Mamak’ta Aralık ayı katliamları için bildiri ve afişlerler



Maraş, 19 Aralık ve Roboski katliamlarında ölümsüzleşenler Natoyolu-Tuzluçayır’da yapılan yaygın afiş çalışması ve bildiri dağıtımıyla selamlandı.


Alınteri, Aka-Der, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan bir araya gelerek Maraş, 19 Aralık ve Roboski katliamlarında ölümsüzleşenleri Natoyolu-Tuzluçayır’da yaptıkları yaygın afiş çalışması ve bildiri dağıtımıyla selamladı.

Oldukça ağır sonuçlarla yaşanan pandemi koşullarında gerçekleşen çalışmada Mamaklı emekçilere katliamların hesabının ancak örgütlenerek sorulabileceği belirtilerek, mücadele çağrısı yapıldı.

Bizler katliamları yaptıranları da yapanları da tanıyoruz! Katliamlarda ölümsüzleşenlerimizi unutturmayacağımız gibi onları da unutturmayacağız.

Katliamların hesabını ölümsüzleşenlerimizi mücadelemizde yaşatarak, örgütlü mücadeleyi büyüterek soracağız.

Mamak’ta dağıtılan bildirinin tam metni şöyle:

Maraş, Erdal Eren, 19 Aralık, Roboski

Katliamları Unutmadık, Unutturmayacağız!

 

TC devleti kan ve katliam üzerine kurulmuştur. Sermayenin egemenliği altında işçi-emekçiler, aleviler ve kürt halkı baskı, zulüm ve işkenceyle susturulmaya çalışılmıştır. Bunun yetersiz kaldığı yerde ya bizzat devlet eliyle ya da sivil faşist çeteler kullanılarak katliamlar devreye sokulmuştur. Türkiye tarihinde Aralık ayı bu katliamların en yoğun yaşandığı aylardan biridir.

 

Bu topraklarda yaşayan Aleviler her dönem devletin baskısına uğrayarak sindirilmeye ve yok edilmeye çalışılmıştır. Maraş’da devlet tarafından planlanıp sivil çeteler eliyle gerçekleştirilen katliamda yüzlerce Alevi katledilmiş, evleri ve işyerleri tahrip edilen halk bölgeden çıkmak zorunda bırakılmıştır. Alevilerin kimliklerini özgürce söylemekten duyulan tahammülsüzlük 19-26 Aralık 78’de Maraş’da gerçekleştirilen katliamla açıkça görülmüştür.

 

Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi olan Erdal Eren 13 Aralık 1980’de Türkiye hapishanelerinde yaşı büyütülerek katledilen genç bir devrimcidir. Gerçekleştirdiği bu idam ile devlet kendi yasalarını bizzat ayaklar altına almıştır.

 

19-22 Aralık 2000 tarihlerinde, Türkiye hapishaneleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmişti. 20 Hapishaneye eş zamanlı saldıran devlet adına “Hayata Dönüş” dediği katliamda 30 devrimci tutsağı katletmiş, yüzlerce tutsak yaralanmıştır. İş makinaları, kimyasal silahlar ve uzun namlulu silahlarla girişilen bu katliamda devrimci tutsaklar can bedeli bir direniş ortaya koyarak teslim olmamışlardır.

 

Yıllardır kimliği, dili, kültürü yok sayılan Kürt halkına yönelik sayısız katliam gerçekleştirilmiştir. Baskı, zulüm ve katliamla Kürt halkı teslim alınmaya çalışılmıştır. 28 Aralık 2011 gecesi, Roboski’de F-16 savaş uçaklarıyla yapılan bombardıman sonucunda “terörist” demogojisiyle 34 sivil katledilmiştir.

 

İşçi-emekçiler, Kürt halkı, Aleviler ve devrimciler söz konusu olduğunda devlet katliamda dahil olmak üzere her türlü baskı ve sindirme aracını kullanmıştır. Gözaltı, tutuklama, işkencenin yetmediği yerde yargısız infazlar ve toplu katliamlar devreye girmiştir. Mayasında kan olan devlet sıkıştığı her dönem katliam geleneğine sahip çıkarak yeni katliamlara imza atmıştır. Tarih boyunca Kürt halkına, alevilere ve devrimcilere yönelen katliamlarda devlet tüm topluma gözdağı vererek kendi sefil varlığını sürdürmeyi hedeflemiştir.

 

Bu gün içinden geçmekte olduğumuz pandemi koşullarında da koronavirüs karşısında alınmayan önlemlerle çalışmaya mahkum edilen milyonlar ölüme gönderilmektedir. Toplum sağlığını değil, sermayenin karını düşünerek üretim aksamayacak diyenler virüsün yayılmasının ve gerçekleşen ölümlerin bizzat sorumlusudur. Yaşamak için çalışmak zorunda olan milyonlara evde kal denilerek insanların yaşamlarıyla alay edilmektedir. Koruyucu ekipman verilmeden çalışmaya zorlanan sağlık çalışanları “yaşatmak için yaşamak istiyoruz” dediğinde devletin saldırısına uğramaktadır. Devletin dümeninde oturanlar alması gereken asıl önlemleri almayıp, göstermelik önlemlerle günü kurtarmaya çalışmaktadır.

 

17 yaşında Erdal Eren’i yaşını büyüterek katleden, 19 Aralık’da hapishanelerde, Maraş’da, Roboski’de toplu katliamlar yapan devlet pandemi karşısında almadığı önlemlerle yeni bir katliama imza atmaktadır.

 

Aralık ayında toprağa düşen devrimcileri, Alevileri ve Kürtleri unutmadık. Aradan geçen yıllar öfkemizi soğutmadı. Bugün yaşananlarıda unutmayacağız ve hesap soracağız.

 

Her ne kadar devlet gerçekleştirdiği katliamlarda toplumu susturmak, sindirmek ve gözdağı vermek istemişsede girişilen bir çok katliam 19 Aralık ve Maraş’da olduğu gibi direniş duvarına çarparak hedefine ulaşamamıştır.

 

Baskıya, şiddete, sömürüye ve egemenlerin çıkarı uğruna yaşamlarımızın hiçe sayılmasına dur demek bizlerin elinde. Toplumun üzerine örülmeye çalışılan zulum duvarını parçalamak için bulunduğumuz her alanda direnişi ve mücadeleyi örgütleyelim. Zulmün karşısında direnmek haktır ve meşrudur.

 

Alınteri, AKA-DER, BDSP, ESP, DAD Mamak Şube, Kaldıraç, Partizan