Solar Panellerin Arkasındaki Gerçek: Güneşi Toplayan Kadın İşçiler
Ayla Önder
İzmir Aliağa’da işçiler cephesinde geçen hafta oldukça hareketli günler yaşandı. Smart Solar Güneş Paneli fabrikası işçileri, gündemi doldurmuştu. Yürüyorlardı, sloganlarla seslerini duyuruyorlar ve Aliağa halkına fabrikada yaşadıkları sıkıntıları anlatıyorlardı. Dört gün önce gündemlerinde işgal, grev ve direniş vardı. Öyle farklı olaylar ki… Diğer fabrikalarda belki günler sürecek vakaların tanığı oldular. O inanılmaz olaylar 3-4 güne sığdı! Genellikle bu ve benzer vakalar işçilerin başına sendikalaşma çalışmaları sonrasında gelir. Aslında onların bir sendikası vardı! Ne var ki, sarı sendika Tes-İş’e güvenmemiş ve DİSK Enerji-Sen’e geçmişlerdi.
“Çıkmıyoruz fabrikadan”
İşte ne olduysa, DİSK Enerji-Sen’e üye olmalarından sonra yaşandı her şey… Patron DİSK’e üye olan işçileri tek tek işten atmaya başladı. İnceden inceye şefler “iknaya” başlamıştı. “Ayrılın o sendikadan, yoksa işinizden olacaksınız” uyarısı yapıyorlardı. Ve DİSK’e geçme çalışmalarını örgütleyen 7 kişi bir anda kendini kapı önünde buldu. İşveren işçi öncülerini seçmişti özellikle. Bu olay büyük bir tepki yarattı. Gündüz 16.00 vardiyası iş paydosu geldiğinde yerinden kıpırdamadı. Kendilerini fabrikaya kilitleyerek patrona yanıt verdi. Bu da bir ilkti. Çünkü çok uzun yıllar sonra ilk kez “fabrikayı terk etmeme” eylemi ile karşılaşıyorduk.
Hangi gerekçe?

Bütün bunları bizimle Enerji-Sen’in Örgütlenme Uzmanı Şilan Delipalta paylaştı. Ama işçiye saldırının boyutlarının daha da ileriye gittiğini vurguladı; “İşveren ardından bir hamle daha yaptı ve 75 işçiyi daha çıkardı. Bu kez tüm atılanlar topluca kapı önünde beklemeye başladı.” Şilan, işçilerin sadece sendikal baskı görmediğini, maddi kayıplara da uğradığını da anlattı. Çünkü işveren, toplu sözleşmede belirlenen Ocak ve Temmuz ara zammını ödememişti. Sözleşmeyi geçen yıl imzalayan Türk-İş’e bağlı Tes-İş’ti. Fakat maddelerin uygulanması için kılını bile kıpırdatmıyordu.
İşçiyi ahlaksızlık ve hırsızlıkla suçlamak
İlginç durum adeta sarpa sarıyordu. İşveren, işçiler başka sendikaya geçtiler diye adeta isyan ediyordu! Peki Smart Solar işçileri hangi gerekçeyle çıkarılmıştı? Şilan Delipalta buna da bir kılıf bulunduğundan ve “departman fazlalığı” gibi tuhaf bir nedenin öne sürüldüğünden söz etti:
Kod 46 ile attılar emekçileri. Ahlaksızlık, hırsızlık gibi suçları da kapsayan bir kod bu. Bununla da kalmıyorlar. Aynı zamanda, işten çıkarılan işçinin ihbar, kıdem tazminatlarını vermemek gibi bir amaçları var. Kod 46 ile çıkış işte bunu da getiriyor. Yani sadece sokağa atmakla kalmıyor, çıkardığı emekçilerin bütün haklarına çöküyor patron. Bir başka yanı, işsizlik maaşı almalarının da önüne geçen bir kod. İşte işçilerin bütün öfkesi bu yüzden. Günlerdir kapı önünden ayrılmamalarının en büyük nedenlerinden biri de bu büyük saldırı.
Gece gündüz nöbet tutuyorlar
Patronun, fabrika işçilerine her fırsatta “Buraya üye olun” dediği Tes-İş yönetimi de kaygılıydı artık. Bu yöneticilerin işçiler lehine hiçbir girişimi olmadığına dikkat çekiyor Örgütlenme Uzmanı. Şunu da açıkça ifade ediyor:
Hatta son imzalanan toplu sözleşmede belirlenen ara zammın ödenmemesine yönelik hiçbir girişimleri olmadı. Karşı çıkan bir tutum sergilemediler. İşçiler için tek seçenek kaldı. Sarı sendikadan istifa etmek. Ve sendikamız Enerji-Sen’e geçmeye başladılar. Birleşik Metal-İş de işin içindeydi. Onlar da ayrıca üyelik çalışması yapıyordu. İki sendikanın sürdürdüğü örgütlenme çalışması kısa zamanda başarıya ulaştı. Bu işvereni telaşlandırdı. Eylemin daha fazla ilerlememesi için işçilere ‘işe gelmeyin, idari izinlisiniz’ demeye başladılar. Amaçları direnişin büyümesine mani olmaktı. Ancak vardiyalardaki arkadaşlarımız eve gitmek yerine fabrika önünde nöbet tutmaya başladılar. Artık gece ve gündüz oradalar. Çadırları dahi var.
“İşte kapı orada”
Bu işyerinde yaşanan daha nice hak ihlalini dile getirdi ve bunlardan bazılarını şöyle aktardı sendikacı. Kreş ve regl izni konusuna da dikkat çekti: “Üretimde daha fazla kadının yer almasını sağlamak amacıyla patrona teşvik veren bir proje var bir süredir. Devletin projesi. Smart Solar da yararlandı bu projeden. Ve son üç yıldır daha fazla kadın çalıştırmaya başladı.” Peki kadın işçi artınca, kadın olmaktan kaynaklanan sorunlara da çözüm bulundu mu? Fon da alıyorlar çünkü. Sendika Uzmanı Şilan “Hayır” diye yanıt verdi ve şunu paylaştı:
Bu fabrikada kadın emekçi sayısını artırdılar ama hâlâ kreş yok. Regl izni ise dile bile gelmiyor. Kadın işçilerin bir talepleri söz konusu oldu mu, ‘işte kapı orada’ diyerek kadınlara mobbing uyguluyor şefler ve müdürler.
Kadın işçilerin o zor günleri
Şilan Delipalta, kadın işçi olmanın şu noktasına özellikle değinmek istedi:
Smart Solar’da toplu iş sözleşmelerinde özel bir regl izni tanımlanmadığı gibi, mazeret izinleri de işverenin keyfi onayına terk edilmiş durumda. Bu tabloda kadın işçilerin elinde yalnızca iki seçenek kalıyor; ya yıllık izinlerinden harcamak veya sağlık raporu almak. Ancak devreye giren ‘performans primi kesintileri’ bu hakları da fiilen kullanılamaz kılıyor. Kadınlar, gelir kaybı yaşamamak için de regl dönemlerinde veya rahatsızlandıklarında dayanılmaz ağrılara rağmen bant başında, fabrikada çalışmaya mahkûm ediliyor.

“Yetki alacağımız kesinleşince”
Bu doğrudan sendikal örgütlenmeyi cezalandırma amacı taşıyan bir sendikal kıyım. Şilan diyor ki:
Bu Kasım ayı itibarıyla sendikal çoğunluk bizde olduğu için yetki alacağımız kesin. İşveren bunu bildiği için işten çıkartmalara başvurdu. İşçilerin sendikal tercihlerini değiştirmek için de işten çıkartmayı bir baskı aracı olarak kullandı. İlla ki Tes-İş’te kalsınlar, sendikadan ayrılanlar da geri dönsün istiyordu. Oysa Anayasa’nın 51. maddesi ve 6356 sayılı Sendika ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun ilgili maddesi işçilerin sendika üyeliği ve sendikal nedenlerle işten çıkarılmasını yasaklıyor. 570 işçinin yüzde 98’i DİSK Enerji-Sen’e üye oldu. Bu irade nasıl görmezden gelinebilir.
“Kadın işçilerin öncülüğü, eylemlerin kararlılığını belirliyor”
Ege İşçi Birliği sözcüsü Sonay Tezcan’ın değerlendirmesi ise şöyle:
Smart’ta kadın işçilerin öncülüğünü yaptığı direniş Türkiye işçi sınıfının toplam tablosunda çok önemli bir yerde duruyor. Ekonomik krizin faturası baskılarla, düşük ücretlerle ve türlü dayatmalarla işçi sınıfı ve emekçilere ödetilmek isteniyor. Sendikalı işletmelerde bile kriz bahanesiyle kazanılmış haklar gasp ediliyor, işten atmalarla iş güvencesi ortadan kaldırılıyor. Ve buna karşı işçi sınıfı, sendikal hareket yeterince tepki veremiyor, bu saldırıları püskürtecek bir mücadele veremiyor, böylece şartlar giderek kötüleşiyor. Bu aynı tabloda birebir aynı sorunları yaşayan Smart işçileri ise kapitalistin hal gaspına, sarı sendikacılık anlayışına karşı susmadı ve örgütlendi, eyleme geçti. Bir gecede Disk Enerji-Sen’e geçti işçiler. Bu noktada direnme iradesi gösteren, kararlılık gösteren işçilerin mücadeleci sendikalarla birlikte hareket etmesi sorunlara karşı güçlü bir direniş ortaya çıkardı. Ve tabii ki kadın işçilerin öncülüğü, eylemlerin kararlılığını belirliyor. Smart direnişi kadın işçilerin omuzlarında yükseliyor.
Fabrikanın Ülkü Ablası
Ülkü Aydın Ergül, ilk atılan 7 işçinin içindeydi. Tes-İş Sendikası bünyesinde işyeri temsilcisiydi. Daha sonra bütün işçiler gibi o da sendikadan istifa ederek Enerji-Sen’e geçti. 43 yaşındaki Ülkü ile görüştük. Özgüveni yüksek bir işçi. Fabrika daha yapım aşamasındayken işe girmiş. Buraya girmeden önce gezici sağlık otobüslerinde çalışıyormuş. O günleri anlattı:
Bu işyerine ilk girenlerdenim. Henüz inşaat halindeydi, daha ışıkları dahi yanmıyordu. Fabrika tam anlamıyla kurulunca ben sendika temsilcisi oldum. Ama Tes-İş’e hangi işçi talebini iletsem kafa sallıyor, ‘yok’ diyordu. Tüm çalışanlar bu sendikadan bıkmıştık. Hepimiz uğraşarak DİSK Enerji-Sen’i işyerimize getirdik. Haksızlığa karşı susmadık. Zaten ‘Kapıya da koysanız DİSK’te kalacağım’ diye yemin etmiştim. Biz ekmeğimiz için buradayız.” Ülkü konuşmasını sürdürdü; “İşveren bize Ocak ve Temmuz zammının ödenmeyeceğini söyleyince ipler koptu. Bir vardiya gecesinde hepimiz karar aldık örgütlenmeye. İnanılmaz bir şey gibi ama iki saatte 570 işçi arkadaşımız aynı anda DİSK’e üye oldu. Burada 600 işçi var. Bir gecede örgütlenen sanırım ilk biziz. Sonuç olarak işveren hemen harekete geçti. ‘Departman fazlalığı’ nedeniyle bizi attılar.
Kadın işçilere sabaha karşı mesai!
Öyle haksızlıklar yaşamışlar ki. İşte paylaştığı birkaç anekdot:
Sözleşme zamanında sendika bize ‘Yazın yazın, yüzde 70 istiyoruz diye yazın’ diyordu dalga geçer gibi. Ama bir bakıyorduk ki ‘sıfır zam’ almışız. Biz kadınların onurunu kıracak durumlar da oldu. Gece vardiyalarında özel arabalarla işçileri evlerinden akıyorlardı. Düşünün, eşinden ayrılmış, üç çocuklu kadın arkadaşımızın kapısının önüne gece yarısı 03.00’te özel bir araba geliyor ve kadın binip gidiyor. ‘Yapmayın’ dedik. Çünkü buralar küçük yerler. O saatte kapıdan alınan kadın hakkında bir sürü dedikodu yapılacak mahalleler buralar. Ben firmanın adının yazılı olduğu bir arabayla evden alınmamızı defalarca söyledim ama kimse ciddiye almadı.
“Sarılıp ağlamaya başladık”
Ülkü fabrika işgali günlerini anlattı. 4 gün boyunca içerde kalmışlar:
Hepimizin tek gayesi vardı. Atılan arkadaşlarımız geri alınsın istedik. Fabrika içinde sabahlama eyleminde o vardiyada çalışan tek bir arkadaş dahi hayır demedi. Dört gün boyunca kendimizi kilitledik. Öyle anlar yaşadık ki. Fabrikayı terk etmeme eylemimizi bitirince hepimiz kapıları açıp bahçeye koştuk. Diğer vardiya oradaydı. Birbirimize sarılıp ağlamaya başladık. Sanki tutuklu olduğumuz bir yerden çıkmışız gibi karşılamışlardı bizi. O sahne öyle bir andı ki, aynı film gibiydi.
Şu an direnişe, atılan 84 kişinin tam olarak katıldığını anlatıyor ve şunu da ekliyor:
Burada tüm atılanlar, hepimiz varız. Ben 10 gündür eve gitmedim. Bizden gasp ettikleri her şeyi teker teker geri alacağız. Genel başkanımız da aynı şeyi söyledi. Direniş bittiğinde birbirimizin yüzüne gururla bakacağız.
İşçilerin cep telefonlarını aldılar
32 yaşındaki işçi Esen ise 4 yıl önce işe başlamış. Daha önce Aliağa’da bir sigara fabrikasında çalıştığını söyledi Esen. Ailesi 30 yıl önce Diyarbakır’dan İzmir’e göç etmiş. O da yaşadıklarını anlattı:
Üç yıl önceydi. Bizi Tes-İş’e zorla, dayatarak üye yaptılar. Hatta öyle şeyler oldu ki, cep telefonlarımızı elimizden aldı şefler. Telefonu istediklerinde kötü bir şeyler olacağını anladık ama vermek zorunda kaldık. Ertesi gün bir baktık ki Tes-İş’e üyeyiz.
Tek amacı çocuklarını doyurmaktı
Yıllar önce eşinden boşanmış:
Tek amacım vardı. Çocuklarımı giydirmek, doyurmak, kiramı ödemek. İşe bu nedenle girdim işe. Ama bizim çok hakkımızı yedi bu patron. Vereceğim dediği zammı vermedi. Gece saat 03.00’lerde bizi işe çağırdılar. En sonunda bizi işimizden de ettiler. Ne tazminat ne başka bir şey aldık. Tek çaremiz eylemdi. Ailem bu tarz şeylere karşı ama benim ekmeğim söz konusu olunca ses çıkarmadılar. Enerji-Sen sendikamız da hep yanımızda oldu. Fabrikayı işgal eyleminde özellikle kadın arkadaşlar o kadar kenetlendik ki. Dört gece boyunca kendimizi içeride kilitledik. Ben hayatımda ilk kez 4 gün boyunca evimden ayrı kalıyordum. Zaten bu da ilk eylemim.
Smart Solar’da işçilere çıkışları telefon mesajıyla bildirilmiş. İnsanları işsiz bırakan işveren aynı zamanda “güvenli günler” de diliyor bu mesajda! Beş kuruş dahi vermeden bu “dilekle” sokağı işaret eden yeni nesil bir patron prototipi pek hayra alamet değil…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!