Türkiye’nin en büyük ve kar oranları en yüksek işletmesi TÜPRAŞ’ta toplu sözleşme görüşmeleri Koç’lar ve dahil oldukları Türkiye Kimya Sanayi İşverenleri Sendikası’nın (KİPLAS) 3 yıllık sözleşme, vardiya düzeninin değiştirilmesi, mazeret izinlerinin azaltılması dayatmalarıyla tıkanmış, süreç arabulucuda da çözüme bağlanamayınca patronlar cephesinin istediği gibi Yüksek Hakem Kurulu’na gitmişti. Esnek-güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışmayı dayatmak anlamına gelen Koç’ların bu tutumlarına karşı 4 rafineride işçiler (Aliağa, Batman, Kocaeli, Kırıkkale) bazı bölümlerde süreli iş durdurmalara gitmiş, son olarak da fabrikaya kapanma eylemleri gerçekleştirmişlerdi.
3 bin 400 TÜPRAŞ işçisini ilgilendiren sözleşme döneminde patronlar tarafı işçilerin grev hakkının 12 Eylül Anayasası’yla gasbedilmiş olmasının ve işletmede örgütlü olan Petrol-İş Sendikası’nın da bu yasağı fiili meşru mücadele yoluyla parçalayıp geçecek bir dirayete sahip olmadığının bilinciyle mevcut sözleşmeye stratejik anlamlar yüklediler. 40 yıllık toplu sözleşme düzenini bozmayı esas alan bir yaklaşıla hareket ettiler.
Nitekim bu tutumdaki ısrar karşısında “şimdilik sadece bir bölümde süreli iş bırakmalar gerçekleştiriyoruz; ama uzlaşmaz tutum sürerse tüm bölümlerde aynı tutumu alırız” diyen ve hatta “üretimi durdururuz” vurgusu yapan Petrol-İş, şimdiye kadar bu sözlerinin arkasında durmadı. TÜPRAŞ işçisinin de baskısıyla başından beri devam ettirdiği süreli ve kısmi iş bırakma eylemlerine, yine belli bölümlerle sınırlı şekilde işyerine kapanma eylemlerini ekledi. “Tüm işletmede üretimi durdururuz” lafzını da bir daha etmedi.
30 Mayıs tarihli açıklamasındaysa patronlar cephesine “süreç Yüksek Hakem Kurulu’nda biterse bu durum işletmedeki çalışma barışını bozar, işçiler işle eskisi gibi ilişki kuramaz” gibi dolaylı “tehditlerde”, “göndermelerde” bulunmakla yetindi.
TÜPRAŞ sözleşmesinin gelinen noktada TÜPRAŞ sözleşmesi olmaktan çıkıp tüm bir işçi sınıfını etkileyecek özel bir nitelik kazandığı ortada. Önümüzdeki Eylül’de yüz binlerce metal işçisinin MESS’le yapacakları grup toplu sözleşme görüşmelerinin perdesi açılacak. Kamu işçilerinin aylardır süren sözleşmeleri konusunda hükümetten halen tık yok. Sadece buralardan bile bakıldığında TÜPRAŞ sözleşmesi sınıfın elde kalmış kolektif kazanımlarının korunması açısından son derece kritik bir nitelik kazandığı, bir çeşit barikat haline geldiği açıktır.
Patronlar tarafından Yüksek Hakem Kurulu’na götürülen ve ilki 30 Mayıs’ta yapılan görüşmelerden henüz bir sonuç çıkmadı. Bu arada Petrol-İş’le Koç’lar arasında iki görüşme yapıldı. Görüşmelerden ilkinde anlaşmaya varılamayan 22 maddenin bazılarında anlaşma sağlandı. Fakat başından beri dayatılan 3 yıllık sözleşme, vardiya sisteminin değiştirilmesi ve mazeret izinlerinin azaltılması maddelerinde bir ilerleme sağlanamadı.
Petrol-İş Sendikası görüşmeyle ilgili, “TÜPRAŞ Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ yetkilileri ile 13 Haziran 2019 Perşembe günü Petrol-iş Sendikası Genel Merkezinde gerçekleştirdiğimiz toplu iş sözleşme görüşmemiz sona ermiştir. Yapılan görüşmede herhangi bir maddemiz geçmemiştir. Bir sonraki oturum 19 Haziran 2019 Çarşamba saat 10:00’da Petrol-iş Sendikası Genel Merkezinde yapılacaktır” notunu paylaştı.
İşçilerin yıllık izinlerine göz koyan, çalışma saatlerini arttırmayı hedefleyen ve bunda da “mevzuat böyle” diyerek ısrar eden Koç’lar Petrol-iş’le görüşmeler devam ettiği sürece YHK’ya başvurup, sürecin erkene alınmasını istemeyeceklerini belirtiyorlar. Fakat süreci tıkayan kritik 3 madde konusunda da geri adım atmayacaklarını her defasında altını çizerek hissettirmekten de geri durmuyorlar.
TÜPRAŞ işçileriyse sürecin kazanılmış haklarının gasbıyla sonuçlanmaması için yapılması gereken her şeye hazır olduklarını buldukları fırsatta dile getirmeye devam ediyorlar.
Hal böyle olduğu halde Petrol-İş Sendikası en azından 19 Haziran’da yapılacak görüşme öncesinde Koç’lara ve patronlar cephesine pabucun o kadar da ucuz olmadığını gösterecek anlamlı bir karar almayarak sürecin aslında YHK’da sonlanmasına adeta davetiye çıkarıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!