Tehlikeli Bir Oyun: Siyasal Alevilik



Cihatçı troller Suriye’deki Alevilere yönelik saldırıları meşrulaştırmak, buradaki Alevileri sindirmek için “Siyasal Alevilik” gibi bir kavram üreterek yeni bir Alevi kıyımına zemin hazırlıyorlar


Irkçı-faşist-cihadist bir kesim X (Twitter) ürerinden yeni bir kavram mühendisliğine soyunmuş durumda: Siyasal Alevilik! Suriye’de ABD-İngiltere ve İsrail’in yol verip yönlendirdiği Türkiye’nin başından beri koruyup kollayıp hizaya soktuğu cihatçılara armağan edilen “zaferin” ardından tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki siyasal İslamcıların, cihatçı güruhların da biti kanlandı. Suriye’de giderek sistematik bir nitelik kazanan Alevilere yönelik saldırıları perdeleyip meşrulaştırmak ve Türkiye’deki Alevilere gözdağı vermek için başlatılan bu tehlikeli kampanya, bol takipçili trol hesaplardan başlatıldı. Çoğunluğu cihatçı eğilimlerini, hayallerini açıktan dillendiriyor.

Siyasal İslamcılığa paralel olarak konumlandırılmaya çalışılan “Siyasal Alevilik” gibi absürt bir tanımlamanın içeriğini oldukça tehlikeli argümanlarla dolduran bu güruh adeta “Aleviler tehlikelidir”, “Aleviler teröristtir” propagandası yürütürken aynı zamanda Alevileri de bölmeye çalışıyor. “Nefret söyleminde bulunuyorsunuz”, “katliam çağrısı yapıyorsunuz” diye tepki gösterenlere de akıllarınca “Biz Alevileri değil siyasal Aleviliği kastediyoruz” yanıtı veriyorlar.

Suriye’de iktidarın cihatçılara tepsiyle sunulmasının ardından son derece kirli ve tehlikeli bir oyuna girişildi. Uygulamalara tepki gösteren Aleviler ya da diğer etnik-dini azınlıklar “İran tarafından kışkırtılıyorlar” ya da “Eski rejimin taraftarları” söylemleriyle düşmanlaştırılıp sistematik bir şekilde açık hedef haline getiriliyorlar.

Emperyalist metropollerdeki medyanın dili bile buna göre şekilleniyor. NATO’nun tepesindeki emperyalist güçlerin bölge gericiliklerini de kırıntılar ya da vaatlerle piyon haline getirdikleri yeni bir sistem kurulmaya çalışılıyor. ABD-İngiltere ve diğer Avrupalı emperyalistlerin hegemonya ve güç mücadelesinde hızlarını kesen her engeli pervasız bir saldırganlıkla temizleme stratejisinin merkezi önemdeki hedeflerinden biri İsrail’in güvenliği. Zaten cihatçılara tepsiyle sundukları iktidar da bu güvence karşılığında olmadı mı? Nitekim iktidara oturtulup bakan ya da devlet başkanı ilan edilen eski IŞİD-El Kaide artıklarının hızla aklanıp takım elbise ve kravatla kabule sunulmasının bu şarta dayandığı yapılan açıklamalarda da dile geliyor. O kadar ki, İsrail Suriye devletine ait tüm askeri üsleri, silah depolarını havaya uçurduğu, Golan’ı aşıp kıyıya doğru işgalini genişlettiği halde “bizim onlarla sorunumuz yok” diyebiliyor bu çakma “devrimciler”!

Hal böyle olunca bu cenahın ayranının kabarmaması işten bile değil. Orada iktidar karşılığında İsrail’in güvenliğini garanti edip İran’ı hedefe çakan açıklamalar yaparak, Filistin davasını umursamayarak böylesine rezil bir duruma düştükleri için olsa gerek, bu rezilliği tarihsel olarak ezilmiş bir mezhebin mensubu Alevileri hedefe çakarak perdelemeye çalışıyorlar.

Ortadoğu’nun Sünni bir eksenle dizayn edilmesinin alandaki yönetim koltuğuna oturmak için cihatçıların hamisi olma vasfını kullanan Türkiye, Suriye’yle iç içe geçmişliğini fiili bir gerçeğe dönüştürmüş durumda. Kürt düşmanlığı ve yayılmacı hayallerle daldığı bu bataklıktaki rollerinden biri de İsrail bekçiliği! Bu rolünü ancak içerde kışkırtılacak başka bir düşmanlıkla perdeleyebilir. Kürt düşmanlığı da Alevi düşmanlığı da iktidar açısından ezeli ve kullanışlı araçlar. Şimdi beslediği trol ordusuyla buna dönük bir taarruza girişmelerinin yaratabileceği sonuçlar ise umurlarında değil.

Türkiye’de ulusal ya da sınıfsal mücadelenin parçası olan Alevilerin “Siyasal Alevilik” yaftasıyla hedefe çakılması, “terörist” olarak damgalanması ateşle oynamaya benzer, hangi sonuçları yarattığını da tarihten biliyoruz. Dertlerinin Alevileri sindirmek, yapılıp edilenleri meşrulaştırmak, kendi kirli icraatlarını perdelemek olduğunu da… Ezilen bir mezhep olarak Alevilik tarih boyunca şu ya da bu düzeyde sınıf mücadelesinin parçası oldu, ezilen bir mezhep olarak demokratik haklarının talebi bile bunun gerisinde kaldı. Sistemin asıl öfkesi de bu gerçeğe. Ama şimdi bu daha tehlikeli bir zeminde güncellenerek sahnelenmeye çalışılıyor. Hedeflerine ulaşmamasının yolu da belli: İşçi ve emekçileri bölmek için kullanılan bu düşmanlaştırıcı söylemler işçi ve emekçilerin esas davası temelinde bir araya gelmeleriyle işlevsizleştirilebilir.