“Başımıza Bir Şey Gelirse Sorumlusu Cemil Tugaydır!”



Tescilli işçi düşmanı İzBB Başkanı Cemil Tugay sefalet dayatmasına karşı greve giden işçileri İzmir halkına linç ettirmek için her yolu deniyor. Dün gün boyu “dayanışma” çağrısı yapan Tugay, gece de İzmir’in zengin semti Alsancak Kordon’da çöp toplayarak grev kırıcılığına girişti


Tescilli işçi düşmanı İzBB Başkanı Cemil Tugay sefalet dayatmasına karşı greve giden işçileri İzmir halkına linç ettirmek için her yolu deniyor. Dün gün boyu “dayanışma” çağrısı yapan Tugay, gece de İzmir’in zengin semti Alsancak Kordon’da çöp toplayarak grev kırıcılığına girişti. Bir işçi bugün “Başımıza bir şey gelirse sorumlusu Cemil Tugay’dır” diyerek durumun vahametini gösterdi

İzmir’in rant değeri yüksek yerlerini Cengiz Holding’e peşkeş çekmesi ya da Karşıyaka Belediye Başkanı’yken sergilediği işçi düşmanlığıyla tanınan Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi koltuğuna oturduktan sonra da aynı pratiği çekinmeden sürdürdü. Yaşanan kıyımlar nedeniyle direnişe geçen işçilere yönelik kibirli açıklamaları ve saldırgan tutumuyla bu kimliğini açıkça ifşa eden Tugay, şimdi belediye şirket işçilerinin eşit işe eşit ücret talebiyle gerçekleştirdikleri greve karşı tepeden tırnağa grev kırıcı kesildi.

İzBB’ye ait İZELMAN, İZENERJİ ve Egeşehir’de çalışan 23 bin Genel-İş üyesi işçi, sosyal haklarının gasp edildiği, yüzde 29,19 gibi bir ücret artışı teklifiyle fiilen toplu sözleşme haklarının da ortadan kaldırıldığı patron tutumu karşısında grev haklarını kullandılar. Rakamlara takla attıran, işçilerin astronomik bir ücret talebi içinde olduğunu manipülasyonun en düşkün biçimleriyle propaganda eden Tugay’a sosyal medya ve basın da olağanüstü bir trollük seferberliğine girişti.

Belediyeden nemalanan, sponsorluk için sıraya giren, Atatürkçü kimliklerini paraya tahvil etmekte ustalaşmış Mine Kırıkkanat ya da Yılmaz Özdil gibi sefiller işçi düşmanlığını sınıfsal bir kibir ve pervasızlıkla dile getirerek işçileri İzmir halkının hedefi haline getirmek için adeta çırpındılar. ‘Akademisyen’ titri taşıyanlarından daha yakın zamanda TİP tarafından milletvekilliğine aday gösterilene kadar geniş bir kesim Tugay’ın işçi düşmanı korosunu büyütmek için adeta çırpınıyor.

İşçileri, CHP’ye kurulmuş bir yıpratma tuzağının parçası olmakla itham eden, CHP’ye dönük iktidar saldırıları kalkanının arkasına gizlenerek nişan alan bu güruh aynı zaman Türkiye’deki toplumsal gerçekliğin de ürkütücü bir fotoğrafı oldu.

En temel hakları olan grev hakkını kullandıkları ve sefalete mahkum edildikleri için hedefe çakılan işçiler dört bir yandan linç edilirken Tugay dünden beri halkı çöpleri toplamak için dayanışmaya çağırarak saldırganlığının çıtasını yükseltti. İşçileri AKP’nin ekmeğine yağ sürmekle, siyasi şantajcılık ve merkezi iktidarın bütçe kesintilerine tepki göstermek yerine belediyeyle karşı karşıya gelerek CHP’yi yıpratmakla suçlayan Tugay’ın kendisi bizzat AKP’yle işbirliği yapıyor oysaki.

CHP’nin başından beri destek verdiği Şimşek Programı’nın nam-ı diğer IMF direktifinin ücretlere hedeflenen enflasyon oranında artış yapılmasını içerdiğini biliyoruz. CHP’nin SODEMSEN’i tüm belediyelerde buna sıkı sıkıya riayet etti. Üstelik bahanesi de hazırdı “merkezi iktidarın bütçe kesintileri, SGK borçları nedeniyle daralan ekonomik olanaklar”! Bu bahanenin arkasına sığınarak işçi sınıfının bütünü için yeni bir çıta oluşturacak ücret artışlarını iktidarın istediği oranlarla sabitlemekte oldukça mahir davrandılar. Tugay da şimdi cansiperane bunu yapıyor. İşçilerin giydirilmiş ücreti bile olmayan rakamları aldıkları ücret olarak gösterip astronomik bir oranda artış istiyorlar diye yaygara koparıyor. İşçiler bu yalanı maaş bordolarını paylaşarak çürütmeye çalışsalar da karşılarındaki trol ordusunun cayırtısı arasında sesleri duyulamıyor.

İş o noktaya geldik ki bu sınıf düşmanlığı bizzat Tugay’ın İzmir’in en zengin muhiti olduğu kadar gerici-ulusalcı refleksleriyle bilinen Kordon’da çöp toplamaya çıkarak halkı grev kırıcılığının büyütülmesine davet etti.

Tarihte eşine az rastlanır bir hırs, kin ve kibir!

İşçilerle halkı ve esnafı karşı karşıya getirecek bu pratik tutumların sonuçlarından biri “İzmir halkı grevcilerin yanında” diyen kadınlara yönelik saldırgan tutum oldu.

Tugay’ın çağrısıyla toplanan grev kırıcı güruh karşılarına çıkan kadınlar olunca cinsiyetçi aşağılamalar ve “kafanı patlatırım” tehditleriyle karşılık verdiler.

‼️Grev kırıcıdan cinsiyetçi hakaret ve tehdit!

İzmir’de grev pek çok açıdan turnusol oldu. Kim nerde, nasıl duruyor, sınıfın çıkarları söz konusu olduğunda hangi pozisyonları alıyor sorularına net yanıtlar verdi. Fakat aynı zamanda tehlikeli kışkırtma karşısında güçlü bir dayanışmanın örgütlenmesi zorunluluğunu önümüze koydu. Sadece kendileri için değil tüm belediye şirket işçileri için de direnen İzBB işçileriyle dayanışmayı büyütmeye…