AYM, Suruç Katliamı’nı önlemeyen polis müdürünü korudu, SGDF’yi hedef gösterdi!



Anayasa Mahkemesi, katliam olacağı bilgisine rağmen gerekli önlemleri almayan Urfa Emniyet Müdürü Yapalıal’ı korudu, SGDF’yi hedef gösterdi


Suruç Katliamı’nda yakınlarını kaybeden aileler ve yaralıların, katliam gerçekleştirileceği bilgisine rağmen gerekli tedbirleri almayan Urfa İl Emniyet Müdürü Yapalıal hakkında verilen ödül gibi para cezası için AYM’ye yaptıkları başvuru, reddedildi. Reddedilmekle kalmadı, SGDF’yi kriminalize etti. Söz konusu “takviye kuvvet” yazısının bir katliam gerçekleşeceği bilgisinden değil SGDF’nin yasa dışı şekilde yurt dışına geçmesini engellemek amaçlı olduğunu iddia etti. Öte yandan Şeyh Abdurrahman Alagöz’e yönelik de herhangi bir ihmalkarlığın olmadığı öne sürüldü. 

20 Temmuz 2015 tarihinde 33 devrimci gencin katledildiği Suruç Katliamı’na ilişkin istihbarat bilgisi olmasına rağmen önlenmesi için gerekli tedbirleri almayan Urfa İl Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal hakkında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunuldu. Yakınlarını kaybedenler ve yaralılar tarafından yapılan başvuruya AYM ret kararı verdi.

Etha’daki habere göre, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ön inceleme raporunda Mehmet Yapalıal hakkında soruşturma izni verilmişti. Yapalıal’ın “görevi ihmal”den yargılandığı davada 8 ay 10 gün hapis cezası verilmiş, Yapalıal’ın hükmün geri açıklanmasını istemesi sonucunda, hapis cezası 7 bin 500 TL adli paraya çevrilmiş ve taksitlendirilmişti. Öte yandan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan kesin olarak reddedilmişti.

Suruç’ta yakınlarını kaybeden Ali Sadet, Özgen Sadet, Özge Sadet, Dilek Kaya, Mehmet Özkan, Mehmet Şerif Akhamur, Nimet Yurtgül, Sultan Yıldız, Sunay Sadet, Ümran Akhamur, Yağmur Şeker; Suruç yaralısı Yasin Can ve Suruç tanığı Ceren Çoban, katliamın kamu makamları tarafından önceden bilinmesine rağmen engellenmediğini kaydetti. Katliamı önlemeyen ve görevini ihmal eden Yapalıal hakkında verilen adli para cezasıyla yaşam hakkının ihlal edilmesi nedeniyle AYM’ye başvurdu. 

AYM, başvuru gerekçelerinin yaşam hakkının ihlal edilmediğini öne sürerek başvuruyu reddetti. AYM’nin resmi sitesinde yapılan açıklamada katliamı gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz, Yakup Şahin, Deniz Büyükkçelebi ve İlhami Balı’nın isimlerinin kısaltılarak verilmesi dikkat çekti. 

Öte yandan AYM’nin açıklamasında Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), “bir terör örgütünün gençlik yapılanması” ifadeleriyle hedef gösterildi. 

AYM, sunulan tüm kanıtlara rağmen kamu görevlilerinin katliamı engellemeye yönelik ihmalkarlığının birkaç habere dayanarak yapıldığını öne sürdü. 

Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün üzerindeki bombalarla birlikte defalarca polislerin önünden geçmesine, istihbaratın yoğun olduğu Antep, Adıyaman ve Urfa’da elini kolunu sallayarak dolaşmasına rağmen bir kez bile yakalanmamasını yok sayan AYM, katliam günü herhangi bir istihbarat bilgisine isnat etmeyen ‘Takviye Kuvvet’ yazısındaki tedbirlerin gerekçesinin ise yine ‘terör örgütünün gençlik yapılanması’ olarak hedef gösterilen SGDF’nin sınır ihlali yaparak Suriye’ye geçmeye çalışması olarak iddia etti. 

AYM, Şeyh Abdurrahman Alagöz’e ilişkin gelen istihbaratın Suruç’ta bir katliam gerçekleştireceğine yönelik değil de IŞİD kamplarına katılmak için yasa dışı yollardan yurt dışına çıkması olduğunu öne sürdü. 

Mehmet Yapalıal’a ilişkin yapılan başvurunun hapis cezası yerine adli para cezasına mahkum edilmesi olduğunu söyleyen AYM, “Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelemesi sırasında yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında Mehmet Yapalıal’a isnat edilen eylem, etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza soruşturmasını gerektirdiği istisnai hâllerden değildir. Bu nedenle Ceza Mahkemesinin görevini ihmal ettiği sonucuna varmasına rağmen Mehmet Yapalıal’ı adli para cezasına mahkum etmesi yaşam hakkının usul boyutunun ihlaline neden olmamıştır” iddiasında bulundu.