Uluslararası danışmanlık tekeli Deloitte’un yayınladığı “Z ve Y Kuşağı Küresel Araştırması”, gençliğin sömürü düzenine karşı yükselen sessiz çığlığının yankılarını taşıyor. 44 ülkede, 23 bin 500 gençle yapılan bu kapsamlı çalışma, gençliğin artık sadece bir ücret karşılığı çalışan bir “emek gücü” olmadığını anlam arayan, dayanışma isteyen ve direnen yeni bir özne olduğunu gözler önüne seriyor.
Kariyerin Reddi: Öğrenmek, Anlam ve Denge Yükselişte
Gençlik, sermayenin dayattığı “yükselme ve daha çok kazanma” hiyerarşisini reddediyor. Y kuşağının sadece yüzde 6’sı liderlik pozisyonlarını hedeflerken, asıl talep sürekli öğrenme, kişisel gelişim ve sağlıklı bir iş-yaşam dengesi. Z kuşağının yüzde 70’i her hafta yeni beceriler ediniyor. Bu, diplomalara değil pratik ve özgürleştirici bilgiye duyulan güçlü bir inancın işareti. Bu, sermayenin eğitim üzerindeki ideolojik hegemonyasına karşı derinde mayalanan bir başkaldırıdır.
Yapay Zekânın İkili Yüzü: Özgürleşme mi, Tehdit mi?
Gençler, teknolojik dönüşümün farkında. Z ve Y kuşaklarının büyük çoğunluğu (yüzde 74 ve yüzde 77) Üretken Yapay Zekâ’nın (GenAI) iş dünyasını kökten değiştireceğini düşünüyor. Ancak burada çarpıcı bir çelişki yaşıyorlar. Bir yanda verimlilik ve kalite artışı umudu, diğer yanda derin bir işsizlik korkusu. Bu ikilem, kapitalizmin elinde insanlığı özgürleştirebilecek bir aracın nasıl da varoluşsal bir tehdide dönüştürülebildiğinin acı bir kanıtı.
Yaşamın Yeni Üçlüsü: Güvence, Anlam ve Ruh Sağlığı
Gençliğin yeni “kariyer” denklemi üç sacayağı üzerine kurulu: Maddi güvence, anlamlı iş ve mental iyi oluş. Deloitte’un verileri bunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Finansal güvenden yoksun hisseden gençlerin neredeyse yarısı (yüzde 48 Z, yüzde 46 Y) aynı zamanda işlerini anlamsız buluyor ve kendini kötü hissediyor. Buna karşılık, ruh sağlığı yerinde olan gençlerin işlerinin topluma katkı sağladığını hissetme oranı (yüzde 67 Z, yüzde 72 Y) neredeyse iki kat daha fazla. Sermayenin dayattığı kölelik düzeni, genç bedenlerde ve ruhlarda taşınamaz bir yük haline geliyor.
Geçim Kaygısı: Sistemin Yarattığı ve Beslediği Kısır Döngü
Maaştan maaşa yaşamak, artan hayat pahalılığı ve geleceğe dair belirsizlik… Bunların hepsi bu sistemin gençliğe biçtiği “kader”. Deloitte’un raporu, bu sistemde mutluluğun ön koşulunun finansal güvenlik olduğunu bir kez daha doğruluyor. Sermaye düzeni, gençliğin umutlarını tüketirken aynı zamanda onu harekete geçirecek öfkeyi ve sınıf bilincini de besliyor.
Yeni Dünyanın Olmazsa Olmazları
Gençlik, artık sadece kâr peşinde koşan şirketler için çalışmak istemiyor. Her iki kuşağın da yaklaşık yüzde 70’i, çevresel duyarlılığı ve etik değerleri merkezine alan patronları tercih ediyor. Bu, bireysel bir tercihin ötesinde, kitlesel ve etik temelli bir dayanışma hareketidir. Gençler, hakkını arayan, yeşil badana (greenwashing) yapanları deşifre eden ve dürüst olmayanı reddeden bir bilinçle hareket ediyor.
Ayak Sesleri Devrimin, Korku Sermayenin!..
Deloitte’un raporu, kapitalizmin gençlikle arasında açılmış olan uçurumu belgeliyor. Bu kuşak için “anlam” süs için kullanılan bir jargondan ziyade toplumsal dönüşümün anahtarı. Eğitimde, teknolojide, iş yaşamında ve mutluluk arayışında dillendirdikleri her talep, paslı kapitalist çarkın yerine eşitlik, özgürlük ve kolektif üretim değerlerinin geçeceği yeni bir düzenin ayak sesleri.
Gençlik bu raporda sermayenin “risk” diye işaret ettiği her maddeyi bir ajitasyon aracına dönüştürmelidir. Çünkü bu taleplerin tamamı, nihai hedefi kâr olan bir sistem içinde asla tam olarak karşılanamaz. Gençlik yalnızca “anlamlı iş” istemekle kalmıyor anlamsızlaşmış tüm bir sistemin yıkılmasını ve yerine insan ile birlikte tüm canlı yaşamı merkeze alan sosyalist bir yeniden inşayı talep ediyor. Bu, bir kuşağın uyanışının yanında yeni bir dünyanın müjdesidir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!