Zehra Çaldağ
AKP-MHP faşist bloku, sanki ülkede -yıllardır yaratıp derinleştirdikleri- hiçbir sorun yokmuş gibi önümüze sokak hayvanları popülasyon sorununu atıverdi. Sanki ülke sokak köpekleri tarafından işgal edilmiş ve köpekler ülke güvenliğini tehlikeye sokmuş gibi bir algı yaratmaya ‘güvenli sokaklar’ argümanı ile yola çıktılar.
Bu argümanı hem yandaş medyasıyla hem boot hesapları hem de güvenli sokaklar denilen dernekle işbirliğiyle yürütüyorlar. Hayvanlarla ilgili her sorunun altında insan eli olduğu gerçeğini görmezden gelerek, gelinmesini sağlayarak yapıyorlar bu düşmanlığı
Bu konuda ilk olarak sorulması gereken şey 2004 yılında kabul edilen 5199 sayılı yasa ne dediği… Bu yasanın gerekleri yerine getirildi mi? 5199 sayılı yasanın gereklerini yerine getirmeyen belediyelere denetim yapıldı mı? Yasal yaptırım hayata geçirildi mi?
5199 sayılı yasa çok açık: “Aşıla, kısırlaştır, yerinde yaşat, üretimi durdur, ticareti yasakla.” Bunlar yerel yönetimlerin, yani belediyelerin asli görev ve sorumlulukları kapsamındadır. Peki bunların yapılıp yapılmadığını kim denetleyecek? Elbette devletin kamu kurum ve kuruluşları!
Fakat özellikle 2004’ten beri yasanın gereklerinin yerine getirilmesi konusunda ne yasayı yürürlüğe koyanlar ne yerel yönetimler yasanın gereklerini yerine getidi! Yüz yıllardır sokakları, mahalleleri birlikte paylaştığımız dostlarımız için hiçbir şey yapılmadığı gibi ticaret ve üretim durdurulmadı. Kısacası köpek popülasyonunun artmasında asıl sorumlu olanlar bugün köpekleri katletmek için yasa yapanlardır.
Biraz da güvenli sokaklar argümanı üzerinden konuşalım. Sokakları tehlikeli hale getiren sadece sokak hayvanları mı? Yoksa çok daha başka etkenler var mı?
Bir eşik Ensar Vakfı
İlk aklıma gelen soru şu, Ensar Vakfı’nda 40 çocuğa tecavüz edildiğinde faillere ne oldu. Şimdi onlar sokaklarda değil mi? ‘sayın bakanınız’ o zaman ne demişti? “Bir kereden bir şey olmaz” diyerek bu normalmiş gibi algı yarattığında yeterince tepki gösterilmemiş, protesto edilememiş olması ve o çocuklara taciz ve tecavüz girişiminde bulunanlardan ve sizin bakanınızdan hesap sorulamadığı ve en önemlisi cezasızlık politikanız yüzünden sokaklar tehlikeli değil miydi?
Kadın katliamları
Sadece 2024’ün Ağustos ayında 33 kadın katledildi, 24 kadın ise şüpheli biçimde öldü. Yılın ilk 8 ayında katledilen kadınların en az 22’sinin polis ve savcılığa şikâyette bulunduğu ortaya çıktı. Ağustos ayında 2 kadın oğulları, 6 kadın babaları, 10 kadın kocaları tarafından öldürüldü. Sokaklar ve evler güvenli mi?
İzmir’de bir aile vahşeti yaşandı… Bornova ilçesinde Vesih Şimşek (45), tabancayla 4 çocuğuyla vurup intihar girişiminde bulundu. Cemre, Ceylin ve Nira Şimşek hayatını kaybetti, Vesih ile Hiranur Şimşek ise ağır yaralandı. İşte AKP-MHP faşist blokunun yarattığı aile tipi, her yer cinayet mahalli durumunda! Güvenli sokaklar mı demiştiniz?!.
Göçmen işçilere saldırı
22 Ağustos 2022’de Sakarya’da mevsimlik çalışma nedeniyle gelmiş olan bir fındık bahçesinde çalışmaya başlamalarından üç gün sonra sırf Kürt oldukları için aşağılamalarla, küfürlerle saldırıya uğrayan 25-14 yaş aralığındaki aileye saldıranlar kimden güç alıyor acaba?
19 Temmuz 2021’de Diyarbakır ve Mardin’den Afyon’a mevsimlik tarım işçisi olarak giden işçiler, Kürtçe konuştukları için ‘terörist’ denilerek 19 Temmuz 2021’de ırkçı saldırıya uğradı.
50’ye yakın erkek, küfürler ve hakaret ederek ellerindeki sopa ve parke taşlarıyla Afyon’un Sultandağı Dereçine Beldesi’nde mevsimlik tarım işçisi ailelere saldırdı. Saldırıda yedi kişi yaralandı.
2 Haziran 2022’de Malatya’nın Kale ilçesine bağlı Kıyıcak Köyü’nde mevsimlik işçiler A.T ve M.T, kayısı bahçesinde çalışırken saldırıya uğradı. Kıyıcak Köyü’nde silahlı saldırıya uğrayan mevsimlik kayısı işçileri yaşadıklarını şöyle aktardılar: “Patron saldırdı jandarma seyretti.”
Kaybolan çocuklar ülkesi Türkiye
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın 26.05.2024’de yaptığı açıklamada TÜİK verilerine göre 2008 ile 2026 yılları arasında 104 bin 531 çocuğun kaybolduğunu ve son 8 yıldır hiçbir verinin açıklanmadığını ifade etti. “Ülke kaybolan çocuklar ülkesine dönerken sokaklar güvenli mi,” diye soralım. Üstelik son 8 yılda kimbilir daha kaç çocuk kayboldu? Bilinmiyor! Kaybolan bu çocuklar nerede? Nasıl kayboldular? Devlet bu konuda ne yapıyor? 8 yaşındaki Narin Güran 21 Ağustos’ta Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kayboldu. Terliğinin teki evinden 3 km uzakta bulundu. AMA kendisi hâlâ bulunamadı. NEDEN? Ya GÜLİSTAN DOKU?!.
Türkiye’de yılda ortalama 3 bin 500 kişi kayboluyor. Kayıpların üçte biri erkek, üçte ikisi ise kadın ve çocuk. En sık görülen kaybolma nedenini, zihinsel ya da bedensel engel nedeniyle kaybolan ya da kaçırılanlar oluşturuyor.
Çocuk gelinler ülkesi
Türkiye’de hâlâ yılda 13 binden fazla kız çocuğu evlendiriliyor. Son 10 yılda resmi verilere göre toplam 302 bin 159 kız çocuğu evlendirilmiş. Erken yaşta evlenen kız çocukları arasında doğum oranları da azımsanmayacak seviyede. TÜİK verilerine göre 2021 yılında 15-17 yaş grubundaki 7 bin 73 kız çocuğu doğum yapmış. Bunlar resmi veriler.
Türkiye intiharlar ülkesi
TÜİK verilerine göre 2013’te 3 bin 252, 2014’te 3 bin 169, 2015’te 3 bin 246, 2016’da 3 bin 193, 2017’de 3 bin 168 ve 2018’de bin 161 kişi hayatına kıydı. Bu veri 2018’de günde ortalama 8,7 kişinin intihar ettiği anlamına geliyor. Her 166 dakikada 1 kişinin intihar ettiğini gösteriyor.
Peki, insanlar neden intihar ediyor? Yine resmi kayıtlara geçen sebeplere bakılırsa intiharların büyük kısmının sebebi bilinmiyor. TÜİK verileri 2018 yılındaki 3 bin 161 intihardan bin 155’inin (yüzde 37) sebebini “bilinmeyen” olarak gösteriyor. İntihar sebeplerinin yüzde 27’si ise “diğer”! Ancak bu ifadenin neleri içerdiği bilinmiyor. Sebebi bilinen intiharların başında ise yüzde 21 ile hastalık geliyor. “Geçim zorluğu”ndan intihar edenlerin sayısı ise 246 (yüzde 8).
MESEM’de, tarlada, sokakta, sanayide, inşaatta, 2024 yılının ilk yedi ayında en az 42 çocuk işçi hayatını kaybetti.
Kapitalist barbarlık sisteminde aslında hiçbir alanın hiçbir canlının kendisini güvende hissetmesi mümkün değil. Dil, din, kimlik ayrımcılığının yapıldığı, insanların birbirine düşmanlaştırıldığı, sömürünün dizginsizleşerek derinleştirildiği, sokakta, evde, işyerlerinde insanca çalışıp insanca yaşabileceğimiz bir hayatın her an elimizden daha fazla alınmaya çalışıldığı; işsizliğin, yoksulluğun derinleştiği, alım gücümüzün gün geçtikte azaldığı, kiralarımızı, faturalarımızı, zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılayamacak hale getirildiğimiz koşullarda kaybolan çocukların neden bu kadar çok olduğu sorusu devletin bu olanlara karşı ne yaptığı sorusunu da beraberinde getirmelidir.
Göçmen işçilere saldırılar olurken, ailede şiddet yüzünden katledilen kadınlar ve çocuklar için toplumsal olarak ne yaptığımızı sorgulamak gereklidir. Ülkede yıllardan beri var olan ve son zamanlarda derinleştirilen cezasızlık politikası yüzünden her yer ‘olay mahalli’ haline gelirken devletin GÜVENLİ SOKAKLAR nidasıyla sokak hayvanlarını katletme yasasını çıkarma özgüvenini nerden aldığına da iyi bakmak gerekir. Tarihi katliamlarla dolu bu topraklar yeterince kana doymamış demek ki!.. Kindar dindar nesil diyenlerin sokakları ne hale getirmek istediklerini aslında bu kanlı yasayı tartışmaya başladıkları günden beri görüyoruz.
Bugüne kadar yapılan katliamlara karşı yeterince birlikte karşı koyamadığımız için, Ensar Vakfı alçaklığına yeterince refleks gösteremediğimiz için, göçmen işçilere yapılan saldırılara birlikte karşı çıkamadığımız için bugün sokak hayvanları için katliam fermanını imzaladılar. Ve bize bunu dayatmaya çalışıyorlar.
Ülke pratiğine baktığımda Çorum, Sivas, Dersim, 6-7 Eylül pogromu, Roboski, Cezaevleri katliamı, Suruç katliamı, 10 Ekim Ankara Gar katliamı ve sayamadıklarımızı görüyorum. Şimdi de hayvan katliamları devreye sokuluyor.
Bu kanlı katliam yasasıyla birlikte sokakları nasıl “güvenli” hale getirdiklerine bakalım mı?
“Güvenli sokaklar” mı dediniz!
Niğde Belediyesi katliam yaptı, ölüm çukurları açtı hem de altın madeni arama sahasında çalışanlarının bile sağlığını tehlikeye atarak… Sonra Altındağ Belediyesi katliam yaptı. Köpeklere işkence ederek çığlıklar attırarak, boğarak katletti. Üstelik bunu yıllardan beri yapmakta olduğu, toplu ölüm çukurlarının bulunmasıyla ortaya çıktı. Ardından Tekirdağ’da sokak ortasında zehirlenerek öldürülmüş köpek videoları geldi. CHP Genel Merkezi parti olarak yasayı uygulamayacaklarını ve CHP’li hiçbir belediyenin de uygulamayacağını açıkladı. Ancak ABB Başkanı Mansur Yavaş bu açıklamaya uymayacağını hem söylemleri hem de sokak pratiğiyle kanıtladı. Yani CHP ABB Başkanı Mansur Yavaş’a ‘söz geçiremiyor’, şaşırdık mı? Elbette hayır! Üstelik bütün bunlar 2028’e kadar toplama yapamayacakları bu katliam yasasında olmasına karşı. Yani belediyeler yasal bir suç işliyor, bu gücü nerden aldıkları belli!
Bunun da ötesinde en tehlikeli yer olan sokakta bireysel katliamların bu yasa ile önünü açmış oldukları görülüyor. Polatlı’da yaşlı bir adam, ‘devlet yasa ile bana bu görevi verdi’ diyerek sokak ortasında kedinin boğazına defalarca dirgeni saplayarak katletti.
Başka bir örnek ise, önceki yıllarda sosyal medyaya da yansıyan köpek tecavüzlerinin artmaya başlamasıdır.
Trabzon-Akçaabat’ta emekli bir öğretmen sokak hayvanlarını gönüllü besleyen bir vatandaşın bahçesinin kenarına koyduğu su ve mama kaplarını, köpek kulübesini camlara doğru fırlatabildi.
Dün Keçiören Ovacık Mahallesi’nde 13 yaşlarında olduğu tahmin edilen kapüşonlu, maskeli biri başka birisinin bahçesinde baktığı kedilere saldırdı. Saldırgan, kedilere bakan çocukların geldiğini görünce kaçtı. Kaçarken de çocuklara kafa kesme işareti yaparak uzaklaştı. Ayrıca “sizin ve bahçenizin işi bitti” yazan bir not bırakmayı da ihmal etmedi!
Ankara-Susuz’da eline silahını alan köpeklerin peşine düşüyor. Belli ki bu cesareti devletin bireysel silahlanma politikasından, kanlı katliam yasasından ve cezasızlık politikasından alıyor.
Buradan ailelere de seslenelim, devletten yana olacağım, devlete yaranacağım diye çocuklarınızı yalana-dolana, düşmanlığa alıştırmayın. Çünkü devletin politikaları yandaş falan ayırmıyor, unutmayın! Hele de emekçiyseniz ekonomik krizin sizi vurmaması mümkün değil, bir köpeği taşlatmak kuyruğunu çekiştirmeye kalkmak sonra da köpekler saldırıyor diye yaygara koparmak hiç insani değil. Hani sizler inanan insanlarsınızdır ya, o nedenle gelin siz şeytana uyup, doğru yoldan sapmayın da diyelim.
Sonuç olarak
107 gündür direniyoruz. Sokaklarda, alanlarda, meydanlarda, parklarda diyoruz ki katliam yasasını geri çekin. Toplumun yüzde 85’i bu yasayı istemiyor. Zaten katletmek de bu sorunun çözümü olamayacak. Bir ‘Hayırsız Ada’ daha yaşamak istemiyoruz.
Sokaklar doğanın bütün türleri için yaşam alanıdır. Doğanın dengesi bütün canlılarıyla bütün türleriyle sağlanır. Siz bu türlerden birini yok etmeye kalktığınızda doğanın dengesini de bozacaksınız ve emin olun biz bunun hesabını soramasak bile doğa sizden bunun hesabını soracaktır.
Sizler katliam yasasını kanlı elleriniz ve kalemlerinizle imzalayanlar tarihin sayfalarına kara bir leke olarak geçeceksiniz.
Yasayı geri çekin çünkü katliamın yasası olmaz.
AYM YASAYI İPTAL ET!
AYM YÜRÜTMEYİ DURDUR!
AYM KATLİAMA ORTAK OLMA!
İNSANA, HAYVANA, YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!