Pazartesi, 12 Ekim 2026

10 Ekim: Nefes Aldığımız Sürece…



Onlar bedenen aramızda değiller artık. Fakat mücadelemizde hep yanı başımızda, her nefesimizde bizimle birlikteler


Zarife Çamalan

Emekçi Kürt halkının barış talebini Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce emekçiyle bütün dillerde, renklerde hep birlikte haykırmak için 10 Ekim 2015’de Ankara Gar önünde buluştuk. AKP-MHP maşası IŞİD çetesinin canlı bombacıları miting başlamadan kendilerini patlatarak 104 canımızı, yoldaşımızı katletti yüzlercesini yaraladı. O günü unutmak mümkün değil.

Katliamın üzerinden 10 yıl geçti. O günkü kadar öfkeliyiz. Öfkemiz, acımız, sınıf kinimizle buluşma noktasına gittik. Ama o alana sadece kendimiz olarak gitmedik. Biz Maviş’tik, İsmail’dik, Tekin abiydik, Tayfun’duk, Gazi’ydik, Erol’duk. 10 Ekim 2015’de gar önünde hep birlikteydik; onlar ölümsüzleşti, biz yaşıyoruz ve onlara bir ömür borçluyuz.

Her 10 Ekim yaklaştığında zihnimizde film şeridi gibi onlar, onlarla geçirdiğimiz zamanlar ya da mücadeleye nasıl tutkuyla bağlı oldukları akar gider.

Maviş’in çakmak çakmak mavi gözleri, dur durak bilmeyen enerjisi, fırsat bulduğu her an okuma tutkusu, ısrarlı oluşu, yoldaşlarına duyduğu saygısı ve bağlılığı… Gezi İsyanı’nın ilk günlerinde İstanbul’da TOMA’nın tazyikli suyuyla yere yıkılınca ayağını kırmıştı Maviş. “Bağlılığı” demişken, onu en çok da Ethem ölümsüzleştiğinde cenazesi Batıkent Cemevi’ndeyken ayağı alçıda koltuk değneğiyle koştur koştur gelişini hatırlıyorum; o sahne gözümün önünden hiç gitmiyor.

Bir de Eminönü PTT’deki inşaat işçilerinin direnişi sırasında PTT’nin merdivenlerinde kedi sevişini hiç unutamam. Polis yığınak yapmış, saldırı hazırlığı yapıyor bizim Maviş merdivenlerde kedi seviyor. Biraz önce çok naif bir şekilde hiçbir şeyi umursamadan kedi seven Maviş yarım saat sonra aslan olmuş kükrüyor.

Ankara’nın İsmail abisi hem yoldaş hem abiydi. Herkesle karşılıksız ilişkilenirdi. Karşısındakini dinlemeye önem verir, küçükle küçük büyükle büyük olmasını bilirdi. Hep sakin, güleryüzlü ve çok sabırlı bir yoldaştı.

Ethem yoldaşın hastane sürecinde bir taraftan hastane önünde aileyle, hastaneye gelenlerle ilgileniyor bir taraftan Kızılay’daki Ethem ile dayanışma-Gezi eylemlerine katılıyor. Bu süreçte Kızılay’daki protesto eylemlerinden birinde polis saldırısında İsmail yoldaşa plastik mermi isabet etmiş kafasından kan akıyor elinde “Diren Ethem” dövizi, karşısında TOMA tazyikli su sıkıyor. İsmail yoldaş olduğu yerde direniyor. İşte bu, mücadeleye olan inanç, tutku ve hesap sorma bilinci, iradesiydi.

Tekin abi hani derler ya uzaktan görünüşü bile nasıl biri olduğunu anlatır. İşte Tekin abide böyle biriydi. Uzun boylu, kalıplı, korkusuz, yürürken hep kavgaya gidiyor sanırsın. Kendini mücadeleye adamış, nerede bir hak gaspı var Tekin abi orada. Görünüşü gibi sesi de gür ve heybetliydi. Kocaman yürekli, tarifsiz bir sınıf kini, mücadele azmi ve iradesi vardı.

Erol Ekici’yi, Gazi Güray ve Tayfun Benol’u çok fazla tanıyamadım ama hepsi değerli mücadele insanlarıydı.

Onlar bedenen aramızda değiller artık. Fakat mücadelemizde hep yanı başımızda, her nefesimizde bizimle birlikteler. O nedenle katliamın 11. yıl anmasına yoldaşlarımızın resimlerinin olduğu tişörtleri giyerek gittik. IŞİD çetelerinin eskortluğunu yaparak yolları onlara açanlara, katliam sırasında gaz sıkarak daha fazla ölüm olmasını sağlayanlara, oyumuz arttı diyenlere karşı öfkemizi, sınıf kinimizi kuşanarak çıktık yola. Çünkü onları filen aramızdan alabilirler ama mücadeleleri sürüyor ve başka bir dünya yaratana kadar da sürecek!