10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda ölümsüzleşen 103 dostumuzu, yoldaşımızı İsmail Kızılçay yoldaş şahsında onun mezarı başında andık. Kızılçay ailesi ve yoldaşlarının çağrısıyla gerçekleşen anma için Kastamonu’nun Tosya İlçesi’ne bağlı Aşağıkayı Köyü mezarlığının başladığı yerde kortejimizi oluşturduk. En önde 10 Ekim pankartı, hemen ardından İnşaat İş Sendikası’nın 10 Ekim’de ölümsüzleşen kurucu üyelerinin fotoğrafları, en sonda da Alınteri imzalı “Komünist işçi İsmail Kızılçay ölümsüzdür!” yazan pankart taşındı. İsmail yoldaşın mezarı başına kadar yapılan yürüyüş esnasında “İsmail Kızılçay ölümsüzdür!”, “10 Ekim’i unutma, unutturma!”, “Katillerden hesap soracağız!”, “İsmail yoldaş mücadelemizde yaşıyor!”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz!” sloganları atıldı.
İsmail yoldaşın mezarı başına geldiğimizde mezarın üzerine Alınteri flaması, İnşaat İş Sendikası’nın ölümsüzleşenlerinin resimleri ve karanfil bıraktık. Anma İsmail yoldaş şahsında devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için bir dakikalık saygı duşuyla başladı. Saygı duruşunun ardında Alınteri ve Köz adına konuşmalar yapıldı. Ardından Sefaköy direnişinin yapıcısı Aslan Tel yoldaşın kardeşi Hatice Tel ve İsmail yoldaşın eşi Serpil söz aldı.
Alınteri adına yapılan konuşmaya İsmail yoldaşın ölümsüzleşmesinin 11. yılında yine yanı başında olduğumuz, bu katliamı unutmayacağımız, unutturmayacağımız vurgulanarak başlandı. 11 sene önce gerçek barışın ancak Kürt ve Türk halklarının, emekçilerinin ortak mücadelesiyle geleceğine inandıkları için Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce insanın Ankara Garı önünde buluştuğu hatırlatıldı. Bu binlerin Kürt analarının haykırışlarını, “edi bese”lerini, çocuklarının cenazelerini buzdolabında saklamak zorunda bırakılması gibi bir trajedinin seyircisi olmamak için Ankara’da buluştukları kaydedildi.
“’Çeşitli renkleriyle, dilleriyle, etnik kimlikleriyle, inançlarıyla biz ortak bir yaşamı hayata geçirebiliriz, ‘onurlu bir barışı’ ancak biz sağlayabiliriz’ diyerek o gün hep birlikte oradaydık” diye vurgulandı.
Konuşmada katliamın adeta geliyorum dediği şu sözlerle ifade edildi:
AKP-MHP faşist iktidarının iş birliği, devlet yetkililerinin yolu açması, IŞİD çete mensupları hakkında kendi ailelerinin ihbar ve şikayette bulunmasına rağmen hiçbir önlem alınmayıp tutuklanmamaları, sorguya bile çağrılmamalarıyla canlı bombacıların binlerce insanın toplandığı Gar önüne kadar gelmeleri sağlandı.
Konuşma şu vurgularla devam etti:
103 yoldaşımız ölümsüzleşti. Bizden yoldaşlarımızı kopardılar, ancak biz hala o günkü gibi hissediyoruz, o günü yaşıyoruz. Dün biz oraya (Gar önüne) yoldaşlarımızın resimlerinin olduğu tişörtlerle gittik. Katillerin yüzüne ‘yoldaşlarımızı bizden bedensel olarak ayırabilirsiniz ama onlar bizim mücadelemizde yaşıyorlar, katliamın gerçek hesabını sorana kadar mücadelemiz sürecek. ‘Onurlu bir barış’ bu topraklara halkların, işçilerin, emekçilerin ortak mücadelesiyle gelecek’ demek için giydik o tişörtleri. Sadece o tişörtleri üzerimize giymemizle değil; zaten bilincimizde, zihnimizde, mücadelemizin her anında onlardan aldığımız inanç, mücadele azmi, mücadele iradesi var.
Bugün buraya gelirken onların mücadeleye nasıl bağlı oldukları, işçilerle emekçilerle nasıl ilişkilendikleri, işçileri emekçileri Kürt halkına karşı düşmanlığa itenlere karşı nasıl bilinçlendirmeye çalıştıkları hep zihnimizde canlanıyor. Ve bugün buradan bir kez daha şunu haykırıyoruz: Onların yoldaşları, İsmail’in, Ethem’in, Maviş’in, Ankara Gar önünde katledilen 103 yoldaşın ardıllarıyız. Onların bayraklarını, mücadelelerini bu topraklara ‘onurlu bir barışı’ Kürt halkıyla, emekçileriyle getirene; insanca yaşayacağımız bir düzeni kurana; sınıfsız, sömürüsüz, ayrımların olmadığı bir düzeni kurana kadar taşıyacağımıza; kadınların katledilmediği, çocukların MESEM’lerde çalışmak zorunda bırakılmadığı bir düzeni kurana kadar mücadeleye devam edeceğimize İsmail yoldaşın mezarı başında bir kez daha söz veriyoruz.
✅10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11. Yılında, ölümsüz komünist işçi İsmail Kızılçay’ın ailesi ve yoldaşları olarak Tosya Aşağıkayı Köyü’nde mezarının başındaydık.
Asla unutmayacak, asla affetmeyeceğiz!
Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz! https://t.co/38y0hteeUj— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 11, 2026
Köz adına yapılan konuşmada şunlar ifade edildi:
Bugün durduğumuz yerden çok şey söyleyebiliriz. Fakat en başında söylememiz gereken şey düşmanın başarıya ulaşamadığı olmalıdır. O gün 104 dostumuzu, mücadele arkadaşımızı kaybettik. O günden bugüne toprağa, zindanlara çok yoldaşımızı verdik. Fakat her daim onların ellerinden bıraktıkları bayrakları devralanlar, onların boşluğunu mücadelede doldurmak için saflara katılanlar, safları sıklaştıranlar oldu.
Bu anmalarda karşı karşıya kaldığımız tablo da bunu kanıtlar nitelikte. Düşman anmalarımıza dahi engel olmaya, gölgesini üzerimizde hissettirmeye çalışıyor. Bu düşmanın 10 Ekim’de başarıya ulaşamadığının, aramızdan aldıklarının yerinin dolduğunun, mücadelemizin bugün de sürdüğünün ispatıdır.
Düşman bugün gücünden, kudretinden değil korkusundan anmalara, siyasal faaliyetlere, mücadeleye engel olmaya çalışıyor. Bu da yeni bir şey değil. Öteden beri komünistlerin mücadelesi böyle ilerledi.
Komünist parti manifestosu, ‘varsın, egemenler bir komünist devrim korkusuyla titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şey yok. Kazanacakları bir dünya var’ diye biter. O satırların yazılmasının üzerinden neredeyse 200 yıl geçmişken, o korku baki. Kazanılacak bir dünya hedefi de öyle. Bu hedefe yürümek, düşmanın korkusunu büyütmek, kaybettiğimiz devrimcilere sözümüzdür.
Bu hedefe nasıl yürüneceği konusunda, İsmail Kızılçay’ın pratiğine bakmak gerekir. Örgütlü bir devrimci olarak, her daim emekçilerin arasında çalışıyordu. Fabrikada, atölyede, mahallede, emekçilerin arasında devrimci siyaset yürütüyordu. Devrimci siyaseti emekçilere ve ezilenlere taşımak için, biz de yan yana gelerek bu yolu adımlıyoruz. İsmail’in peşinden gittiği komünist dünya hedefine ulaşana dek de durmayacağız. Devrimciler ölür, devrimler sürer.
Aynı mezarlıkta yatan Aslan Tel yoldaşın kardeşi Hatice Tel ise konuşmasında İsmail yoldaşın ‘Ankara’nın İsmail abisi’ olduğuna ilişkin yaşadığı bir olayı anlattı. Bir eylemden sonra İsmail’in resmi olan dövizle Kızılay’da bir bankta otururken dövizi gören bir gencin kendisine yaklaşarak ‘ben bunu tanıyorum, birlikte bildiri dağıtmıştık’ dediğini; aradan biraz zaman geçtikten sonra başka birinin kendisine yaklaşarak ‘bu arkadaş bizim derneğin üyesiydi’ dediğini; başka birisinin ise ‘ortak bir çalışmada birlikte faaliyet yürüttük’ dediğini anlattı. O anki duygularını anlatamayacağını, ama İsmail’in çeşitli kesimlerle nasıl ilişkilendiğini ve ‘Ankara’nın abisi’ olmasının nasıl gurur verdiğini, kendisinin mutlu hissettiğini vurguladı.
İsmail yoldaşın eşi Serpil ise konuşmasında, “İyi ki varsınız, bizi hiç yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim. Katiller gerçek anlamda yargılanana kadar mücadele edeceğiz” dedi
İsmail yoldaşın Mezarı başındaki anma konuşmaların ardından sonlandırıldı. Daha sonra Sündüz Ana ve Zihni Baba’nın mezarına karanfil bırakmayı ihmal etmeden Aslan Tel yoldaşın mezarı başına gidildi. Aslan yoldaşın mezarı başında onunla aynı zamanda mücadele eden yoldaşları burada bir Aslan Tel’in değil bir müfrezenin olduğunu anlattılar.
Aslan yoldaşın mezarından ayrıldıktan sonra İsmail yoldaşın ailesinin evine geçerek aileyle birlikte yemek yiyip sohbet ettik. Ardından Ankara’ya dönmek üzere köyden ayrıldık.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!