerleşim birimi de eklenmesin? PCF yönetimi, Paris’teki genel merkezinde yaptığı basın açıklamasında ilk turla ilgili değerlendirmesini yaptı. Bu açıklamada, ilk turda yapılan oylamada 172 yerel yönetimde belediye başkanlığı koltuğu kazandığını kamuoyuna duyurdu.
BAŞKENT PARİS’İN DURUMU KRİTİK
Başkent Paris belediye başkanlığı seçimlerini kazanmak için, 5 aday ikinci tura kalmak için gereken yüzde 10’luk oy barajını aştı. Sosyalist Parti (PS) adayı Emmanuel Grégoire, yüzde 37’lik oy oranıyla başı çekiyor. Grégoire, merkez sağ Cumhuriyetçiler Partisi’nden (LR) eski kültür bakanı Rachida Dati’nin, 10 puan önünde yer alıyor.
Dati’yi, merkez sağ Ufuklar Partisi’nden (H) Pierre-Yves Bournazel, Boyun Eğmeyenler Fransa’dan (LFI) Sophia Chikirou ve aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Yeniden Fethet’ten (R) Sarah Knafo takip ediyor. PS’li Grégoire, “mesele, birlikte yaşama biçimimiz, ırkçılıkla mücadele, antisemitizmle mücadele ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadeledir” dedi.
Şu anda, anketlerde açık ara önde olan PS adayı Grégoire, LFI ile ittifak kurmak zorunda kalıyor. Ancak, Grégoire’ın ittifak kurma gibi bir niyeti yok. LFI adayı Sophia Chikirou ile temasa geçip birleşme önerisinde bile bulunmadı. İki aday arasındaki diyalog kopmuş durumda. Grégoire, aylardır LFI ile ittifak kurmak istemediğini defalarca vurguluyor.
SOL BLOK İLE LFI İTTİFAK YAPMALI
Sol blok ittifakı, önceliğin Paris’in kesin olarak tekrar sağa düşmesini engellemek olduğunu kabul ediyor. Bu nedenle sosyalistler (PS), Boyun Eğmeyenler Fransa (LFI) seçmenlerini önümüzdeki 22 Mart’ta PS’ye oy vermeye çağırıyor. Aşırı sağcı, ırkçı ve faşist Yeniden Fethet (R) adayı Sarah Knafo’nun, ikinci tura kalmasıyla, Paris Belediye Başkanlığı seçiminin ikinci turunda yarışacak aday sayısı 5’e yükseldi.
Eğer, PS ile LFI arasında bir birleşme ve ittifak olmazsa, solun oyları kesin bölünür. Bu durum, Rachida Dati’nin zaferini kolaylaştırır. Paris için bu sonuç PS için bir felaket olur. Özellikle yabancıların hakları için mücadele eden, derneklere verilen sübvansiyonlar konusunda endişeli. Sosyalistler, LFI’ye seslenerek “sola oy verin dostlar, size gerçekten ihtiyacımız var”. “Parti içi çekişmeler, ego ve kişilik çatışmaları bizim sorunumuz değil” dedi.
Her ìki kamp arasında süren tartışmaların ardından, PS’nin LFI’yi ikna etmek için artık az bir süresi kaldı. Yani, top Ufuklar (H) ile Rönesans (R) adayı Pierre-Yves Bournazel’in sahasında. Dati onunla iletişim kurarak desteğini istedi. Dati’ye göre anahtar Sarah Knafo’nun (R) tutumunda yatıyor. Ancak aşırı sağla yapılacak bir “anlaşma”, merkezle olası bir uzlaşmayı engelleyecek. LFI, PS’nin adayını desteklerse kazanma şansı var. Yoksa, Dati kesin olarak kazanır.
* Ali Arayıcı / Paris
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!