1 Mayıs’a doğru geri sayım sürerken, üniversiteli gençlik Taksim yasağına karşı kararlı bir çıkış yapıyor. Kadir Has, Koç, Bahçeşehir, Bilgi, Galatasaray, Özyeğin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğrencileri, 23 Nisan Salı günü saat 15.30’da DİSK Genel Merkezi önünde buluşarak bir açıklama yapacaklarını duyurdu. Öğrenciler, 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na çağrı yaparken, bu çağrının bir “davet” değil bir “borç bildirgesi” olduğunu vurguluyor: “Borçluyuz. İşçilere, dostlarımıza, kaybettiklerimize, kendimize.”
Bu çıkış DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin “1 Mayıs’ı Taksim irademize sahip çıkarak Kadıköy’de kutlayacağız” komedisine de açık bir turum niteliği taşıyor. Üniversiteliler, Taksim’in yalnızca bir sembol değil mücadelenin ve hafızanın mekânı olduğunu belirtiyor ve “Taksim iradesine Taksim’de sahip çıkalım” diyerek rotayı doğrudan meydana çeviriyor.
“1 Mayıs Taksim’dir, Taksim 1 Mayıs”
Öğrenciler, yaptıkları açıklamada Taksim’i iş cinayetlerinde yitirilen işçilerin, çocuk yaşta emeği sömürülenlerin, susturulan öğrencilerin, yargılanan şehir plancılarının, güvencesiz akademisyenlerin, emeği görünmez kılınan göçmen işçilerin ve 1 Mayıs 1977’de katledilen 34 emekçinin ortak hafızası olarak tanımlıyor. Taksim bu yönüyle bir alan değil “bu düzenin tüm artık insanlarının ortak isyanıdır” denilerek tarihsel ve sınıfsal bağlamı yeniden hatırlatılıyor.
Açıklamada, üniversitelerde yükselen gençlik hareketiyle bu hafızanın iç içe geçtiği ifade ediliyor: “19 Mart’tan bu yana üniversitelerde büyüyen isyanın, kayyım düzenine karşı yükselen ‘Biz varız!’ haykırışının taşıyıcıları olarak, irade mücadelesinin bir parçası olarak Taksim’de olacağız.”
“Bu Borcu Başka Bir Meydanda Ödeyemeyiz”
Üniversiteliler, Taksim yasağını “hukuki” gösterme çabalarına ve bu yasağı zımnen kabullenen tutumlara karşı net bir karşı duruş sergiliyor. “Taksim bir alan değil bir iradedir. Ve bu irade bizimdir” diyen öğrenciler, yalnızca itiraz eden değil aynı zamanda mücadeleyi kuran bir özne olarak sahneye çıkıyor.
Bu açıklama yalnızca 1 Mayıs’a yönelik bir çağrı değil gençlik hareketinin mevcut mücadelelerle kurduğu tarihsel sürekliliğin ve sınıfsal konumlanışın açık bir ifadesi. Üniversiteliler, 23 Nisan’da DİSK önünde yapacakları açıklamayla 1 Mayıs’ta Taksim’e giden yolda hem bugünün hem de geçmişin hesabını sormaya hazırlanıyor.
Üniversiteliler Direniş Alanlarında da Yan Yana
Üniversiteli gençliğin 1 Mayıs öncesinde yükselttiği irade, yalnızca semboller üzerinden değil, doğrudan sınıfın güncel mücadeleleriyle kurduğu temasla da kendini gösteriyor. Bu temasın en somut örneklerinden biri, ATR YAPI önünde sekiz gündür süren inşaat işçilerinin direnişi.
İnşaat-İş Sendikası öncülüğünde gasp edilmek istenen ücretleri için Pendik’teki ATR YAPI binasının önünü direniş alanına çeviren işçiler, her sabah barikat önünde eylemle güne başlıyor. Patronun yalnızca kısmi ödeme yapmasına tepki gösteren işçiler, haklarının tamamı ödenmeden alanı terk etmeyeceklerini duyurdu. Direnişe kolluk güçleri tarafından yapılan müdahaleye ise işçiler “Bize değil patrona söyle” diyerek yanıt verdi.
İnşaat-İş’in dayanışma çağrısına ilk yanıt verenlerden biri ise üniversite öğrencileri oldu. Polis saldırısı sonrası gözaltı tehdidiyle karşı karşıya kalan işçiler adına sendika temsilcisi Yunus Özgür “Direniş alanımız üniversite öğrencilerine emanettir” dedi. Kısa sürede ATR YAPI önünü dolduran öğrenciler gün boyu halaylarla, sloganlarla direnişe destek verdi: “İşçi gençlik el ele genel greve!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”
İnşaat işçileriyle yapılan görüşmelerde, patronun gençliğin ve kamuoyunun basıncıyla adım atmak zorunda kaldığı belirtilirken henüz işçilerin taleplerine dair somut bir çözüm sunulmadı. “Eylemimize kaldığımız yerden devam ediyoruz” diyen İnşaat-İş, üniversite gençliğinin varlığının bu süreçte önemli bir moral ve basınç kaynağı olduğunu vurguladı.
✅İnşaat işçilerinin direniş alanı: Gençler sordu işçiler yanıtladı
❓Sendikalı olmak ya da olmamak sizin için ne ifade ediyor
🔻Sendikalı olunca hakkımızı arayabiliyoruz, olmasaydık Urfa’dan çıkıp buralara gelemezdik
@insaatsendika— Alınteri (@alinteri.bsky.social) 22 Nisan 2025 18:14
Direnişte söz alan gençlik temsilcileri bu dayanışmanın bir anlık değil stratejik bir birliktelik olduğunu söyledi. İşçiler haklarını alana kadar direniş alanında fiili dayanışmanın süreceğini belirten öğrenciler bu birlikteliğin politik yönünü net biçimde ortaya koydu: “İşçi sınıfı olmadan zafere ulaşamayız.”
Üniversitelilerin hem 1 Mayıs’a çağrılarında hem de sokaktaki mücadelelerde aldığı tutum bu dönemin ruhunu tarif ediyor. Taksim’e yürüyen irade, aynı zamanda Pendik’teki barikatta da saf tutarak birleşik mücadelenin ve odaklaşmanın tohumlarını serpiyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!