Serhat Tuna
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’yi uluslararası bir merkez haline getireceğini, ABD askerlerini konuşlandırabileceğini ve Filistinlilerin başka ülkelere sürgün edilmesini savundu. Bu açıklamalar emperyalist kapitalizmin ve siyonizmin yeni bir işgal ve sömürgecilik planının parçasından başka bir şey değil.
Aynı zamanda Trump, ABD’yi BM İnsan Hakları Konseyi’nden ve Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’ndan (UNRWA) çekme kararnamesini imzaladı. Bu karar Filistin halkının insani yardım almasını engelleyerek onları açlığa, yoksulluğa ve sürgüne zorlamayı amaçlıyor. Trump, Gazze halkının “alternatifleri olsaydı” Gazze’yi terk edeceklerini öne sürerek, Filistinlilerin topraklarından sürülmesini bir zorunluluk olarak dayatıyor.
Emperyalist güçler, savaş ve yıkımla mahvettiği bölgeleri “yeniden inşa” etme bahanesiyle işgal etmeyi gelenek haline getirdi. Afganistan ve Irak’taki ABD müdahalelerinde olduğu gibi, Gazze’yi “temizleme” adı altında işgal ederek bölgeyi emperyalist küresel sermayeye açma hedefi güdüyor. Trump, Filistin halkını yerinden ederek uluslararası kanemici sermaye için bir “fırsat bölgesi” yaratma hayalini açıkça ifade ediyor.
BM’nin İkiyüzlü Tutumu: Eleştirmekten Kaçınan “Barış Bekçisi”
Trump yönetiminin Gazze’deki Filistinlileri zorla yerinden etme planına karşı Birleşmiş Milletler’den gelen açıklama ise tipik bir emperyalist ikiyüzlülüğün örneğidir. BM Sözcüsü Stephane Dujarric, zorla yerinden etmenin etnik temizlikle eşdeğer olduğunu belirtse de Trump’ın planları hakkında doğrudan konuşmaktan kaçınmıştır.
Yani BM, teoride insan haklarını savunduğunu iddia ederken pratikte ABD emperyalizmi karşısında sessiz kalmayı tercih etmiştir. Daha önce İsrail’in işgal politikalarına göz yuman BM, şimdi de Filistin halkının topraklarından sürülmesini pasif bir şekilde izlemektedir.
BM’nin bu tutumu yeni değildir: 1948’den bu yana İsrail’in işgalci politikalarına kınama bildirileri yayınlamak dışında hiçbir yaptırım uygulamayan BM bugün de Filistin halkını yalnız bırakmaktadır. Bu BM’nin küresel adaleti sağlamaktan çok emperyalist güçlerin çıkarlarını koruyan bir mekanizma olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
BM ve UNRWA’dan Çekilme: Filistin Halkını Açlığa ve Sürgüne Zorlama Planı
Trump yönetiminin BM İnsan Hakları Konseyi’nden ve UNRWA’dan çekilmesi, Filistinli mültecilerin temel yardımlardan mahrum bırakılması anlamına geliyor. ABD’nin İsrail’in soykırım politikalarına açık desteği, Filistin halkını yalnız bırakmayı ve onları teslim olmaya zorlamayı amaçlıyor.
Emperyalist ABD ve siyonist İsrail’in uzun vadeli stratejisi, Gazze’nin tamamen yaşanmaz hale getirilmesi ve Filistinlilerin Ürdün, Mısır ve diğer Arap ülkelerine sürgün edilmesi üzerine kurulu. Bu 1948’deki Nakba’nın (Büyük Felaket) yeni bir aşaması olup Filistin’in etnik temizliğinin devamıdır.
Trump’ın “Gazze temizlenmeli” açıklaması, emperyalistlerin bölgeyi tamamen ele geçirme niyetinin açık bir göstergesidir. Beyaz Saray yetkilileri bu sözleri “yanlış anlaşıldı” diyerek örtbas etmeye çalışsa da gerçekte Gazze’nin askeri ve ekonomik olarak tamamen kontrol altına alınması hedefleniyor.
Ezilen Halkların Mücadelesi
Trump ve Netanyahu’nun Filistin üzerindeki planları, dünya halklarına açık bir mesaj vermektedir: Kapitalist-emperyalist sistemin devamı, halkların özgürlüğü ve yaşam hakkı pahasına sağlanmaktadır. Ancak Filistin halkı bu dayatmalara boyun eğmeyecek.
Bu süreç yalnızca Filistin halkının değil tüm dünya işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesinin bir parçasıdır. Emperyalizmin ve siyonizmin insanlığa dayattığı bu sömürü düzenine karşı, anti-emperyalist dayanışmayı büyütmek, enternasyonal mücadeleyi yükseltmek ve Filistin’in özgürlüğünü savunmak tarihi bir görevdir.
Filistin halkı yalnız değildir!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!