“On’ların yolunda zafere kadar yürünecek” başlığı ve “Onlar ölmediler yok/Ateş fitiller gibi/Dimdik ayakta barut ortasındalar” dizeleriyle başlayan açıklamada, bu yılın 30 Mart 1972’de Tokat’ın Kızıldere köyünde Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna ve Saffet Alp’in faşist devlet tarafından katledilmesinin 50. yılı olduğu vurgulandı.
“71 devrimci kopuşunun mayasının birleşik mücadele ile tarihe ve kavgaya yazılmış an’ıdır Kızıldere” denilen açıklamada, Kızıldere’nin Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin harcını ören yoldaşlık pratiklerinden olduğu kaydedildi. “THKPC’li ve THKO’lu devrimciler hapishaneden birlikte kaçmış ve THKO’lu Deniz’lerin idamını birlikte durdurmak için eyleme geçmiştir” denilen açıklamada On’ları tarihe yazanının, kavganın mimarı kılanın da bu olduğu kaydedildi.
“Birlikte savaşmak, birlikte kazanmak içindir eylemleri. Ve birlikte karşılarlar ölümsüzlüğü…” denilen açıklamada, Kızıldere’nin devrime adanmışlığın, kararlılığın, fedakârlığın, siper yoldaşlığının, birlikte mücadelenin adı olduğunun altı çizildi.
On’ların Kızıldere’de siper yoldaşlığının manifestosunu yazdıkları kaydedilen açıklama şöyle devam etti:
Bir devrim ancak uğruna hayatlarını, hayallerini ortaya koyanların omuzlarında yükselir. Silahlı mücadeleyle arasında mesafe olan sosyalist hareketle aralarına çizgi çekerek başladıkları yolun “71 Devrimci Kopuşu” olarak adlandırılacağını tahmin dahi etmeyen, fakat devrimi mayaladıklarını bilen ‘71 silahlı çıkışının devrimcileri, önderlerimiz oldular.
Devrimci bilinç ve eylemle açtıkları yol, sadece o günü aydınlatmaz. Bugüne pusuladır. ‘71 devrimci kopuşu, devrim teorisini tartışarak ve elbette her an eylemin içinde olarak ortaya çıkmıştır. Ve eylemin hedefi iktidardır. On’ların kopuşu hayatı eylemle yeniden kurmayı anlatır, meşru olanı belirleyenin devrimci eylem olduğunu anlatır. Yoldaşlarımız bize cüreti, iradeyi ve halk iktidarı için savaşmayı öğretir.
Kızıldere’de On’ların devletle savaşarak ölümsüzleşmesi ve ardından Denizlerin idam sehpasını tekmeleyen iradesi devrim mücadelesinin mihenk taşı olmuş. Türkiye ve Kürdistan’da binlerce devrimci sokaklardan zindanlara, çatışmalardan idam sehpalarına aynı cüreti kuşanmıştır. Birleşik mücadele ve birleşik devrim, yoldaşlarımızın mücadele pratiklerinden, devrim teorisinden bizlere kalandır. On’ların yolunda yürüyen Bayram Namaz, Nubar Ozanyan, Ulaş Bayraktaroğlu ile devrimin kızıl sancağı yükselmeye devam ediyor.
Gün, geçmişten bugüne büyük bedellerle yaratılan büyük zorluklarla ilmek ilmek örülen birleşik mücadeleyi zafere taşıma günüdür. Onların yarattığı siper yoldaşlığı örneği, bugün faşist iktidara karşı devrimci, demokratik, yurtsever güçlerin birleşik mücadelesinde sürüyor.
Onların açtıkları yolda zafere kadar yürünecek!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!