Çarşamba, 28 Ekim 2026

Asgari ücret belirleme tiyatrosunda start veriliyor!



“Asgari ücrete yüzde 50 zam olur mu?” sorusuna, “İşletmelerin ödeyebileceği bir ücret arayışındayız” yanıtı veren, yanıtını pekiştirmek için de “Hayali değil gerçekçi bir rakam üzerinde durmak lazım” vurgusu yaparak patronlar adına önden ayar çeken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, yarın TİSK ve Türk-İş başkanlarıyla görüşeceğini açıkladı. “Biz davet ettik birlikte takvime karar vereceğiz” diyen Bilgin görüşmede asgari ücretin …


“Asgari ücrete yüzde 50 zam olur mu?” sorusuna, “İşletmelerin ödeyebileceği bir ücret arayışındayız” yanıtı veren, yanıtını pekiştirmek için de “Hayali değil gerçekçi bir rakam üzerinde durmak lazım” vurgusu yaparak patronlar adına önden ayar çeken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, yarın TİSK ve Türk-İş başkanlarıyla görüşeceğini açıkladı.

“Biz davet ettik birlikte takvime karar vereceğiz” diyen Bilgin görüşmede asgari ücretin belirlenmesine ilişkin takvime karar verileceğini duyurdu.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, beş patronlar, beş bakanlık ve beş de en büyük işçi konfederasyonu olan Türk-İş’ten olmak üzere on beş üyeden oluşuyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ilk toplantısını aralık ayının ilk haftasında yapması bekleniyor.

Krizin astronomik yüzde 200’lere dayanan enflasyonla işçi ve emekçilerin yaşamında yarattığı yıkım asgari ücret tartışmalarını aylar önce başlattı. Ücretlerin alabildiğine eridiği, Türk-İş’in son verilerine göre dört kişilik bir ailenin  sadece temel gıda harcamalarını ifade eden açlık sınırının 7 bin 425 TL, temel gıda ve diğer temel harcamaları kapsayan yoksulluk sınırının da 24 bin 100 TL. olduğu bu koşullarda 5 bin 500 TL olan asgari ücretin nasıl bir sefaleti imlediği açık.

Bu böyleyken bakan baştan patronlar lehine ayar veriyor.

Atalay çocuk kandırdığını sanıyor!

Türk-İş Genel Başkanı’ysa bir rakam telaffuz etmekten korktuğu ve esas olarak patronlarla hükümetin ağzına baktığı için “zamanı geldiğinde açıklayacağım” diyor. Ama bunu da çocukların bile güleceği bir gerekçeye dayandırıyor: 6 ay kala, 5 ay kala asgari ücret konuşulur mu? Umut mu satacağız? Emek mi satacağız? Beş ay kala yetkili yetkisiz herkes konuşuyor. Konuşmanın ne faydası var? Konuşunca ne oluyor biliyor musunuz? Zalim işverenler, satıcılar, üreticiler var. Asgari ücret lafı çıktığı zaman zam yapmaya devam ediyorlar. İktidar muhalefet fark etmez, asgari ücret konuşulduğu zaman yumurtaya, peynire, ete, süte zam devam ediyor. Ağzımı açmıyorum. Asgari ücreti, görüşmeler başladığı zaman çıkıp konuşurum. Şimdi niye konuşayım?’

Patronlar cephesi: Aman bizi ezdirmeyin!

İşçilerin ezim ezim ezilmesi elbette umurlarında değil. İğneden ipliğe her konuda maliyet hesabı yapan, azami kardan zarar ettiklerinde paçaları tutuşarak işçinin ümüğüne daha çok basan patronların içi rahat. Kendilerini temsil eden en büyük örgüt Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol asgari ücret konusunda ellerini taşın altına koyacaklarını, yine üçlü imza ile süreci sonuçlandırmak istediklerini, işyerlerinde huzursuzluk yaratacak bir durum arzu etmediklerini söyledikten “Bununla birlikte işverenlerin ağır maliyetler altında ezildiği bir durumu da istemiyoruz. Dengeli bir asgari ücret konusunda yine hem işçi konfederasyonlarımızla hem devletimizle çalışmaya gayret göstereceğiz” diye belirtmişti.

Grev hakkı olmayan bir büyük toplu sözleşme!

Asgari ücret milyonlarca işçinin ve dahası tüm işçi sınıfının toplu sözleşmesidir. Grev hakkının kullanılmadığı, Türk-İş gibi, sendikal çalışmadan devlet ve patron koridorlarında yapılacak görüşmeler trafiğini, rica minneti ilişkisini anlayan bir konfederasyonun bu milyonları temsil ettiği koşullarda 2023 asgari ücretine hangi oranlarda artış yapılacağını kestirmek zor değil. Bilgin sınırı zaten çekti. Tek sürpriz, seçim sürecinin yaratacağı bonkörlük üzerinden olabilir. Kaldı ki 2023’de ekonominin hal ve gidişatının bugünü aratacak bir sarsıntıya gebe olduğu düşünülecek olursa değil yüzde 50, yüzde 100 oranında bir artışın bile anlamı yoktur.

İşçi sınıfı bu süreci grevli, fiili meşru eylemlerle örmedikten sonra o rakamlar da Bilgin’in deyimiyle “hayalidir”!