Malatya’da karın buzun altında…



Malatya’dan Ankara’ya gelen depremzedeyi tüylerimiz ürpererek dinledik: “Bir damla suya muhtaç edildik. Çocuklar açız diye ağlıyorlardı. Bizden vergi alanlar, veremeyenlere cezai-müeyyide uygulayanlar ortada yoktu. Hiç mi vicdanları kalmamıştı ki, bize bir damla su bile getirmediler. Ortada gözükmediler.”


Depremi “Asrın felaketi” olarak adlandıran faşist rejim, yaşanan vahametin asıl sorumlusu olduğu gerçeğini görünmez kılmaya, depremzedelerin ve tüm toplumun yaşadıklarının üstünü seçim gündemiyle örtmeye çalışıyor.

Malatya’dan Ankara’ya gelen depremzedeyi tüylerimiz ürpererek dinledik. “Bir damla suya muhtaç edildik. Çocuklar açız diye ağlıyorlardı. Bizden vergi alanlar, veremeyenlere cezai-müeyyide uygulayanlar ortada yoktu. Hiç mi vicdanları kalmamıştı ki, bize bir damla su bile getirmediler. Ortada gözükmediler” derken o anları hep birlikte yaşadık.

Malatya depreminde yaşananları yaşayanların saf ve yalın anlatımlarından okuyalım.

Alınteri: Siz bir depremzedesiniz. Malatya’dan Ankara’ya gelmek zorunda kaldınız. Yaşadığınız anları, öncesini, deprem anını anlatabilir misiniz?

Konuk: Biz akşamdan komşularımla mantı döktük. Gece saat dördü 10 geçe bir felaketle kalktık. Deprem değil sanki… Felaketti. Normal depremi, zemin olduğu için hiç duymuyorduk. O bir deprem değildi sanki 10 tane pompalı tüfekle sanki çapraz saldırı anı gibiydi. Peşpeşe binalar saldırıdan yerle bir oluyordu. Biz canımızı zor kurtardık.

Öyle bir sallandık ki yatakta duramadık, yataktan bizi kaldırıp atıyor. Öyle bir sallanıyor ki… o anda çığlıklar, bağırtılar… o binayı böyle hafif sallamıyor, sanki milletin çığlıkları sallıyor.

O zaman, biraz durunca deprem ben kalkmaya çalıştım, tekrar ikinci depreme yakalandık o daha bir şiddetliydi. Benim kurtuluşum yok dedim. Adana’da da deprem yaşadım, Malatya’da da deprem yaşadım ama bu bir deprem değildi, felaketti. Komşularımdan ben birazcık cesaret aldım, yataktan kalktım hemen üzerime bir şey giydim, bir battaniye vardı ordan aldım dışarıya çıktım.

Bir kafe vardı oraya sığındık. Artçılar olduğunda sokağa fırlıyorduk, üzererimize lapa lapa kar yağıyordu.İkinci depremde o kafe de yerle bir oldu ve sokakta kaldık. Aç susuz, karda ve soğukta bir başımıza bırakıldık resmen.

Milletin ayağında ayakkabı yok, çorap yok. Yattığın şeylerle çıkıyorsun. Evimizin karşısında Uğur Böceği Parkı diye park vardı, parkta tabii hiçbir şey yok. Ekmek yok, su yok, yemek yok… Hiçbir şey yok. Çay dağıttılar o çayı da biz şekeri doldurduk doldurduk içtik. Su bulamadık çay içtik.

Evet, Allah razı olsun yanımızdaki komşularımız almak için çaba gösteriyorlar ama gidiyorlar geliyorlar su yok, çay yok, ekmek yok, yemek yok, çocuklar açık (açız) diye ağlıyor. Çünkü onları yaşadık aynı şekilde. Deprem olunca hepimiz dışarıya o dışarıdaki o yağan karlar, yağan yağmur var üzerimizde… cıbıldağımız çıktı.

Hamile kadınlar, mesela o hamile kadınlardan çok etkilendik biz… Doğum yapan kadınlar, özürlü çocuklar annelerinin kucaklarında… Arabası olan zaten arabasına sığındı, arabası olmayan da bizim gibi karın altında… bekledik yani.

Alınteri: Çocuklar ne yapıyorlardı?

Konuk: Çocuklar ne yapsın? Çığlıklar, bağırmalar, Yine ben onlara göre çok cesaretliydim. Hep dua edin, dua edin dedim. Zaten ben evden kurtulmadan önce başıma bir şeyler dökülünce ben kelimeyi şahadet getirdim. Zaten kurtulamayacağım, en azından kelimeyi şahadet getireyim…

Alınteri: Yapabilecek başka bir şey olmadığı için mi…

Konuk: Tabii ki… Hiçbir yer, mesela hiçbir yerden yardım görmedim. Belediyeden gelip bir çay dağıtabilirdi, bir çorba dağıtabilirdi, büskivi dağıtabilirdi, yani açlığımızı giderebilirdi. Biz artık gece koyduk köye gideceğiz, gittik köyde yollar kapalı geri Hekimhan’a indik. Hekimhan’da bacımın kaynanasıgile gitmek zorunda kaldık. Dört gün mü 5 gün mü orada kaldık. Allah razı olsun onlar evlerini açtılar, sobalarını yaktılar. Ama önce bize nerede kalıyorsak oranın belediyesi bakması lâzımdı. Onun ilgilenmesi lazımdı, hiç kimseyi görmedik.

Alınteri: Siz çabuk geldiğinizden bahsettiniz biraz önce sohbet ederken

Konuk: Onu da, ben o zaman dedim ki milletvekiline, söyleyin gelip bir şeyler dağıtsınlar, çoluk çocuk aç… yani bir şeyler yapabilirlerdi. Hiç kimse bir şey yapmadı, hiçbir büyük adam gelip de bir şey yapmadı. Hekimhan’da kaldık biz dört gece mi beş gece mi, orada da hiç kimse gelmedi. Mesela biz depremzedeler… Hekimhan’da çok insan vardı, orda da hiç kimse gelmedi. Biz ta ki buraya gelenden sonra gıda geldi dediler, kıyafet geldi dediler, biz ordan hiçbir şey görmedik, bir su dahi görmedik. Yalan konuşmam, doğrusunu konuşacağım.

Alınteri: Buraya gelme kararını nasıl aldınız?

Konuk: Buraya gelme kararını, benim çocuklarım, burdaki oğlum gel dedi. Ben gelemem dedim, benim evim var, yılların emeğim var… ne olacağı belirsiz… Gelme taraftarı değildim. Oğlum, “anne gel yoksa ben buradan bir araba tutup geleceğim” dedi. Yollar zaten hep harabe, çocuğa da bir şey olur diye… Burdan da bir dernek Allah razı olsun -ne derneğidir benim aklımda kalmadı ama- çok sahip çıktılar. O adamlar haftalarca Malatya’dan Ankara’ya depremzede taşıdılar. Dernekti o, hatta numarasını bana verdi adam, dedi ki “abla bir şey lazım olacak olursa beni arıyorsun, ben yanındayım” dedi; hangi dernek bilmiyorum ama adamın adını biliyorum, telefonumda kayıtlı. Onlar bizi oradan getirdi mesela otobüsle gelmeyi düşündük otobüsler 400 milyon. Paramız yok ki gidek, evimizde var ama bizim ekmek almaya paramız yok, otobüsle gidek!.. Otobüsler bile indirim yapmadı. Hiçbir yer…

Bizi artık o hayır kurumları getirdi, öyle bir getirdiler ki onlar bizim karnımızı doyurdular, suyumuzu verdiler, otele götürdü yemek yedirdiler akşam yemeği, bizi evlere teslim ettiler, “evleri olmayan söyleyin biz yer ayarladık oraya götüreceğiz” dediler… her türlü yardımcı oldular. İşte öyle geldik.

Alınteri: Burada, Ankara’da neyle karşılaştınız?

Konuk: Valla Ankara’da da bir şeyle karşılaşmadık. Burda da geldik evsiz barksız… Görüyorsunuz, bir odanın içindeyiz. Yine de şükür, Malatya’da karın buzun altında kaldığımız… bin şükür. Saray dedim, saray yani…

Alınteri: Belediyeden yardım falan geldi mi yemek geldi mi?

Konuk: Ankara’ya geldikten sonra belediyeye başvurduk. İlk başvurduğumuzda gıda yardımı yaptılar ve “bitince tekrar gelebilirsiniz” dediler. Fakat ikinci kez gittiğimizde “siz yardım almışsınız” diyerek bizi geri çevirdiler. Ankara Büyükşehir Belediyesi depremzedelere ilk zamanlarda kahvaltı ve sıcak yemek getiriyordu. Bu bir hafta devam etti. Sonra ABB bunu da kesti.