Samsun’da bir kadın sokak ortasında 5 yaşındaki kızının gözleri önünde öldüresiye dövüldü. Şiddetin boyutları kamerayla kaydedildi. O görüntüler, kadına yönelik tarihsel yaklaşımın, toplumsal cinsiyet rollerinin, erkek egemen hoyratlığın güncel özeti oldu. Bu kadın düşmanının da son derece “yerli” ve “milli” olduğunu, “vatan, millet, ezan” üçlemesini ağzından düşürmediğini paylaşımlarından anlıyoruz. Tıpkı Aleyna Çakır’ı katleden Umutcan Uygun, İpek Er’e tecavüz ederek intihara sürüklenmesine neden olan uzman çavuş Musa Orhan ya da diğer pek çok kadın katili gibi…
İsmi İbrahim Zarap olan bu insan müsveddesinin 3 yıl önce ayrıldığı eşi E.M.’ye yönelik sayısız defa şiddette bulunduğu, dün sokak ortasında öldürme kastıyla uyguladığı şiddetin görüntüleri sosyal medyaya yansımasa bunun sürgit devam edeceği ve belki de ölümle sonuçlanacağı, E.M.’nin kardeşi Rumeysa’nın anlatımlarından da anlaşılıyor. Keza İbrahim Zarap hakkında en az 9 kere şikayette bulunulmuş, uzaklaştırma kararları çıkartılmış. Ama o her defasında aynı fiili dozunu da arttırarak uygulamaktan vazgeçmemiş. Çünkü her defasında erkek egemen sistemin bekçiliğini yapan, genetik kodları diğer pek çok şey gibi bununla da şekillenmiş olan devletin yargısı, kolluk gücü Zarap’a dokunmamış, sadece karar çıkarmış! O kararı takip bile etmemiş. Zarap’ın kadına yönelik şiddetinin sonunun gelmeyeceği apaçık ortadayken bir gün bile gözaltında tutmamış. Belli ki Zarap’ın da “yerli” ve “milli” kimliğiyle açamadığı kapı yok! Buna güvenerek olsa gerek, şiddeti ayrıldığı eşiyle tek “konuşma” biçimi olarak kullanmayı rutinleştirip, doğallaştırmış.
Bu güven Zarap’ın poliste verdiği ifadeden de anlaşılıyor zaten. Bir kadını 5 yaşındaki çocuğunun çığlıkları altında öldüresiye döven bu adam, o ifadede bile yaptığına dair tek bir eziklik emaresi göstermiyor. Göstermediği gibi de kendisini yakalayan vatandaşlardan şikayetçi olabiliyor. Şiddetin bu seferki bahanesi de “bana kızımı göstermeyeceğini söyledi” olabiliyor. “Yerli”, “milli”, “mukaddesatçı” yaklaşıma deyim yerindeyse “damardan girerek”…
Kızımı teslim ederken bana, ‘Sana bir daha kızı göstermeyeceğim’ dibi şeyler söyledi. Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirmişim. O yüzden böyle yaptım. Olaydan sonra çevredekiler beni darp etti. Eğer kimlikleri tespit edilebilirse hepsinden şikayetçi olacağım.
Zarap’ın eski eşini sokak ortasında öldüresiye dövmesinin görüntüleri sosyal medyaya yansımamış olsaydı bir kez daha hakkında verilecek uzaklaştırma kararıyla işin içinden sıyrılacağı apaçık ortadayken, devletin yetkili ağızları koro halinde kınama mesajları yayınladı. Bir ayıplarının üstünü örtme aceleciliği ve paniğiyle yapılan bu açıklamaların hepsinde şiddet lanetlendi, “en ağır şekilde cezalandırılacağı” belirtildi.
Son zamanlarda “muhalefetmiş” gibi konuşan, bol bol “insan hakkı” diyen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, sosyal medya paylaşımında, “Samsun’da kadına karşı şiddetin en aşağılık örneklerinden birinin sergilendiği olay hakkında soruşturma başlatıldı. Başsavcılık talimatıyla fail yakalanarak gözaltına alındı. Hukuk gereğini yapacak, failin yaptığı yanına kâr kalmayacak” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da, kadının sağlık durumu hakkında paylaşımda bulundu.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da failin en ağır cezayı alması için davaya müdahil olacaklarını bildirdi.
Kaymakamdan vali ve belediyeye kadar pek çok kişi ve kurum olayın takipçisi oldukları yönünde açıklamalar yaptı, yapmak zorunda kaldı.
Bu saldırının gerçek kodlarınıysa şiddete uğrayan E.M.’nin kız kardeşi Rümeysa M. yazdıklarıyla deşifre etti. Ablasının daha önce de şiddete maruz kaldığını söyleyerek, eski eniştesine tepki gösteren Rümeysa, bakanların, valilerin, kaymakamların gözyaşlarının timsah gözyaşları olduğunu ve aslında yaşadıkları deneyimle devlet kurumlarına güvenlerinin kalmadığını, o nedenle de o kurumları da zorlayacak olan sosyal medyada “adalet” aramak dışında seçenek bulamadığını şu sözlerle özetliyor:
Bu ilk olay değil, daha önce de darptan dolayı şikayetçi olmuştuk ve uzaklaştırma aldı, uzaklaştırması bitti. Ben de bu olayı herkes gibi haberlerde öğrendim, video karşıma çıktı. Düşünsenize yaşadığım travmayı. Ablamın yanında yeğenim de var, bir de onun yaşadığı travmayı düşünün. Bazı cezalar verilmediği için bu şiddetti rahat bir şekilde tekrar uyguladı. Daha önceki şikayetlerimizde ceza almadı. Sosyal medyada bu durumu paylaşmak istedim ama ablam istemedi. Ben de kararına saygı duydum. Videodan sonra ben kriz geçirdim ve sosyal medyada paylaşımlar yaptım. Çünkü sosyal medyada gündem olmadan cezasını almıyor. Yeğenimin durumu iyi ama yaşadığı travma çok büyük, şu an güvenli bir yerde anneannesi ve dedesinin yanında. Gerçekten şiddet uygulamaya cesaret edebilecek tüm erkeklerin, bu olaydan sonra buna cesaret edememesini istiyorum. Öyle bir ceza alsın ki kimse buna cesaret edemesin. Umarım hak ettiği cezayı alır ve umarım yaşattığını yaşamadan ölmez.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!