Kadıköy sokakları Boğaziçi korkusunda haksız olmadıklarını gösterdi



Valilik pandemiyi gerekçe göstererek basın açıklamasına yasak getirdi. Kararı tanımayan gençler, meslek örgütleri ve sendikalar, devrimci-demokrat kurumlar/partiler, estirilen faşist teröre öfke duyan tüm toplumsal kesimler, Kadıköy’de buluşma ısrarı gösterdi.


Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine dönük dün gerçekleşen polis saldırısı ve gözaltı terörüne karşı bugün Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Kadıköy Rıhtım’da yapılacak basın açıklaması pandemi gerekçe gösterilerek Valilik kararıyla yasaklandı. Kararı tanımayan gençler, meslek örgütleri ve sendikalar, devrimci-demokrat kurumlar/partiler, estirilen faşist teröre öfke duyan tüm toplumsal kesimler, Kadıköy’de buluşma ısrarı gösterdi.

Vapurların kalkışı bile engellenerek Kadıköy’e ulaşım kesilmeye çalışılmasına rağmen binlerce insan, Kadıköy’de buluştu. Polisin gençlere dönük özel düşmanlığı, belediye otobüslerine bile GBT yapılması ve öğrencilerin Kadıköy’e geçişinin engellenmesine kadar vardırıldı.

Tüm engelleme çabalarına rağmen gerek Rıhtım gerekse Eğitim-Sen binasının önü başta gelmek üzere Kadıköy’ün ara sokaklarında yüzlerce insan toplandı.

Polis plastik mermiler, biber gazı ve TOMA’yla defalarca saldırdı. Her saldırı sonrasında kitle eylemi ara sokaklarda sürdürdü. Saatlerce devam eden eylem ve saldırılar Eğitim-Sen binası önünde yapılan basın açıklamasına saldırıyla devam etti. Adeta kitleyi boğmaya-ezmeye dönük bu saldırı sonrasında da eylemler gruplar halinde devam etti.

Eylemler sırasında gerek HDP gerekse CHP milletvekillerine dönük de saldırı gerçekleşti.

Kadıköy’ün tepesinde saatlerce helikopter dolaştı, Rıhtım Caddesi’nin göbeğine zırhlı araçlar konuşlandı, hemen tüm ana caddeleri ve ara geçiş noktaları polis tarafından tutuldu, sayısız gözaltı aracı getirildi, yüzlerce insan gözaltına alındı, o kadar fazla sayıdaydılar ki getirilen araçlar yetmedi, polis araçları kitlenin üzerine sürdü!

Buna rağmen gerek Kadıköy halkı gerekse eylem için Kadıköy’de buluşan kitle geri adım atmadı.

Akşam saat 21:00’de de İstanbul’un pek çok ilçesinde tencere tava çalınarak ses çıkarıldı, ışıklar yanıp söndü.

Faşizmin korkusunun ne kadar haklı ve yerinde bir korku olduğunu kanıtlarcasına.