Pazar, 28 Haziran 2026

Füzyondan Uzay İstasyonuna, Sosyalizmin Kayıp Teknoloji Devrimi



D. Emrah Zıraman ve Selçuk Ulu, sosyalizmin teknolojiyi toplumsallaştırarak nasıl bir “büyük bilim” çağı başlattığını tartıştı. Sovyet uzay programından füzyon enerjisine, unutulmuş sosyalist teknoloji mirası gözler önüne serildi. Sosyalizmin hedefinin sadece sınıfsız toplum değil tüm tahakküm ilişkilerinin sonunun projesi olduğu vurgulandı!


Alınteri ve Devrimci Proletarya yazarları D. Emrah Zıraman ve Selçuk Ulu, Alınteri YouTube kanalının “#DoğruMuBu” isimli program serisinin 6. bölümünde “Sosyalizm ve Teknoloji: Geçmişin Dersleri, Geleceğin İmkanları”nı ele aldı. Program, teknolojik gelişmelerle toplumsal gerçeklik arasındaki derin çelişkiyi sorgulayarak sosyalizmin teknolojiye bakışını tarihsel deneyimler ve gelecek perspektifleri üzerinden masaya yatırdı.

Teknolojinin Paradoksu

Programın açılışını yapan Selçuk Ulu, cep telefonlarından yapay zekâya kadar birçok alanda inanılmaz bir teknolojik güce sahip olmamıza rağmen toplumsal gerçekliğin 19. yüzyıl koşullarını andıran sömürü, ekolojik yıkım ve eşitsizliklerle dolu olduğuna dikkat çekti. Ulu, “Bu görkemli teknolojilerin gölgesinde, milyarlarca insan adeta 19. yüzyıldan kalma yaşam ve çalışma koşullarında tükeniyor” diyerek sordu: “Neden teknolojinin bu kadar muazzam bir potansiyeli varken onu kullanmak bir türlü insanlığın ve gezegenin çıkarına işlemiyor?”

Bu sorunun yanıtının teknolojinin kendisinde değil onu kontrol eden sistemde yattığını vurgulayan Ulu, “Sosyalizm teknoloji düşmanıdır” klişesini redderek sosyalizmin tarihte teknolojiyi toplumsallaştırarak bir ‘büyük bilim’ çağı başlattığının altını çizdi.

Baskı mı Özgürleşme Aracı mı?

Doğan Emrah Zıraman, teknolojinin sınıflı toplumlarda ikili bir karaktere sahip olduğunu belirterek sözlerine başladı. Kapitalizmde bilim ve tekniğin sermaye birikimi için vazgeçilmez olduğunu, bu nedenle teknolojinin işyerlerinde çalışanların saniyesi saniyesine denetlendiği bir “baskı ve denetim aracına” dönüştüğünü ifade etti.

Ancak madalyonun diğer yüzüne de işaret etti: “Üretimin toplumsallaşması ile birlikte kapitalizmde başta işçi sınıfı olmak üzere yoksullar ve ezilenler için özgürlük kapıları da aralanıyor.” Bu durumun, sosyalizmin maddi koşullarını olgunlaştırdığını söyleyen Zıraman, Marksizm’in bilimi “dünyayı kavrama ve değiştirmenin en önemli araçlarından biri” olarak gördüğünü vurguladı. Marksizmin, diyalektik ve tarihsel materyalizm ışığında, bilim ve teknolojinin tarafsız olmayıp içinde bulundukları toplumsal ilişkiler tarafından şekillendirildiğini ortaya koyduğunu ekledi.

Sovyet Deneyimi: Teknolojinin Toplumsallaştırılması

Selçuk Ulu, tartışmanın odağını tarihsel deneyimlere çevirerek Sovyetler Birliği’nin teknolojiyi toplumsallaştırma çabalarını anlattı. Devrimin hemen ardından kurulan Sovyet Bilimler Akademisi ve GOELRO elektrik planı gibi girişimlerin, bilimi ekonominin ve toplumsal yaşamın kalbine yerleştirdiğini belirtti. Lenin’in “Komünizm, Sovyet iktidarı artı bütün ülkenin elektrifikasyonudur” sözünü hatırlatan Ulu, GOELRO’nun aynı zamanda yeşil bir devrimin prototipi olduğunu, hidroelektrik santrallerle fosil yakıtlara alternatif oluşturmayı hedeflediğini söyledi.

Sosyalizmin doğasının kaynakların uzun vadeli ve rasyonel kullanımına elverişli olduğunu ifade eden Ulu, erken dönem doğa koruma alanları (Zapovednikler) ve ağaçlandırma projelerine de değindi. Ancak, hızlı sanayileşme baskısının Aral Gölü felaketi gibi ciddi ekolojik maliyetler de doğurduğunu kabul ederek “Bugünün sosyalizmi, bu dersle donanmış olarak ekolojik dengeyi planlamanın merkezine oturtmak zorundadır” dedi.

Bir Medeniyet Projesi: Sovyet Uzay Programı ve Ötesi

Ulu, sosyalizmin teknolojiye bakışını en iyi özetleyen örneğin Sovyet uzay programı olduğunu vurguladı. Bu programın sadece bir mühendislik başarısı değil kökleri Rus Kozmist düşüncesine dayanan felsefi bir medeniyet projesi olduğunu söyledi. Sputnik 1, Laika ve nihayetinde Yuri Gagarin’in uçuşunun, “sıradan” insanların olağanüstü başarılara imza atabileceğinin ve sosyalizmin somut bir güvencesi olduğunun altını çizdi. Mir Uzay İstasyonu gibi projelerle uzayda kalıcı olmayı hedefleyen bu vizyonun bugünkü uzay çalışmalarının da temelini attığını belirtti.

Geleceğin Teknolojileri: Füzyon, OGAS ve Kardashev Ölçeği

Sovyet mirasının sadece geçmişte kalmadığını, geleceğe ışık tuttuğunu vurgulayan Ulu, bir dizi çığır açıcı projeyi hatırlattı:

Tokamak: Sovyet fizikçiler Sakharov ve Tamm tarafından tasarlanan ve nükleer füzyonu kontrol altına almayı hedefleyen Tokamak, temiz, güvenli ve neredeyse sınırsız enerji vaadiyle bugün Fransa’da inşa edilen uluslararası ITER projesinin de kalbinde yer alıyor.

Doğu Almanya’da Mikroçip Üretimi: Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin, Robotron Kombinatı çatısı altında mikroçip üretimini toplumsallaştırarak teknolojik bağımsızlık hedeflediğini ve “halk bilgisayarları” ürettiğini anlattı.

OGAS Projesi: 1960’larda, bugünkü internetin habercisi niteliğindeki OGAS projesinin, tüm ülke ekonomisini dijital bir ağla bağlamayı amaçlayan vizyoner bir girişim olduğunu söyledi.

Kardashev Ölçeği: Sovyet astrofizikçi Kardashev’in, bir uygarlığın gelişmişliğini enerji kullanım kapasitesiyle ölçtüğü bu ölçeğin, sosyalizmin kozmik boyutunu ve sınıfsız toplum hedefiyle uyumunu gösterdiğini ifade etti.

Bugünün Sosyalizmi Ne Yapmalı?

Doğan Emrah Zıraman, günümüzde sosyalizmin bilim ve teknoloji alanındaki misyonunu dört ana başlıkta özetledi:

  1. Bilimsel Gericiliğe Karşı Mücadele: Covid-19 döneminde görüldüğü gibi, kapitalist şirketlere duyulan öfkenin bilimsel gerçeklerin reddine varmaması gerektiğini vurguladı.
  2. İnsan Hayatını Kolaylaştırmak: Sosyalizmin, insan hayatındaki zorlukları giderecek çözümler üretme kapasitesinin sınırsız olduğunu belirtti.
  3. Geçmişin Hatalarından Ders Almak: Aral Gölü ve Çernobil gibi trajedilerden kaçınacak bir bilim anlayışını inşa etmek gerektiğini söyledi.
  4. Komünist Hedef: Bilim ve teknolojinin nihai hedefinin, sınıflı toplumu, meta ekonomisini ve iş bölümünü ortadan kaldırarak komünist toplumu yaratma olduğunu ifade etti. Zıraman, “Sosyalizmin hedeflerinden birisi de… başka bir gezegene giderse veya dünyalar arası bir temas olursa bu dünyada sınıfların olmadığını göstermek olacaktır” diyerek vizyoner bir perspektif çizdi.

Onarıcı ve Özgürleştirici Bir Medeniyet Projesi

Selçuk Ulu, yaptığı kapanış konuşmasında sosyalizmin nihai hedefini şu sözlerle özetledi:

“Sosyalizm artık yalnızca sınıfsız toplum hedefli bir proje değildir. İnsanın insan üzerindeki sömürüsünün, doğa üzerindeki tahakkümünün ve kendi emeğine yabancılaşmasının son bulduğu bir medeniyet tasavvurudur. Mikroçiplerden füzyon enerjisine kadar tüm teknolojik araçlar bu nihai özgürleşme uğruna seferber edilecektir.”

Bu kapsamlı program, teknoloji tartışmasını sığ bir “ilerleme” söyleminden çıkararak onu hangi sınıfın hangi sistemle ve hangi amaçlar için kontrol ettiği sorusuna odaklayarak güncel bunalımlara dair sosyalist perspektiften derinlikli ve ilham verici bir projeksiyon sundu.