Perşembe, 25 Haziran 2026

İstanbul Barosu Yönetiminden Avukat Fırat Epözdemir Tutuklandı!



Yargının iktidarın sopası olarak kullanılıp hoşuna gitmeyenin tepesine inmesinin son örneği de İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Fırat Epözdemir’in tutuklanması oldu.


23 Ocak’ta Fransa’dan döndüğü havalimanında gözaltına alınan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Fırat Epözdemir, bugünkü savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

Av. Fırat Epözdemir’in tutuklanmasına gerekçe yapılan soruşturma 2015 yılında Cizre’yi ziyaret eden avukat heyeti tarafından oluşturulan ‘DirenCizre’ WhatsApp grubundaki yazışmalar! Bu nedenle daha önce yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildiği halde şimdi keyfi bir şekilde kapatılan soruşturma Epözdemir için tutuklama kararı verilmesi için açıldı!

Yargının siyasi iktidarın sopası olmasına adliyedeki keyfi tutumlarla da devam edildi. Avukat Epözdemir Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildiğinde idari bir karar olduğu belirtilerek avukatlar koridora alınmadı. Her adımda yapılmak istenen avukatlık mesleğinin itibarsızlaştırılıp işlevsizleştirilmesi, kanunun delik deşik edilmesi tutumu sergilendi yani.

Savcılık aşamasında ifadesine müdafi sıfatıyla katılan Baro Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bu uygulamayı protesto ederek hakimlik sorgusuna katılmadı ve bu hukuksuz işlemi tutanak altına almak üzere üç avukat sorguya katıldı.

ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre, Fırat Epözdemir’in tutuklanmasının ardından basın açıklaması yapan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, seçildikleri günden beri hukuka uygun hareket ettiklerini söyledi.

Kaboğlu, “Fırat Epözdemir herhangi bir şüphe durumunda davet edildiği zaman, bir avukat olarak ifadeye gidecek bir kişidir. Buna karşın yakalanması, gözaltına alınması, 2 gün nezarette tutulması ve bugün verilen tutuklama kararı, en başta Anayasa’nın 19. maddesindeki kişi özgürlüğü ve güvenliği, 20. maddedeki özel yaşamın gizliliği, 21. maddedeki konut dokunulmazlığı olmak üzere Anayasa hükümlerini ihlal edici niteliktedir” dedi.

Tutuklama kararı için somut bir neden olmadığını belirten Kaboğlu, şunları söyledi:

Bir kurgu oluşturulmuş

“Tutuklamayı gerektiren hiçbir neden bulunmamaktadır. Öyle ki, savcılık aşamasında ifade verirken yöneltilen suçlamalar, hakimlik sorgusunda dile getirilen belgeler, suçlamalar yokmuş gibi yeni birtakım bulgular eklenerek, hakimin ‘gereği düşünüldü’ başlıklı paragrafında 6 saat boyunca değinilmeyen konular, belgelerde yer almayan ögeler ile bir kurgu oluşturulmuş bulunuyor. Bu kurgu önemli, dosyayı çökerten ve Anayasa’ya aykırılığını ortaya koyan bu önemli bulgu yanında, bir de dijitaller materyallerin incelemesinin devam ettiği öne sürülmekte.

Varsayıma göre tutuklandı

Bir varsayıma göre tutuklama kararı verilmiş bulunuyor. Oysa Anayasa’da yer alan tutuklamada ölçülülük ilkesi, hakkın özüne dokunma yasağı ve bu doğrultuda öngörülen tutuklamanın bir seçeneği olarak adli kontrol yolu varken böyle bir tutuklamanın haksız olduğu aşikar bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu, dosyanın daha baştan bir kurgu dosya olduğunu kanıtlamış bulunuyor. Çünkü ortada herhangi bir somut gerekçe yok.

Karar, aynı zamanda baronun tüzel kişiliğini zedelemeye yönelik

10 yıl önce yapılan telefon görüşmeleri, şu tarihte seçim kampanyasında çekilen resimler gibi hep varsayımlar temelinde inşa edilen bir dosya söz konusu. Bu haksızlığın giderilmesi için gerekli adımları atacağız. Biz hukuka inanıyoruz. Kendisinin, ailesinin ve aynı zamanda böyle açıkça Anayasa’ya aykırı bir işlemin İstanbul Barosu’nun tüzel kişiliğini zedelemeye yönelik olduğunu da beyan ediyorum.”