İnsanlığın bittiği anlardan birini daha yaşadığınızı hissediyorsunuz. Onlar ölüm pahasına geldikleri bu topraklarda hayatta kalmaya çalışıyor. Karın tokluğu bile denemeyecek insanlık dışı koşullarda köle gibi yaşıyorlar. İş aş ve hayat hakları ellerinden alınmış “modern” köleler onlar.
Türkiye’de 3 milyon 636 bin mülteci yaşıyor. Binlerce mülteciden biri olan Yavuz’un hikayesini Evrensel’den Gözde TEKİN anlatmış.
Yavuz, 5 yıldır Türkiye’de yaşıyor. 23 yaşındaki Yavuz da bunlardan biri. Savaşta annesini kaybetmiş, evi bombayla yıkılmış Kaçakçılara bin dolar verip 24 saat yürüyerek Türkiye’ye gelmiş. İstanbul’da bir metal fabrikasında çok ağır koşullarda çalışan Yavuz’un burada beli sakatlanıyor. Kocaeli’ndeki akrabalarının yanına taşınıyor. Turist rehberi olarak başladığı çalışma hayatı, kısa sürüyor. Çalıştığı yer pandemi nedeniyle kapanınca işsiz kalıyor.
Son olarak bir boya fabrikasında çalıştığını anlatan Yavuz, metal parçalara boya tabancasıyla boya yaptıklarını söylüyor. Ancak fabrikada yeterli önlemler alınmıyor. Kayıtdışı, düşük ücretli ve ağır koşullarda çalışan on binlerce işçi gibi onun da en korktuğu şeylerin başında iş kazası geçirmek ya da hasta olmak geliyor. Ucuzun ucuzu işgücü olarak görülen ve hiçbir hakkı olmayan Yavuz’un sigortası da yapılmıyor elbette.
Bize verdikleri maske boya maskesi değil. Hiç güvenli değil, ciğerlerim ağrıyor. Sabahları öksürdüğümde kan çıkıyor. Herkes yapamıyor zaten bu işi, genelde Suriyeliler ya da daha genç insanlar yapıyor. İki hafta önce makinede bir arıza çıktı aslında çok basit tamir edilebilecek bir şey. Söyledik ama yapmadılar bu yüzden çalışırken parmağım sıkıştı. O an hissettim parmağımın kırıldığını. Müdürün yanına gittim, ‘Beni hastaneye götürün’ dedim. Parmağıma baktı, ‘Senin bir şeyin yok çalışmaya devam et’ dedi. Kendi imkanlarımla çıktım hastaneye gittim, kırık var dediler. Doktor rapor verdi; raporu işyerine getirdim. Patron ‘Bu rapor geçmez sen sigortalı değilsin’ diyor. ‘Abi sigortayı sen yapmadın’ dedim yüzüme baktı sadece. Sonra ‘Kırık elini poşete sar sağlam elle çalışmaya devam et’ diyor. İşte bu kadar yani onların gözünde insan değiliz.
O anı, Yavuz’un acısını, uğradığı aşağılanmayı tahayyül etmeye çalışmak bile ürpertici!
Mülteci olduğu için patronun gözünde kölelerin kölesi durumunda Yavuz ve onbinlerce Yavuz var dışarda. Sıkışan parmağının acısıyla kıvranırken “Kırık elini poşete sar, diğeriyle çalış” diyen insan suretindeki patron makine boş kalmasın diye bu “çözüm”ü devreye sokmuştur. Sınıfsal-insani uçurumlar ve çıkarlar işte böyle dehşet anlarına dönüşür. Patronun Yavuz’a yapmasını söylediği onun çıkarları ve ihtiyaçlarıyla örtüşmektedir. “İnsanlık” mı, kapitalizmin vicdanı yoktur ki…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!