10 Ekim Katliamı’nın 11. yılında İnşaat-İş ve Alınteri’nin çağrısıyla Serdar Ben yoldaşın Gazi’deki mezarı başında yapılan anmada katliamın Türk ve Kürt halkı arasında kurulan köprülerin yıkılması için yapıldığı, hesabının er ya da geç sorulacağı, Serdar yoldaş şahsında ölümsüzleşenlerin ideallerinin sınıf mücadelesinde yaşatılacağı vurgulandı. Serdar yoldaşın mezarı başındaki anmanın ardından 10 Ekim’de ölümsüzleşen Fatma Esen’in mezarına geçilerek orada da bir anma gerçekleştirildi.
Maviş yoldaşın mezarına o ve 10 Ekim’de ölümsüzleşen diğer İnşaat-İş üyelerinin resimlerinin yer aldığı “Bitmedi daha, sürüyor o kavga” pankartı; Maviş yoldaşın “Asla unutmayacağız, asla affetmeyeceğiz” yazılı fotoğrafı, inşaat işçilerinin bareti, Alınteri bayrağı ve çiçekler konuldu.
Yoldaşımızın Gazi’deki mezarında bu yıl kaybettiğimiz ve her defasında “küçüğüm, yaralım” dediği Maviş yoldaşın yanına defnettiğimiz Altun Ana’nın göğe yükselen ağıtları eksikti. O nedenle olsa gerek bu yıl daha büyük bir acı ve sessizlikle toplandı yoldaşları, dostları, arkadaşları. Ananın ağıtlarını Serdar yoldaşın ablaları yükseltti. Her yıl olduğundan daha acılı, daha bitimsiz bir ağıt sesi yankılandı mezarlıkta.
Köz, ESP, Dev Yapı-İş, Dev Turizm-İş, DEM Parti Gazi ilçe örgütü temsilcileri, katliamda yakınlarını kaybeden başka aileler, insanlar bu ağıtlar eşliğinde andılar Maviş’i ve onun şahsında ölümsüzleşen 102 dostumuzu, yoldaşımızı.
10 Ekim Ankara Katliamı’nın 11. Yılında, Serdar Ben (Maviş) yoldaşımızın anması Gazi Mezarlığı’nda saygı duruşuyla başladı.
Anmada konuşan Yunus Özgür: “Bu katliam, Türk ve Kürt halklarının kardeşleşmesine set çekmeye dönük bir saldırıdır.”
#SerdarBen #10Ekim #AnkaraGarKarliamı https://t.co/525YyZqtbx— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 10, 2026
Anma İnşaat-İş yöneticisi ve Maviş’le ayrılmaz bir bütün olan yoldaşı Yunus Özgür’ün onun şahsında 10 Ekim’de, dünya ve Türkiye’de sınıf mücadelesinde, komünizmin özgürlük dünyası için yürütülen kavgada ölümsüzleşenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı, saygı duruşuna Adnan Yücel’in “Biz Kazanacağız” dizeleri eşlik etti.
Anma, Yunus Özgür’ün yaptığı konuşmayla devam etti.
Yunus Özgür konuşmasında katliamın Türk ve Kürt halkı arasında kurulan kardeşlik köprüsüne duyulan düşmanlık ve bu köprünün güçlenmesi olasılığından duyulan korkuyla gerçekleştirildiğini vurguladı. Katliamda İnşaat-İş’in altı kurucu üye ve yöneticisini kaybettiğini belirten Özgür, Maviş yoldaşın bu ölümsüzleşenlerden biri olduğunu hatırlattı. Maviş’in daha 13 yaşında işçi sınıfının parçası haline geldiğini belirten Özgür, konfeksiyon işçiliğiyle başlayan bu sürecin daha sonra işçileri örgütleyen bir öncülüğe dönüştüğünü ve bir profesyonel devrimcilik formu kazandığını hatırlattı. Maviş’in bu devrimciliğe konfeksiyon, fırın, tersane ve şantiyelerde yürüttüğü işçi örgütçülüğüyle devam ettirdiğini belirtti. Maviş’in Türkiye Devrimci Hareketinin gerilediği, 19 Aralık 2000’deki hapishaneler katliam ve direnişinin ardından belirginleşen tasfiyeci rüzgarların estiği zorlu bir zamanda örgütlü devrimciliği bir hayat tarzına dönüştürmeyi tercih ettiğini ve örgütünün zorlu zamanlarında zorlu görevler üstlenerek bunda kesintisiz bir gelişim yakaladığını vurguladı. O ve ölümsüzleşen diğer yoldaşlarımızın, dostlarımızın acılarının, anılarının eskimediğini, birçok işte-yaşanmışlıkta onların izlerinin bulunduğunu, onların acılarının yeniden yeniden kanadığını kaydetti.
Özgür, bu yıl kaybettiğimiz Altun Ana’yı da andığı konuşmasında Maviş’in cenazesinin en son teşhis edilenlerden olduğu, Altun Ana’nın teşhis için getirildiği adli tıpta başını dimdik tutup gözyaşı dökmediğini anlattı. Daha sonra buna dair yaptıkları sohbette o duruşu “Avukat bana dik dur bunların karşısında dedi. Ben zaten öyle duracaktım. Çünkü Serdar’ın arkadaşlarının daha fazla üzülmesini istemedim” demişti Altun Ana.
Özgür Karabulut (Dev Yapı-İş): “10 Ekim, halkların kardeşliğine saldırıdır. İnşaat iş kolunda mücadeleyi yeniden filizlendiren yoldaşlarımızdı.”
Gökhan Aslan (Dev Turizm-İş): “Serdar’ın, Tekin Abi’nin bayrakları dalgalanıyor; mücadele ısrarımızı sürdüreceğiz.”
#SerdarBen https://t.co/wzV4S0z6Oa— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 10, 2026
Yunus Özgür’den sonra söz alan Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, 10 Ekim’in bu topraklarda yaşanmış en vahşi, en kitlesel katliamlardan olduğunu; halkların özgürlük-kardeşlik mücadelesini ve onunla yol yürüyenleri hedef aldığını ifade etti. Katledenlerin, emri verenlerin apaçık oldukları ama hesabın halen sorulmadığını belirtti. “Katliam emri verip onlara yol verenlerle hesaplaşmamız sürecek, o hesaplaşmayı sürdürüyoruz” dedi. “Evet bu topraklarda bizden önce gidenler, bayrağı bize devredenler oldu, bizler de o bayrağı ileriye taşıyıp, yere bırakmayacağız” diye vurgulayan Karabulut şöyle devam etti:
Biz İnşaat-İş’le aynı alanda mücadele yürüten bir kurumuz. Sırtında bavulu, il il, şantiye şantiye gezen, o binaları inşa ederken en kötü koşullarda yaşayan, sömürgeciliğin her türlüsüne maruz kalan inşaat işçilerinin özgürlük mücadelesini yürütüyoruz. 10 Ekim’de kaybettiğimiz bu arkadaşlar, bu kötü koşullarda, üzerine adeta toprak serilmiş bir alanda o mücadeleyi tekrar filizlendiren arkadaşlarımızdı. Hepsi sadece işçi sınıfının özgürlük mücadelesini değil, bu topraklarda eşitliğin, özgürlüğün, kapitalizme karşı sosyalizmin mücadelesini de yürüten arkadaşlardı. Anılarını mücadelemizde yaşatacağız.
Daha sonra söz alan Dev Turizm-İş yöneticisi Gökhan Aslan Maviş’i şahsen tanıma fırsatının olmadığını, ama onun işçi sınıfı mücadelesi içindeki çabasını, özverisini, mücadele azmini bugün köşe yazılarında, yoldaşlarının anlatımlarından öğrendiklerini belirterek şöyle devam etti:
Biz Dev Turizm Sendikası olarak İnşaat-İş sendikamızın yürüttüğü mücadeleyle omuz omuzayız. Bugün Devrimci Turizm İşçileri Sendikası’nın elinde Serdar Ben’in bayrağı, Tekin Arslan’ın, Kemal Abi ve diğer ölümsüzleşenlerimizin bayrağı dalgalanıyor. Serdar Ben’in mezarı başında Türkiye işçi sınıfının ve halkların kurtuluş mücadelesinde ısrarımızı sürdüreceğimizi, anılarına bağlılık sözümüzü yineleyeyim.
Maviş yoldaşın anmasında, Köz adına yapılan konuşmada “Serdar Ben, tasfiye dalgasına karşı sınıf içinde mücadele eden örgütlü bir devrimciydi. Onun bağlandığı davaya, işçi sınıfı içinde sabırlı bir mücadele örerek sahip çıkacağız. Devrimciler ölür, devrimler sürer.” denildi. https://t.co/NPTmJhSsWx
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 10, 2026
Köz’den dostlarımızın, yoldaşlarımızın yaptığı konuşmada Serdar Ben’in kalleşçe saldırıyla kısa kesilen hayatının öğrettiği, yol gösterdiği belirtildi. Bireyselliğin, köşe dönmeciliğin geçer akçe olduğu bir dönemde Serdar yoldaşın bunun tam tersini tercih ettiği, çocukluğundan itibaren konfeksiyon atölyelerinden tersanelere işçi sınıfı içinde kararlı, sebatkar bir mücadeleyi hayatı boyunca sürdürdüğü, bugün yaşamış olsaydı mücadelesine devam edeceği vurgulandı.

Konuşmanın devamında “Onun örgütlü devrimcilikteki ısrarının bize verdiği dersle böyle kararlı, sebatkar mücadeleyi işçi sınıfının içinden, dışardan bakmadan, o gün 10 Ekim’de olduğu gibi sınıfın barış gibi haklı taleplerini, diğer taleplerini onların arasında yürüttüğümüz mücadeleyle yükselteceğimiz, bu kararlılıkla hareket edeceğimiz, örgütlü devrimcilikte ısrar edeceğimiz bir mücadeleyi sürdürmenin onun anısını yaşatmanın en iyi yolu olduğunu düşünüyoruz. Devrimciler ölür, devrimler sürer” denildi.
DEM Parti Sultangazi Örgütü adına yapılan kısa selamlama konuşması Bulgar şair Nikola Vaptsarov’un kurşuna dizilmeden önce yazdığı dizeleri eşlik etti.
“Serdar yoldaş ölümsüzdür!”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!” sloganlarının haykırıldığı anmanın ardından hemen yakındaki Fatma Esen’in mezarına geçilerek orada da kısa bir anma gerçekleştirildi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!