Tanrıkulu’nun gördüğü muamele 12 Eylül ruhunun özetidir!



CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun TV100’de katıldığı yayında TSK’yi eleştirerek icraatlarını sıraladığı için siyasi linçe uğrayıp hakkında hızla soruşturma açılması, CHP’nin bu koroya katılması 12 Eylül ruhunun dipdiri yaşadığının özeti oldu


TV100’de katıldığı yayında TSK’yi eleştirerek icraatlarını sıralayan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, medya ve “sosyal” medyada linçe uğradı, hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hafta sonu falan da dinlenmeden anında soruşturma başlatıldı. 12 Eylül askeri faşist darbesinin 43. yılının ön günlerinde yaşanan bu gelişme, “12 Eylül etiyle-kanıyla dipdiri yaşıyor” dedirtti bir kez daha.

“Yenilenmeden”, “değişimden” bahseden CHP’nin özsel gerçekliğini de bir kez daha ortaya koydu. AİHM kararlarıyla tescillenmiş, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun 2004 yılındaki raporuna geçmiş işkence-katliam olaylarını dile getiren Tanrıkulu, CHP Sözcüsü Faik Öztrak tarafından da “Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri’ni töhmet altında bırakan ifadeleri kabul edilemez” sözleriyle hedefe çakıldı.

Ardı ardına yaşanan bu gelişmeler, daha sonra Tanrıkulu’nun yaptığı yazılı açıklamada da belirttiği gibi, “AKP’nin derin devletin yeni sahibi olduğunun bir kez daha itirafı” oldu. Ama sadece bunun da değil… Sosyal medyadaki linç histerisi tarihsel gericilik birikiminin özeti olurken, Tanrıkulu’nun partisi CHP’nin tutumu da onun “devlet partisi” karakterinde bir milimlik bir değişikliğin bile yaşanmadığını ortaya koydu.

Tanrıkulu: AKP’nin derin devletin yeni sahibi olduğunun bir kez daha itirafıdır

Tanrıkulu hakkında soruşturma açılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada şunları belirtti:

Ankara CBS hakkımda soruşturma başlatıldığını kamuoyuna duyurmuş. İki husus var; birinci olarak AKP’nin kuruluşundan önce gerçekleşmiş ve insanlığa karşı suç olduğu AİHM kararlarıyla sabit olan “Kürtlere karşı” bu ağır ihlalleri AKP milletvekillerinin ve yöneticilerinin kurumsal olarak linç kampanyası başlatmaları ve Devlette devamlılık esastır prensibi üzerinden bunu sahiplenmeleri AKP’nin derin devletin yeni sahibi olduğunun bir kez daha itirafıdır. İkinci olarak; çetelerin, uyuşturucu kaçakçılarının, rantçıların peşine düşmesi gereken Ankara CBS’nın bir tatil günü hakkımda soruşturma başlatması ve kamuoyuna duyurması da göz ardı edilmemesi gereken bir uygulamadır.

‘Köylüler zorla kaybettirildi’

Geçmişteki hakikatler, şimdiki siyasi pozisyonlarınıza göre eğilip bükülemez, değiştirilemez. Aşağıda AİHM’in Türkiye’yi mahkum ettiği iki davadaki kararlarından kısa alıntılar aktarıyorum. İlkinde Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı bir köyde 11 köylünün nasıl kaybettirildiğine ilişkin karar var. Devlet bu köylülerin helikopterle götürüldükten sonra kaybettirildiğini inkâr etmiş. Oysa kaybedilen 11 kişinin yakınları, akrabalarının helikoptere bindirildiğine tanıklar. Köylüler zorla kaybettirildi.
İkinci dava Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağıllı köylerinin savaş uçaklarıyla bombalanması ve 33 köylünün öldürülmesine ilişkin AİHM kararı. Bunlar benim yargılarım değil, AİHM kararları. Şu an beni linç etmeye kalkan zihniyet, on yıl sonra Roboski’de bir katliam olduğunu söyleyenleri de linç edecek. Ama hakikatler siz linç ettiğinizde de ortadan kalkmaz.”

Tanrıkulu ne demişti? 

Tanrıkulu, TV100’deki yayında TSK’yi eleştirmiş ve “TSK’nın yaptığı her şey eleştiriden azade değil. Biz milletvekiliyiz bunları sorgularız” ifadesini kullanmış ve şöyle devam etmişti: “Bu Türk Silahlı Kuvvetleri değil mi 12 Eylül’de faşist darbeyi yapan? Bu ordu değil mi 15 Temmuz’da darbe girişimi yapan, köyleri yakan… Onlarca faili meçhul cinayet. Benim takip ettiğim davalar var. 15 köylüyü helikopterden atan TSK değil mi? AİHM kararıyla sabit hale gelen…

Milletvekilleri olarak eleştirel yaklaşmaları gerektiğini belirten Tanrıkulu, “Biz soru sorarız, doğru olup olmadığını sorgularız. En azından TSK üzerinden bu tür şaibelerin kalkması amacıyla bunu sorarız… Bu kadar köyü yaktı? Daha yeni Roboski, Uludere oldu…” diye konuştu.