Ankara Çağlayan Mahallesi’nde sokak sokak, bina bina “ÇEDES’e Hayır” bildirilerimizi mahalle emekçilerine ulaştırırken ayaküstü yaptığımız sohbetlerde ev emekçisi bir kadın, bu konunun aslında çok önemli olduğunu fakat hiç kimsenin ve hiçbir STK’nın gündeminde olmadığını ifade ederek “Böyle nasıl geriletebiliriz ki, bile bile çaresizliğe itiliyoruz” diyerek ÇEDES konusundaki sessizliğe karşı tepkisini dile getirdi. Biz de kendisi gibi düşünenlerle bir araya gelerek gündeme sokmak ve farkındalık yaratmak için çaba gösterilmesi gerektiğini söyledik. Kendilerine ulaştırdığımız bildirilerde iletişim bilgilerimizin olduğunu isterlerse bize ulaşabileceklerini ve neler yapılması gerektiğini birlikte yapacağımız ortak sohbetlerle belirleyebileceğimizin de altını çizdik.
Başka emekçi bir kadın bildiriyi aldığında, “Bunu sadece okumak yetmiyor, daha güçlü ses ve itiraz edebilmek için ne yapacağız? Çocuklarımız ve bizim yaşam tarzımız tehlikeye giriyor. Okul müdürleri ne yapıyor, bilmiyoruz” diye yakındı. Bu konunun sadece okul müdürlerinin konusu olmadığını, özellikle kadınları çok ilgilendirdiğini ve bugün çocuklarımıza dayatılan bu karanlığa karşı etrafımızdaki herkeste bir farkındalık yaratmaya çalışılması ve bir araya gelerek tepki gösterilmesi konusunda çaba harcanması gerektiğini ifade ederek mücadeleye davet ettik.
Binalardan birinde kapısını çaldığımız ev emekçisi kadın bildiri için çok teşekkür ederek, “Maddi manevi destek ister misiniz” diye sordu. Biz de bildiride iletişim bilgilerimizin olduğunu mücadeleyi yükseltmek için yan yana gelmeye ihtiyacımız olduğunu ve bizimle iletişim kurarlarsa sevineceğimizi ifade ederek dağıtıma devam ettik. Bazı binalara giremedik kapılar şifreli olduğundan bu binaların posta kutularına bildirilerimizi bırakarak yaklaşık 350 adet bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.
Bildiri dağıtımlarımız ve “ÇEDES’e HAYIR!” çalışmalarımız farklı mahalle ve bölgelerde çeşitli materyallerle devam edecek.
***
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ DİYANETE TESLİM EDEN ÇEDES’E HAYIR!
Çocuklarımızın geleceğini çalıyorlar! AKP iktidarı ilk olarak 4+4+4 projesiyle göz dikti çocuklarımızın geleceğine. Bu proje çocuklarımızın okullardan koparılmasının, ucuz iş gücü olarak sömürülmesinin, çocuk yaşta evliliklerle istismar edilmesinin önünü açtı. Kısacası egemenler kendi çocuklarının en iyi koşullarda eğitim almasını sağlarken yoksul-emekçi ailelerin yani bizim çocuklarımızın payına ise okuldan alınıp evlendirilme ya da sermayeye ucuz iş gücü olarak iş cinayetlerinde hayatını kaybetme düşüyor.
Bizler kadınlar olarak biliyoruz ki parasız, eşit, erişilebilir, bilimsel, anadilde eğitime ulaşmak bu topraklarda yaşayan her çocuğun öncelikli yaşam hakkıdır. Ancak AKP iktidarının dindar ve kindar nesiller yetiştirme söylemiyle bilinçli bir şekilde uygulamaya koyduğu eğitim politikaları bir yandan toplumu kutuplaştırırken diğer yandan eğitimin para ile alınıp satılan bir meta haline gelmesine neden oluyor. Yine bu politikalar doğrultusunda İktidar özellikle eğitim alanında uygulamaya koyduğu dincigerici, anti bilimsel politikalar yoluyla itiraz etmeden itaat eden, sorgulamadan kabul eden “makbul” bir toplum yaratmayı; oluşturmaya çalıştığı rejimin garantisi olarak görüyor.
Kadınların, öğrencilerin, velilerin, veli derneklerinin tercihleri görmezden gelinerek oluşturulan eğitim politikalarına ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi adı altında bir yenisi ekleniyor. Bu proje kapsamında okullarda çocuklara “manevi danışman “atanıyor. Danışmanlar imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğretmenleri arasından seçiliyor. Böylelikle çocuklarımız eğitim verme yeterliliğine sahip olmayan Diyanete ve onun bünyesindeki tarikatlara, cemaatlere, dini vakıflara teslim edilmek isteniyor. Toplumu karanlığa boğma, toplumsal yaşamı şeriat kurallarına göre inşa etme adımlarının bir ayağı da eğitim üzerinden hayata geçiriliyor.
İktidarın bu yöndeki politikalarından biri de ortaokul ve lise müfredatlarına eklenen, kadınların ve kız çocuklarının haklarını yok sayan bir yaklaşımla hazırlanan “Türk Sosyal Hayatında Aile” dersi. Müfredata eklenen bu ders aracılığıyla cinsiyet eşitsizlikleri derinleştirilirken, tekçi ve milliyetçi bir eğitim sistemi oluşturulmaya çalışılıyor. “Kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla hazırlanan bu dersle; kadını yok sayan, aile içine hapseden ve erkek egemenliğini güçlendiren politikalar çocuklara ve gençlere benimsetilmeye çalışılıyor.
AKP iktidarı kendi rejimlerini kurma yolundaki son dönemeci de eğitimde uygulamaya koyduğu ve koymak istediği bu politikalarla aşmayı planlıyor. Bu yolda karşısında en büyük engel olarak da kadınları görüyor. Yasaklarla, baskılarla durduramadığı kadın mücadelesini dinci-gerici, baskıcı bir eğitim sistemiyle yeni nesillerden itaatkar “makbul” kadını yaratarak durdurmayı hedefliyor.
Tüm bu dinci-gerici uygulamalara karşı yaşamı savunmak için kadınlar olarak mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor. “Yaşamlarımız Üzerindeki Söz Hakkı Bizim” demek için; işçi, emekçi, ev emekçisi, beyaz yakalı, öğrenci her kesimden kadınlar olarak mücadeleyi İLMEK İLMEK örmemiz gerekiyor. Yarın çok geç olabilir. Sen yoksan çok eksiğiz
BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ: WATSHAP: 0506 253 9917
MAİL: ilmekkadindayanişması@gmail.com
Facebook: ilmekkadindayanişmasi@gmail.com
Twietter: @ilmekfanzin
İLMEK KADIN DAYANIŞMASI
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!