‘Kıdem tazminatımıza neden sahip çıkmalıyız?’ başlıklı bildirilerimizi işçilere ulaştırmaya başladık. Kıdem tazminatımıza sahip çıkmanın önemini, gasp edildiğinde bizleri nelerin beklediğini ve işçilerin ancak sınıfsal bilinç ve öz örgütlülükleriyle topyekûn bir karşı duruş sergileyerek bu saldırıyı püskürtebileceklerini anlatan bildirilerimizi, Çankaya Belediyesi Genel-İş üyesi Çanpaş taşeron temizlik şirketi işçilerine ulaştırdık.
Bugün bildirilerimizi ilk olarak Çankaya Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi park bahçelerde çalışan işçilere ulaştırdık. Çankaya Belediyesi park bahçeler işçilerineyse sabah uzun sohbetlerin de olduğu kahvaltıyla birlikte bildirilerimizi ulaştırdık.

Ardından öğlen saatlerinde Ankara Büyükşehir Belediyesi park bahçelerde çalışan işçilerle öğlen yemeğinde buluşup, sohbetimizle birlikte bildirilerimizi ulaştırdık.
Daha sonra Çankaya Belediyesi gündüz temizlik işçilerinin yanına gittik. İşçi arkadaşlarla çay içerken, bildirilerimizi vererek sohbet ettik.
Kıdem tazminatımıza neden sahip çıkmalıyız bildirilerimizi önümüzdeki günlerde çeşitli belediyelerde ve sektörlerde çalışan işçilere ve emekçilere ulaştırmaya devam edeceğiz.

Bildirimizin tam metnindeyse şunları ifade ettik:
KIDEM TAZMİNATIMIZA NEDEN SAHİP ÇIKMALIYIZ?
85 yıllık kıdem tazminatı hakkımız yıllardır çeşitli fon modelleriyle gasp edilmek isteniyor. Bizim açımızdan çok büyük bir saldırı olduğu bilindiği için de her defasında nabızlar alındıktan, bizler bu fikre biraz daha alıştırıldıktan sonra geri çekiliyor. Şimdi koronavirüs salgınıyla birlikte daha da derinleşen ekonomik krizin basıncı ve önlerine çıkan yeni uluslararası rekabette yer kapma hayaliyle bu saldırıyı bir kez daha gündeme getirdiler.
Çünkü, kıdem tazminatı birikimi yaklaşık 65 milyara tekabül ediyor, o sıcak paraya ihtiyaçları var.
Çünkü, kıdem tazminatı tek başına elimize geçecek toplu parayı ifade etmiyor. Bununla birlikte ve buna bağlı olarak bize nispi iş güvencesi sağladığı gibi örgütlenme hakkımızı koruyan bir işlev de görüyor. Rekabet için emeğin örgütsüzleşmesi-güvencesizleşmesi -ucuzun da ucuzuna dönüşmesi bir zorunluluk. O nedenle yeni istihdam paketi aynı zamanda 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler için süreli sözleşme denilen bir çalışma biçimi getirmeyi kapsıyor. Bu, güvencesiz çalışma kıdem hakkının da diğer hakların da fiilen yok sayılması anlamı taşıyor.
Tazminat hakkımızı bu sefer 2 ayrı fona bölerek gasp etmek istiyorlar. Bu fonlardan birinde biriken parayı ancak 75 yaşımıza geldiğimizde alabileceğiz, yani ölmek üzereyken! Diğeri de kuşa çevirdikleri emeklilik hakkımız ve maaşımız için ‘Tamamlayıcı Sigorta’ denilen başka bir fonda toplanacakmış. Emekli olduğumuzda aylığımıza birkaç yüz lira eklenecekmiş! Emeklilik hakkımızı iyileştirmek yerine varolan hakkımızı gasp etmeyi bizim iyiliğimize diye pazarlıyorlar! Ki bu fonların da diğerleri gibi yağmalanacağı apaçık ortadayken…
Bu sisteme 2022’de geçeceklerini söylüyorlar. Ama bu sıkışmışlıklarında fırsatını buldukları anda saldıracakları kesin. Sosyal güvenlik sistemini ’99 Marmara Depremi’ni fırsat bilerek delik deşik etmediler mi?
Sendikalar bu kritik dönemeçte halen devletle görüşerek, muhatap alınarak sorunu çözecekleri yanılsaması yaratıyorlar. Bu kadar stratejik bir saldırı görüşmelerle, pazarlıklarla geriletilemez! Çünkü yakıcı ihtiyaçların kesiştiği bir noktada akıl almaz bir açgözlülük ve saldırganlıkla hareket ediliyor.
O açıdan da işçi sınıfı olarak biz kendi örgütlülüğümüzü yaratmalı, güvencesizlik-esnek-kuralsız çalışma kısacası kölelik anlamına gelen bu saldırıya karşı 15-16 Haziran ruhunu kuşanmalıyız. O ruh işçi sınıfının özgüvenini, öz örgütlenme ve inisiyatifini simgeliyor. O ruh taban örgütlülüklerini, tartışmayı, yol-yöntem üzerine kolektif kafa yormayı kapsıyor.
O ruh, işbirlikçi, soluğu tükenmiş sendika bürokrasisinin barikatlarını aşıp geçmeyi kapsıyor.
O ruh, yakın zamanda gerçekleşen TEKEL, Metal Fırtına, 3. Havalimanı işçilerinin isyan soluğunu kapsıyor. Sömürücü güruha karşı kendi gücünün bilincine vararak ayağa dikilmeyi… Birleşerek, elimizden alınmak istenen kıdem tazminatımızı gasp ettirmemek için mücadele etmeyi…
ALINTERİ
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!