Çanpaş işçisinin ve Türkiye genelinde sözde kadro adı altında çıkarılan KHK’yla belediyelere bağlı taşeron şirketlere geçirilen işçilerin sorunları ortalama olarak aynı şekilde seyrediyor. Taşerondan kalma disiplin, çalışma şartları, ekonomik ve idari detaylar neredeyse birbirinin aynı…
Enflasyonun tavan yaptığı bu günlerde işçilerin bu kötü gidişata dur deme çabalarının Türkiye genelinde zincirleme etkisi umut verici, ama yetersiz. Bu yetersizliği Çanpaş özelinde de çok rahatlıkla görebilmek mümkün.
Çıplak maaşlarımızın asgari ücretin altına denk gelmesi, gece vardiyasında patronun hukuka aykırı bir şekilde istediği kadar saat çalıştırması, çöp kamyonlarını kişi sayısını azaltarak çalıştırması vs…
Bu sorunlar karşısında ne sendikasını göreve çağırma ne de patrona bir söz söyleme cesaretini kendinde bulamıyor maalesef. Bu durumu biraz da, örgütleme katmanlarında örgütlülüğü sağlayan işçi arkadaşların acizliği ya da eksik kalması olarak adlandırabiliriz. Bu bağlamda sendikanın görevlerini yapmaması patrona ayrıca bir rahatlık sağlıyor.
En son Yasin Keskin arkadaşımızın hukuksuz bir şekilde ve TİS disiplin maddesi hiçe sayılarak işten atılması, patronun ne kadar rahat hareket ettiğini gösteriyor bize. Şu an Yasin arkadaşımız bu hukuksuzluğa karşı her gün belediye önünde basın açıklaması yaparak haklı sesini duyurmaya çalışıyor. Ne sendika ne de işçi olumlu bir kitlesel katkı sunuyor. Patron her ne kadar ‘Ben bu arkadaşınızı işten atmak istemedim’ dese de işten atma aşaması pek de iyiniyet olarak algılanmıyor. Bütün bunları topladığımızda örgütsüz kitlelere reva görülen her neyse, her ne kadarsa patronlar bunu fazlasıyla yerine getiriyor.
Bize düşen görev örgütlü bir şekilde karşı durmak.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!