Eylül Gökçin
Dünya halklarına savaştan, kandan ve sömürüden başka hiçbir şey getirmeyen emperyalist savaş örgütü 7-8 Temmuz itibariyle Türkiye’de toplanacak.
Zirve öncesi Ankara’da adeta fiili bir OHAL ilan edildi. Ankara, caddeleri ve sokakları Ankara halkına yasaklandı. Özellikle 28 Haziran itibariyle birçok metro ve otobüs güzergahının ulaşıma kapatılacağı duyurularak bırakın halkın seyahat etme özgürlüğünün elinden alınmasını işe gitme zorunluluğu dahi engellendi. Oysa maden işçileri Ankara’da alacaklı olduğu şirketin önüne yürümek istediklerinde, hakları için direnen öğretmenler çok değil birkaç gün önce Madenci Anıtı’na yürüyüp basın açıklaması yapmak istediklerinde. “Halkın ulaşım hakkını engelliyorsunuz” denilerek yürümelerine izin verilmemiş ve ağır bir polis saldırısına ve işkencesine maruz bırakılmışlardı.
Yine emperyalist liderlerin göz zevklerinin bozulmaması için geçecekleri güzergahlarda bulunan yoksul emekçi halkın evleri reklam panolarıyla kapatıldı. Görece daha iyi konumdaki evler ise dış cepheleri boyanarak tadil edildi.
Hükümetin NATO “tedbirleri” elbette duvar boyamakla, yol kapatmakla sınırlı kalmayacaktı. 23 Haziran’da gece yarısı yapılan ev baskınlarıyla “durun açıyorum zaten kapıyı” diyenlere dahi aldırış edilmeden kapılar kırılarak evlere girildi ve 225 kişi gözaltına alındı, bunlardan 178’i tutuklandı.
Bu gözaltı operasyonuna kılıf gecikmedi. “Terör örgütlerinin ülke genelindeki faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik” söylemi sıkça tekrarlanarak her türlü emek sömürüsüne, kadın düşmanı politikalara, doğa talanına, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerine karşı mücadele yürüten devrimciler, demokrat aydınlar ve STK’lar kriminalize edilmeye çalışıldı.
Gözaltıları izleyen süreçte ise daha vahim ve bir o kadar trajikomik uygulamalara şahit olduk. İlk olarak artık bir rutin haline gelen gözaltı süresinin uzatılmasıydı. Gözaltı süresi hemen 24 saate çıkarıldı. Ardından dosyaya kısıtlılık kararı getirildi. Müvekkilleriyle görüşmek isteyen avukatlar müvekkillerinin bulunduğu kata dahi yaklaştırılmadıklarını vurguladılar. Yine avukatların verdikleri bilgilere göre gözaltı sürecinde yaşları 70-79 arasında değişen TEMA gönüllüleri Ankara İl Jandarma Komutanlığı’nın eksi ikinci katında tutuldular. Astım hastası olan bazı gönüllüler astım krizi riskine rağmen sağlık hakkından mahrum edildiler. Gönüllüler ilerlemiş yaşlarına rağmen ifadeye götürülürken asansörü olmayan binada merdiven çıkmak zorunda bırakıldılar. TEMA’ya üye olmayan sadece geziye katılan 78 yaşındaki bir yurttaşın ise kanser hastası olmasına rağmen ifade için saatlerce ayakta bekletildiği belirtildi.
TEMA Vakfı Avukatı Süleyman Çetin gözaltına alınan kırk iki kişinin vakfın 3 Haziran’da Nallıhan Kuş Cenneti gezisine katılan gönüllüler olduğunu, dönüş yolunda ise bir akaryakıt istasyonunda eylem yapan madencilerle karşılaştıklarını daha sonra ise otobüslerinin üç defa polislerce durdurulduğunu ve GBT yapıldığını, muhtemelen gönüllülerin bu eyleme destek verenler olarak fişlenmiş olabileceğini, bu yüzden gözaltına alınmış olabileceklerini dile getirdi.
Sorgu sırasında ise gönüllülere doğrudan TKP/ML üyeliği suçlaması yöneltildi. Yöneltilen sorular ise şöyle: “TKP/ML örgütü ile bağlantınız nedir? Örgütle kimin vasıtasıyla ne zaman tanıştınız? TKP/ML içinde kod adı kullandınız mı? Kullandığınız kod isimleri nelerdir? TKP/ML terör örgütü içinde almış olduğunuz silahlı/silahsız bir eğitim var mıdır?..”
TEMA gönüllüsü 63 yaşındaki emekli S.Ç. hakkındaki suçlamaları reddederek şu yanıtı verdi.
Bahsetmiş olduğunuz örgüt veya başka bir örgütle bağlantım, iltisakım yoktur. Ben böyle bir örgütü tanımıyorum. Faaliyetleri hakkında dahi bilgim yoktur. Yaşlı ve Alzheimer hastası olan ayrıca yatağa bağlı bir annem var. Tek işim ona bakmak ve onunla ilgilenmektir.
TKP/ML üyeliği iddiası ile tutuklanan Ankara Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş Parmaksız’a ise sorgu sırasında “TKP/ML terör örgütü ile bağlantınız nedir? Örgüt ile ne zaman ve kimin vasıtasıyla tanıştınız?”, “Örgüt adına talimat aldınız mı?..” soruları yöneltildi.
Parmaksız kendisine sorulan soruların tamamına “TKP/ML ya da başka herhangi bir terör örgütüyle bağlantısının bulunmadığını, sorulan sorular hakkında bilgi sahibi olmadığını” dile getirerek yanıt verdi.
Yine soruşturma sürecini takip eden avukatların verdiği bilgilere göre sorgulama sırasında tutuklulara yöneltilen diğer sorular ise şöyle:
1 Mayıs’a katıldın mı? Aile değil direniş yılı eylemlerine katıldın mı? Kadın eylemlerine katıldın mı? Sen öğrencisin Kurtuluş Parkı’ndaki madencilerin eyleminde senin ne işin var?
Tüm bu soruşturma sürecinde tanık olduğumuz üzere faşizm yargısıyla, kolluğuyla, tüm mekanizmalarıyla kendine yeni yol ve yöntemler bulmakta gecikmiyor ve gerektiğinde kendi hukukunu dahi tanımıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!