Pazartesi, 29 Haziran 2026

İliç’teki maden faciasına yönelik tepkiler devam ediyor



21 Haziran Salı günü Erzincan’ın İliç İlçesi Çöpler Mevkii’ndeki altın madeninde büyük bir facia meydana geldi. Çalık Holding’e bağlı Lidya Madencilik’le ABD’li şirket ortaklığından oluşan Anagold Madencilik A.Ş. tarafından işletilen altın madeninde siyanür taşıyan boru hattında patlama meydana geldi ve yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına bulaştı. Siyanürlü suların Fırat Nehri …


21 Haziran Salı günü Erzincan’ın İliç İlçesi Çöpler Mevkii’ndeki altın madeninde büyük bir facia meydana geldi. Çalık Holding’e bağlı Lidya Madencilik’le ABD’li şirket ortaklığından oluşan Anagold Madencilik A.Ş. tarafından işletilen altın madeninde siyanür taşıyan boru hattında patlama meydana geldi ve yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına bulaştı. Siyanürlü suların Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştığına yönelik tespitler; tüm kamuoyunda büyük bir endişeye yol açtı.

Olayın basına yansımasının ardından gerek devlet cephesinden gerekse şirket yönetiminden yapılan açıklamalarda “büyütülecek bir şey yok” mealinde şeyler söylendi. Açıklamalarda mesele ya “siyanür aktı ama suya karışmadı” ya da “20 ton değil, 8 kiloluk siyanür aktı”ya doğru çekilmeye çalışıldı. Tepkiler sonrasında şirkete ilk önce 16 milyon 441 bin TL idari para cezası verildi, sonra da koşulları yerine getirinceye kadar üretimi durdurması kararı.

Şirketin 5 gün sonra yaptığı açıklamada öne çıkan vurgu 20 ton değil, 8 kiloluk siyanür aktığı ve suya-toprağa bulaşmadığı yönündeydi. Oysaki jandarmanın olayla ilgili tutanağında belirtiliyordu 20 ton. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu suçüstü yakalanmışlığı da “jandarma siyanür suya karışmış gibi bir tutanak tutmadı, olay maniple ediliyor” şeklinde savuşturulmaya çalışıldı. Oysaki gerek fay hattı üzerinde kurulan atık havuzu gerekse siyanür ve sülfirik asitle yapılan altın arama çalışmasında oluşturulan havuzun kapasitesinin sınırları ve o sınırlara dayanıldığı anda zararlı elementlerin buharlaşarak havaya karıştığı gerçekleri açısından bile bu maden ocağı yaşama, çevreye, havaya, suya, her şeye zararlıydı.

ÇED olumlu raporları mevcut tehlikeleri dikkate almadan verilmişti. İstanbul Teknik Üniversitesi ’nden Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Duman, Türk Toraks Derneği ve Türk Tabipler Birliği’nin hazırladığı raporsa bambaşka şeyler söylüyordu.

Raporda bu proje kaçak nükleer tesis projesiyle özdeşleştiriliyordu. Çernobil’den daha tehlikeli olduğu belirtiliyor ve şu önemli ayrıntıya dikkat çekiliyordu: 25 yılda dolması gereken atık havuzu 2 yılda dolduğu için atık kimyasalları püskürtme cihazlarıyla atmosfere veriyorlar. Bilimsel raporlara göre sadece Türkiye değil komşu ülkelerde tehlike altındadır. Şu an bulutlar sülfürik asit yüklü. Olay o kadar büyük ki Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Mühendisler ve Mimarlar Odası da konuya müdahil oldu. Hepimiz dava açtık. Bu projenin dünyada ikinci bir örneği yok. Kaçak nükleer tesisten daha tehlikelidir.

Barolardan tepki

Her açıdan ciddi bir tehlike oluşturan İliç’teki altın madenine ilişkin toplumsal tepkilerden biri de barolardan geldi. 75 ilin barosu “Erzincan İliç’teki altın madeni derhal kapatılmalıdır” başlığı ile yapılan ortak açıklamada, “Su kaynaklarının zehirlenmesi, biyoçeşitliliğin yok edilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin imkansızlaşması, hava, toprak kirliliği gibi birçok zarar ve ihlale yol açan felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden; maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır” denildi.

“Büyük endişeye yol açtı”

Baroların ortak açıklaması şöyle:

21 Haziran Salı günü saat: 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyonunun Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına bulaştığı, siyanürlü suların Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştığına yönelik tespitler; tüm kamuoyunda büyük bir endişeye yol açmaktadır.

Felakete davetiye çıkartıldı

Olay nedeniyle İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, sızıntı sebebiyle Bakanlık tarafından da şirkete 16 milyon 441 bin TL idari para cezası kesildiği açıklanmıştır. Deprem riski altında olan bölgede herhangi bir jeolojik hareketlilik olmamasına rağmen boruların patlaması, riskin büyüklüğünü ve denetimsizliği ortaya koymakta; madende altın ayrıştırma işlemine hala, 24 saat aralıksız devam edilmesi nedeniyle de adeta yeni felaketlere davetiye çıkarılmaktadır.

“Çernobil’i andırmaktadır!”

Başka illerimizde de benzer vakalar yaşanmış olmasına rağmen şirketler her defasında bu duruma aldırış etmeden üretime devam etmekte, kapasite artırımı için başvuru yapabilmektedir. Olayın seyri bizce Çernobil’i andırmaktadır! Tehlike sadece İliç ilçesi ile sınırlı olmayıp barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse, tüm Güneydoğu Anadolu bölgemiz ve ortadoğu, doğrudan tehdit altında demektir. Erzincan dışında 20’ye yakın ilde tarımsal alanların da bu felaketten etkileneceği aşikardır.

En büyük altın rezervinin bulunduğu ilçede gerekli tedbirler alınmadan, arıtma tesisleri kurulmadan, 2010 yılından beri siyanür ile altın çıkarılmakta; altın arama sahası, doğanın yanı sıra sağlığımızı da tehdit etmektedir. Böyle devam ederse, çok yakın zamanda ülkemizde temiz tatlı su bulamayacağız. Altın uğruna tarımsal ve yaşamsal önemi haiz yaşam kaynaklarımızdan vazgeçmemeli, doğamızı çok iyi korumalıyız.

“Altın arama faaliyeti derhal durdurulmalı”

Su kaynaklarının zehirlenmesi, biyoçeşitliliğin yok edilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin imkansızlaşması, hava, toprak kirliliği gibi birçok zarar ve ihlale yol açan felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden; maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.

Biz aşağıda imzası bulunan barolar; bu ülkenin hepimize, en çok da bizden sonraki nesillere ait olduğunun bilinciyle, Ekolojik yıkımların toplum sağlığında yarattığı tahribatlara karşı mücadelemizi yükselterek, rant için ülkenin dört bir yanının yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”

AÇIKLAMADA İMZASI BULUNAN BAROLAR

Açıklamada imzası bulunan barolar ise şöyle: “Adana Barosu, Adıyaman Barosu, Afyonkarahisar Barosu, Ağrı Barosu, Aksaray Barosu, Amasya Barosu, Ankara Barosu, Antalya Barosu, Ardahan Barosu, Artvin Barosu, Aydın Barosu, Balıkesir Barosu, Bartın Barosu, Batman Baros, Bilecik Barosu, Bingöl Barosu, Bolu Barosu, Burdur Barosu ,Bursa Barosu,  Çanakkale Barosu, Çankırı Barosu, Çorum Barosu, Denizli Barosu, Diyarbakır Barosu, Düzce Barosu, Edirne Barosu, Erzincan Barosu, Erzurum Barosu, Eskişehir Barosu, Gaziantep Barosu, Giresun Barosu,Gümüşhane Barosu, Hakkari Barosu, Hatay Barosu, Iğdır Barosu, Isparta  Barosu, İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Kahramanmaraş Barosu, Karabük Barosu, Kars Barosu, Kastamonu Barosu, Kayseri Barosu, Kırıkkale Barosu, Kırklareli Barosu, Kilis Barosu, Kocaeli Barosu, Konya Barosu, Kütahya Barosu, Malatya Barosu, Manisa Barosu, Mardin Barosu, Mersin Barosu, Muğla Barosu, Muş Barosu, Nevşehir Barosu, Niğde Barosu, Ordu Barosu, Osmaniye Barosu, Sakarya Barosu, Samsun Barosu, Siirt Barosu, Sinop Barosu, Sivas Barosu, Şanlıurfa Barosu, Şırnak Barosu, Tekirdağ Barosu, Tokat Barosu, Tunceli Barosu, Trabzon Barosu, Uşak Barosu, Van Barosu, Yalova Barosu, Yozgat Barosu, Zonguldak Barosu.”