Üniversitelilerden DİSK Önünde Taksim Çağrısı: ‘Devrimcilik’ İcazetle Olmaz!



Taksim ruhu bir kez daha sokakta, barikatta, meydanda vücut buluyor. Bu ruh yalnızca devletin değil onunla uzlaşarak geri çekilmeyi meşrulaştıran sendikal bürokrasinin barikatlarını da hedef alıyor


İstanbul’daki birçok üniversiteden öğrenciler Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Merkezi önünde bir araya gelerek 1 Mayıs’ta Taksim çağrısı yaptı. Kadir Has, Koç, Bahçeşehir, Bilgi, Galatasaray, Özyeğin ve Sağlık Bilimleri üniversitelerinden öğrencilerin oluşturduğu topluluk “Öğrenciler Taksim’de, DİSK nerede?”, “Emekçiler Taksim’de, DİSK nerede?” sloganlarıyla DİSK’in icazetçi 1 Mayıs tutumuna tepki gösterdi.

Eylemin odağında DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin direnişin sokakları özgürleştirdiği bugünlerde 1 Mayıs’ı Taksim yerine Kadıköy’de kutlama kararı vardı. Öğrenciler bu kararı “Taksim iradesine sahip çıkmak” komedisiyle açıklayan bürokratlara karşı “1 Mayıs Taksim’dir, Taksim 1 Mayıs’tır” diyerek yanıt verdi.

“Bu bir davet değil, borç bildirgesidir”

Üniversiteliler adına yapılan açıklamada, Taksim’in yalnızca bir meydan değil tarihsel bir irade olduğu vurgulandı. “Taksim; iş cinayetlerinde yitirdiklerimizin, geleceği çalınmış işçi çocukların, sesi susturulan öğrencilerin, tutuklu şehir plancılarının, siyasi tutsakların ortak hafızası, ortak isyanıdır” denilen açıklamada, Kadıköy kararına karşı öğrencilerin iradesini Taksim’de göstereceği belirtildi.

19 Mart’tan bu yana üniversitelerde süren eylemlere, kayyım rektör atamalarına ve güvencesizliğe karşı yükselen seslere atıf yapılan metinde, “Taksim yasağını ‘hukuki’ göstermeye çalışan anlayışa ve bu yasağı zımnen kabullenen suskunluğa karşı Taksim’de olacağız” denildi.

Açıklamanın finali ise sembolik bir yükümlülük vurgusuyla yapıldı: “Bu çağrımız bir davet değil; bir borç bildirgesidir. Borçluyuz işçilere, dostlarımıza, kaybettiklerimize ve kendimize.”

‘Devrimcilik’ İcazetle Olmaz’

Eylem sırasında öğrenci temsilcileri DİSK yöneticileriyle görüşmek üzere binaya girdi. Görüşme sonrası yapılan açıklama, sendikal bürokrasinin icazetçi anlayışını net bir şekilde ortaya koydu:

“DİSK heyeti bize, ancak hükümetten izin gelirse Taksim’e çıkabileceklerini söyledi. Biz de onlara, DİSK’in adındaki ‘devrimci’ niteliğin ancak fiilen Taksim’e çıkarak anlam kazanacağını ifade ettik. Kadıköy’ü kabul etmeyeceğimizi açıkça dile getirdik.”

Ve ardından şu kararlı cümleler geldi:

“Hiçbir şekilde Taksim’i terketmeyeceğiz. 19 Mart’ta süreci barikatları yıkarak nasıl başlattıysak aynı şekilde Taksim’e çıkarak devam ettireceğiz!”

Bu sözler, yalnızca DİSK’in tutumuna değil uzun yıllardır süren sendikal uzlaşmacılığa da doğrudan bir karşı çıkıştı. Taksim sokakta ete kemiğe bürünmüş bir sınıf iradesiyken sendikal bu iradeye sırt çevirmesi sınıfa açık bir ihanettir.

Taksim ruhu bir kez daha sokakta, barikatta, meydanda vücut buluyor. Bu ruh yalnızca devletin değil onunla uzlaşarak geri çekilmeyi meşrulaştıran sendikal bürokrasinin barikatlarını da hedef alıyor. İşçi sınıfı devrimcilerinin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin önemli bir kesiminin iradesi “izinli devrimcilik” anlayışını reddediyor. Taksim yasağını hukuk maskesiyle meşrulaştırmaya çalışanlarla bu yasağı tanımayanlar arasındaki çizgiyi netleştiriyor.

Üniversitelilerden DİSK Önünde Taksim Çağrısı: ‘Devrimcilik’ İcazetle Olmaz!
alinteri10.org/2025/04/25/u…

[image or embed]

— Alınteri (@alinteri.bsky.social) 25 Nisan 2025 15:38

Taksim sadece bir meydan değil bir karşılaşma alanıdır. Sınıfların karşı karşıya geldiği iradenin sokakla, barikatla, tarihsel hafızayla buluştuğu yer.