Faşist iktidar bloğunun konser-festival yasakları devam ediyor. Son olarak sanatçı İlkay Akkaya’nın iki konseri yasaklanmıştı. Buna Halkevleri Müzik Topluluğu’nun Burhaniye’deki 1 Eylül konserine getirilen yasak eklendi. Yapılan açıklamada Kaymakamlığın iki müzisyen için yasak kararı getirdiği belirtilerek, “AKP iktidarının halktan yana sanata karşı topyekûn saldırılarına karşı örgütlü bir mücadele içinde olmaya davet ediyoruz. Tüm alanlarda olduğu gibi sanat alanında da sonuç almak için en doğru yol kendi örgütlü kuvvetine dayanan bir mücadeleden geçiyor. Konser yasaklarına, sansüre karşı tüm müzisyenleri ve müzik severleri tepki göstermeye davet ediyoruz” denildi.
Bu yasakların “dur bakalım ne olacak” denilip geçilecek, tesadüf ya da konjonktürle yasaklar olmadığı açık. Olup bitenler, Erdoğan’ın İletişim Başkanı sıfatı taşıyan Goebbels karikatürü Fahrettin Altun’un 5 Temmuz 2018’de söylediği “Siyasi hegemonyanız bitti, kültürel hegemonyanız da bitecek…” sözlerinin ya da Erdoğan’ın içinde bir yara olarak tarif ettiği benzer içerikli cümlelerin pratik karşılığıdır.
Siyasi hegemonyayı hangi yöntemlerle ele “geçirdiklerini” daha doğrusu geçirdikleri anda her birinin kendi içinde nasıl bir çeteler yumağına dönüştüğünü izleyip görüyoruz. Dinci-gerici-faşist ideolojinin sentezi olan kültürel hegemonyayı kazanmalarıysa bu topraklarda biraz zor. Kültürel hegemonya da öyle düzenledikleri konserlerde Binali Yıldırım gibilerinin eline mikrofon alıp türkü söylediğini zannetmesine ya da her açıdan düşkünleşmiş, kapıkulu haline gelmiş “sanatçıların” bıktırıcı “üretimlerine” benzemez keza. Onun için doğrudan, iyiden, haktan, halktan yana olmak lazım her şeyden önce. Onun acılarından, coşku ve sevinçlerinden, hayatın her alanında biriktirdiği direniş dinamiklerinden beslenmek… O açıdan da sadece 1 saatlik bir gezi için 3 milyon liralık harcama yaparlarken; açlık çığlıklarına, işsizlik feryatlarına “yok öyle bir şey” diyenlerin kısacası sömürü ve zulmün temsilcisi olanların harcı değildir.
Ama bu dizginsizleşmiş faşist saldırganlık da “geçecek” demekle alt edilemez. Geçebilmesi için sanatın-sanatçının sokağa inmesi, sınıf mücadelesinin bu cephesinde kolektif bir duruşu örgütlemesi gerekir. Emekçilerin buna katılması… Cesaretle ve kararlıkla… Yoksa faşist iktidar kültürel hegemonyayı kuramasa bile baskı ve zorbalıkla sinmeyi-korkmayı bulaştırarak kötürümleşmiş bir toplum yaratır, kendisiyle birlikte her şeyi çürütür!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!