MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bütün faşistler gibi düşman yaratarak siyaset yapmayı iş edinen bir isim. Sisteme itiraz eden, gerçekleri gösteren, talep ve beklentilerini ifade eden herkes bu anlayışta düşmandır. Bahçeli tam da bu nedenle arkadaşlarının katledilmesini grevle protesto edip sağlık sistemindeki çöküşü olduğu kadar sağlıktaki şiddetin kaynaklarına da işaret ettikleri için hekimleri ve örgütleri Türk Tabipler Birliği’ni hedefe çaktı, çakmaya devam ediyor. Geçerken meslektaşlarının bürosunda katledilmesini protesto eden avukatlara da omuz attı.
Aynı günde Konya Şehir Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Karakaya başka bir hastanede güvenlikçi olarak çalışan hasta yakını tarafından; İstanbul Bakırköy’de de Avukat Servet Bakırtaş, avukatlık ilkelerinden taviz vermediği için davayı geri çekmesini isteyen bir davalı tarafından katledilerek çarpıcı bir tablonun ifadesi oldular. Bu tablo, ülkedeki toplumsal krizi olduğu kadar sistem temsilcilerinin her iki mesleğe yönelik hasmane tutumlarının bu krizi nasıl ağırlaştırdığını gösteriyordu.
Baroları parçalama operasyonu önceki yıl avukatlara yönelik siyasal linç kampanyası eşliğinde yapılmış, fakat istenen sonuç elde edilememişti. Mevcut baro yönetimlerinin tüm titrek duruşlarına rağmen avukatlar, meslek onurlarına sahip çıkma ısrarlarını sürdürerek bu siyasi operasyonların sistemin krizinin yönetilmesinde etkili olamayacağını, çünkü krizin hayli derin ve kapsamlı olduğunu göstermişlerdi.
Şimdi sıra sistematik bir nitelik kazanan sağlıkta şiddete, genel olarak sağlıkta yıkıma neden olan dönüşüm politikalarına, halkın sağlık hakkına, iktidarın düşmanlaştırıcı-hedef gösterici diline ve tüm aksamaları hekimlerle sağlık emekçilerine fatura eden yaklaşımlarına karşı tutum alan hekimlere geldi. Daha önce de bu içerikte taleplerle greve giden hekimler, taleplerinin dikkate alınması bir yana iktidarın onur kırıcı düzenlemeleriyle karşı karşıya kaldılar. Dr. Ekrem Karakaya’nın odasında 12 kurşunla katledilmesiyse son damla oldu. 7-8 Temmuz’da greve gideceklerini söyleyen hekimler, diğer sağlık meslek ve emek örgütleriyle birlikte hemen tüm illerde greve gittiler, sokaklara çıkıp yere artık” dediler.
Sistemin çizdiği makbullük sınırları belli. O sınırlarda hareket edenler meslektaşları katledilirken, meslek onurları sürekli hedefe çakılırken alınan grev kararına uymayıp, MHP bayrakları ve kurt işaretleriyle çekildikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarından TTBKAPATILSIN etiketiyle paylaşanlardı. Bunun dışındaki tüm hekimler düşmandı, TTB de düşman kurum!
MHP Başkanı Bahçeli tam da bu nedenle iki gündür hekimleri, avukatları ve TTB’yi hedefe çakıyor. Dili oldukça tehlikeli. Dili, dün Konya’da vaaz veren hocanın saldırgan, hedef gösterici diliyle aynı.
Bayram namazı çıkışında yaptığı son açıklamalar adeta katliam çağrısı: “Gösteriler yapıp, polis kardeşlerimizle çatışmaya, onlara hakaret etmeye kimsenin hakkı yoktur. Güvenlik görevlilerine hasımlık yapmak kimseye inandırıcı gelmez. Her defasında söylüyorum TTB kapatılmalıdır. Hekim kardeşlerim yeni bir organizasyon kurmalıdır. Kendilerini doktor, anarşist kılıklı insanlardan kurtulmalıdır”
Geçerken avukatları da ihmal etmedi. Yüzlerce avukatın meslektaşları Servet Gümüştaş’ın katledilmesine karşı Adiliye önlerinde yaptığı eylemleri, baroların çekinik tutumlarına rağmen duruşmalara katılmayışını “50-60’ı geçmeyen doktor ve avukat” sözleriyle küçük gösterdi.
Her konunun, her meslek ve sorunlarının, emekçilerin açlık çığlıklarının “düşmanlıkla” damgalandığı bu iklimin en saf göstergesi olan Bahçeli, sözleriyle sistemin krizini olduğu kadar çıkışsızlığını da ele vermiş oluyor. Çöken sağlık sistemine “kral çıplak” diyen hekimlere “beğenmiyorlarsa gitsinler” diyen Erdoğan gibi. Bu tablo krizin yönetilemezliğini olduğu kadar tam da bu nedenle iktidarın her türlü tehlikeli senaryoyu devreye sokabileceğinin de ifadesidir. Fakat meydan sadece onun oyun alanı değildir. Onu çılgına çeviren toplumsal dinamiklerin örgütlü ve kararlı duruşları bu oyunun sonunu belirleyecektir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!