Erdoğan’ın dünkü konuşması da ‘böyle devam’ demekti!



AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı ardından yaptığı konuşmada yine tehlikelerden bahsetti, güçlü olmak gerektiğinden dem vurdu, “aksi takdirde ülkemizi çevremizde sayısız örneğini gördüğümüz felaketlerin içine sürüklemek isteyenlere fırsat vermiş oluruz” dedi. Bu kışkırtıcı ve “her şeye amenna demelisiniz” anlamına gelen buyurgan dilin savaş ve işgal politikalarında, saldırgan dış siyasette ve bu siyasetin iç …


AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı ardından yaptığı konuşmada yine tehlikelerden bahsetti, güçlü olmak gerektiğinden dem vurdu, “aksi takdirde ülkemizi çevremizde sayısız örneğini gördüğümüz felaketlerin içine sürüklemek isteyenlere fırsat vermiş oluruz” dedi. Bu kışkırtıcı ve “her şeye amenna demelisiniz” anlamına gelen buyurgan dilin savaş ve işgal politikalarında, saldırgan dış siyasette ve bu siyasetin iç siyasete katık edilmesindeki ısrarın sürdürüleceği anlamına geldiği açık.

Emeğin ucuzlaması ve ülkenin ucuz emekle dünyanın yeni yatırım-lojistik üssü haline getirilmesi, yoksullaştırarak büyüme ve zenginleşme politikasından övgüyle bahseden Erdoğan, “Her ne kadar salgın döneminde birileri bizi bu politikadan dolayı eleştirmiş olsa da ne kadar doğru karar verdiğimizi onlar dahi inkar edemiyor. Bizim mandacı iktisatçılar dediğimiz kesim bile artık eski görüşlerinde ısrar edemiyor. Sürekli bardağın boş tarafını göstererek olsa da farklı şeyler söylüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,5 olan oran ikinci çeyrekte yüzde 7,6 olarak gerçekleşmiştir. Hem OECD hem de G-20 içinde en yüksek büyüme kaydeden ikinci ülke konumundayız” dedi. Elbette ki bu büyümede emeğin payının her geçen gün küçülmesinin etkili olduğundan bahsetmedi.

Bu sefer köprüler, yollar, havalimanlarıyla değil makine teçhizat yatırımlarıyla övündü

Bu sefer duble yollarla, çılgın projeler ve köprülerle övünmedi. Belli ki beşli çetenin yarattığı toplumsal alerjinin, beton ekonomisine yönelik eleştirilerin farkındalığıyla konuştu ve “büyümemizin içindeki makine teçhizat yatırımı harcamanın ortalamanın neredeyse iki kat olması gelecekte daha ileri seviyelere ulaşma umudumuzu güçlendiriyor” dedi.

Yağmanın adı yatay mimari

Tabii en önemli sermaye birikim araçlarından biri haline getirilen ve rant değeri yüksek bölgeler başta olmak üzere kentsel dönüşüm yani yağma ve talan politikasını, beton patronlarıyla tuttuğu işi devam ettireceğini “Afetlere hazır, enerji verimliliği yüksek, kültürel değerlerimizi koruyan, yatay mimariyi esas alan kentsel dönüşüm programlarımızın arasındadır” diyerek ilan etmeyi ihmal etmedi.

Enerji patronlarının yağmacılığına devam

“Her şeye rağmen satın alma paritesi itibarıyla ülkemizin dünya milli gelir sıralamasında 11’inciliğe yükselmesini önemli başarı olarak görüyoruz. Toplam milli gelir sıralamasında dünyada ilk 10’a gireceğimizin çok uzak olmadığına yürekten inandığımı söylemek isterim” diyen Erdoğan’a göre her şey yolunda. Bir de enerji ihtiyacını çözerse hiçbir sorun kalmayacak!

Her şeyin yolunda olduğu tablosu çizen Erdoğan, enerji sorununu da dağı taşı enerji ve maden patronlarına peşkeş çekerek çözmeyi düşündüğünü şu “yumuşak” ifadelerle dile getirdi:

Ülkemizin enerji ihtiyacını yerli, milli, sürdürülebilir kaynaklardan teminine yönelik çok sayıda projeyi hayata geçiriyoruz. Yeni programımızı istihdam merkezli oluşturduğumuzu her fırsatta vurguluyoruz. Son 2 yılda net 5 milyon artışla tarihimizin en yüksek rakamı olan 31 milyon sınırına dayanmış olması bu alandaki hedefe ulaştığımızın ispatıdır.

İhracata dayalı büyüme

Emeğin değerinin pula çevrilmesiyle önemli bir lojistik ve yatırım üssü haline gelmeyi hedefleyen kendi deyimleriyle “yeni ekonomik modelin” propagandasını “istihdamı arttıracağız” şekerine bulayarak şöyle yaptı:

Tüm bakanlıklarımızın, kurumlarımızın katılımıyla hazırlanan orta vadeli program 2023-2025 yılları arasındaki çalışmalarımızın rehberi olacaktır. Ülkemizin kalkınma potansiyeli, istihdamı artıran, ihracat temelli büyümeyi hedef alan strateji uygulayacağız. Hizmet gelirlerindeki artışın düzenli şekilde sürmesini bekliyoruz.

İhracatımızı ülke ve ürün çeşitliliğiyle sürdüreceğiz. Enerji dahil her alanda ülkemizin imkanlarını harekete geçirecek projelere öncelik vereceğiz. Finansal ve fiyat istikrarını hedeflediğimiz seviyeye getirmek istiyoruz. Gençlerimiz ve kadınlarımız başta olmak üzere çalışmak isteyen herkese istihdam sağlayacağız. Bütçe disiplininden taviz vermeyeceğiz.

Enflasyonu düşüreceklermiş, yine tarih verdi

Enflasyonun dünyadaki yapısal krizle doğrudan ilişkili olduğunu, ama bunun Erdoğan’ın propagandasını yaptığı “yeni ekonomik program” kapsamında yani ihracat-büyüme-istihdam odaklı politikalarla bilinçli bir tercih haline geldiğini artık bilmeyen yok. İhracat-istihdam ve büyümeden kastettikleri, emeği ucuzlatırken yatırım çekmek ve patronları zenginleştirmektir.

Bununla övünen Erdoğan her geçen gün daha fazla yoksullaşan, evsizlik-açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan emekçilerden bir kez daha “sabır” istedi.

Bu fotoğraf içinde enflasyon hala en ciddi sorunumuz olmayı sürdürüyor. Dünyanın her ülkesi kendi ekonomik gerçekliğine göre son 40-50 yılda eşi benzeri görülmemiş enflasyon tehdidi ile mücadele ediyor.

Türkiye olarak inşallah yılbaşından sonra ülkemizdeki enflasyonun hızlı bir şekilde inişine şahitlik edeceğiz. Önce 40’lı ardından 30’lu yıl sonuna kadar da 20’li rakamlarla çıkmayı planlıyoruz.

Bu arada ekonominin bu halde olmasını da yaşadıkları iç ve dış saldırılara bağlamayı ihmal etmedi.

İflas eden sağlık sistemine övgüler!

AKP’nin ilk dönemlerinde toplumsal destek kazanmasında önemli bir yerde duran sağlık sisteminin gelinen noktada derin bir kriz içinde olduğunu herkes biliyor. Piyasalaştırılan, çalışanları köleleştirilmek istenen, özelleştirmelerle devlet hastanelerinin canına okunan, bırakalım tedaviyi muayene için bile randevu alınamayan bu sistem için şunları söyleyebildi, dil ağrıyan dişe gider misali:

Türkiye’nin son 20 yılında gerçekleştirdiği kalkınma devriminin en iftihar verici sonuçlarından biri de sağlıkta yaşanmıştır. Genel sağlık sigortası sistemimizin dünyada eşi benzeri yoktur. En ücra köşelere kadar yayılan tam teşekküllü hastanelerimiz, teşhis, tedavi, ilaç temini mekanizmalarımızla en yaygın ve kaliteli sağlık hizmetini sunuyoruz.

Şehir hastanelerimiz salgın döneminde önemi daha iyi anlaşılan benzersiz bir yeniliktir. Sağlık çalışanlarımızın, doktorlarımızın özlük haklarıyla ilgili tartışmalar sağlıktaki bu güzel tabloyu gölgelemeye başlamıştı. Sağlık çalışanlarımıza tüm sorunlarını çözme sözü verdik. Sabit ek ödemelerini merkezi yönetim bütçesine alarak yaşanan karmaşa ve memnuniyetsizliği ortadan kaldırdık.

Emeklerine de yansıyacak şekilde özlük haklarında yaptığımız iyileştirmelerin sağlık çalışanlarımız tarafından büyük memnuniyetle karşılandığını görmekten memnuniyet duyuyoruz.

Emekçiler için seçim eşantiyonu: 2 bin lira ve altı borçlar ödenecek, doğalgaz desteği verilecek!

Konuşmasının başından beri burjuvaların penceresinden konuşan, emeğe-emekçiye kölece çalışma ve karın tokluğunu salık veren ve tüm bunları “kalkınıyoruz, büyüyoruz, milli gelirimiz artıyor” etiketleriyle yapan Erdoğan’ın emekçiler için verdiği tek “müjde” “dağ fare doğurdu” cinsinden. O da seçim sathı mailinin hatırına… İcra dosyalarındaki astronomik artış nedeniyle borcu 2 bin ve daha aşağı olan emekçilerin borçlarını hazineden ödeyeceğini belirtti. Büyük bir şeymiş gibi…

Vatandaşlarımızın bir kısmını icra takibine uğramasına yol açan 2 bin lira ve altındaki borçları tasfiye ediyoruz. 15 Ağustos 2022 tarihinden önce icra takibi başlatılmış 2 bin lira ve altındaki alacakların gider gösterilerek vergiden düşürülmesi ve tasfiyesini sağlıyoruz.

Varlık yönetim şirketlerine devredilmiş alacaklar da buna dahildir. Yaklaşık 10 milyon dosya ve 5,5 milyon vatandaşımız icra takibinden kurtulmuş olacaktır.

Aldığımız bu kararın yasal düzenleme boyutunu Ekim ayında meclisin açılmasıyla birlikte Cumhur ittifakının meclis grupları adımını atacaktır.

“Doğalgaz desteği”

Defalarca zam yapılan, vatandaşın vanasına dokunmaktan korktuğu doğalgaz desteğini de bu eşantiyona ekledi. O desteği almanın aslanın ağzından ekmek kapmakla eşdeğer olduğunuysa bilmeyen yok:

2022-2023 eğitim öğretimle ilgili hazırlıklarını yürüten ihtiyaç sahibi ailelerimize, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıflarımıza ilave kaynak aktarımı yaptık. İhtiyaç sahibi ailelerimizin ilçelerindeki vakıflara başvurmaları gerekiyor. Doğalgaz tüketim desteği programını bu yıl da sürdüreceğiz. Ev sahibi veya kiracı, tüm vatandaşlarımız 5 Eylül’den itibaren e-devlet üzerinden başvurularını yapabilirler.

Kronik hastaların, yaşam destek cihazlarına bağlı ailelere doğalgaz desteği yüzde 5 fazlasıyla yapılacaktır. Şartları tutmadığı için diğer yardımlardan yararlanamayan 831 bin vatandaşımıza temmuz ayında 427 milyon destek sağlamıştık. 1.6 milyon kişinin 1 milyar lirayı bulan Ağustos ayı ödemelerini 7 Eylül’de gerçekleştiriyoruz.”