Alınteri, Komün, KÖZ ve SMF tarafından örgütlenen, ESP ve BDSP’nin de konuşmacı olarak katıldığı “Tarihin Lokomotifi, Bugünün Pusulası: Ekim Devrimi” başlıklı panel dün Şişli Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi. “Biz biliyoruz ki çıkmazda olan insanlığa sefalet, savaş ve yıkımdan başka bir şey sunmayan ve miadını çoktan doldurmuş olan sistem kapitalizmin kendisidir” diye vurgulanan açılış konuşması ve saygı duruşuyla başlayan panel konuşmalarla devam etti. 2 bölüm halinde gerçekleştirilen panel, sorular ve cevaplarla sonlandı.
Moderatörlüğünü SMF MYK üyesi Barış Kayaoğlu’nun yaptığı panelin ilk bölümünde sırasıyla KÖZ’den Çetin Eren, Alınteri’nden Mürüvet Küçük, SMF’den Mahir Gürz, BDSP’den Murat Yıldırım, Komün’den Aytunç Altay ve Marksist Teori’den Hasan Polat konuştu. İkinci turda alınan sorulara verilen yanıtlarla panel sonlandı.
“Tarihin Lokomotifi, Bugünün Pusulası Ekim Devrimi” panelimiz enternasyonal marşı, saygı duruşu ve açılış konuşmasıyla başladı. Alınteri, Komün, Köz ve SMF’nin ortak örgütlediği BDSP ve ESP’nin de panelist olarak katıldığı buluşmamızdayız pic.twitter.com/Z5xUX0ZguC
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) November 23, 2025
Moderatör Barış Kayaoğlu panel açılışını kısa bir konuşmayla yaptı. “Kitlelerin yıllarca biriken acıyı, öfkeyi, yokluğu ve sömürüyü bir kenara bırakıp aktif şekilde öne atıldığı dönemlerde, önderliğin görevi bu devrimci çıkışı cesur ve kapsayıcı görevlerle buluşturmak ve halkın iradesini örgütlü bir hatta taşımaktır. Ekim Devrimi’nin zaferi de tam olarak burada yatar” diyen Kayaoğlu, devrimlerin iniş çıkışlarla ilerleyen süreçlerin ürünü olduğu vurguladı ve “Umutsuzluğa kapılmak, tarihsel olarak devrimcilerin lügatında hiç yer almadı; bundan sonra da almayacak. Çünkü mücadele hiçbir zaman düz bir zafer yürüyüşü olmadı” dedi.
Küçük: Emek-sermaye çelişkisi derinleşti.
Kırlar kapitalist üretim merkezlerine dönüştü.
Savaşlar ezilenlere yıkım getiriyor.
2008 krizi kapitalizmin “tarihin sonu” olmadığını gösterdi.
Bugün uzayın bile paylaşım kavgası gündemde.
Nesnel koşullar Ekim Devrimi döneminden olgun. pic.twitter.com/FxknB0GWHQ— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) November 23, 2025
KÖZ’den Çetin Eren, konuşmasında Ekim Devrimi’nin güncelliğine ve kazanımlarının-derslerinin bugün halen yol gösterici-esinleyici olduğuna işaret etti. “1905 devrimi sırasında Lenin ‘Devrimler ezilenlerin, işçi sınıfının bayramıdır’ demişti. Bugün milli bayramlarda esas duruş yarışının olduğu bir ülkedeyiz. Bizim miladımızın, takvimi başlatan anın Ekim Devrimi olduğunu hatırlatıyor ve bayramımızı kutluyorum” diyerek konuşmasına başlayan Eren, Ekim Devrimi’ni aşan bir devrim olamasa da onun kendisinden sonra gerçekleşen tüm devrimleri mümkün kılan bir yönünün bulunduğunu, yaşadığımız topraklardaki mücadelelere de hep esin kaynağı olduğunu vurguladı.
Ekim Devrimi’ne hayat veren çelişkilerin güncelliğini koruduğunu kaydeden Eren, “Servet ile sefalet arasında kutuplaşma çok fazla. Köylülükse büyük bir yıkımla karşı karşıya ve bugün ekoloji sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Filistin ve Kürdistan ulusal mücadeleleri devam ediyor” dediği konuşmasını Ekim Devrimi’ni farklı kılan 2 şeye dikkat ederek tamamladı:
Köz – Çetin Eren pic.twitter.com/3yEHQ8EESr
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) November 23, 2025
Ekim Devrimi’ni farklı kılan iki şey var: Ekim devrimi orak-çekiçtir. İşçi, köylü ve ezilen ulusların burjuvazinin herhangi bir kanadına takılmadan ittifak yapması gerekir saptaması bugün merkezi önemdedir.
İkincisi ise sovyet iktidarlarıdır. Ekim devrimi muhtelif yerel sovyetleri tek bir uluslararası merkezi sovyet cumhuriyetleri birliğinde bir araya getirmiştir. Bugün acil görevimiz orak- çekici, işçi emekçi sovyetlerini savunmaktır. Gelecek böylece bolşevizmin olacaktır.
Eren’den sonra Alınteri’nden Mürüvet Küçük söz aldı. Küçük konuşmasına Ekim Devrimi’nin gerçekleştiği tarihsel koşullarla bugünkü koşulları karşılaştırarak başlayıp bu çelişkilerin daha da olgunlaşmasına rağmen sosyalizmin neden kitleler nezdinde daha güçlü bir alternatife dönüşemediği sorusuyla başladı. Küçük sosyalizmi kitleler nezdinde görünür bir alternatife dönüştürmek için devrimci ve komünistlerin her şeyden önce propagandalarının içeriğini değiştirmeleri gerektiğine işaret etti. Sosyalizmi halen kitlelere sağladığı maddi olanaklar sınırında ele alan, onu bir kalkınmacılık hamlesi şeklinde sunan bu yaklaşımların onu kapitalizmden ayıran temel çizgiyi es geçtiklerini ifade eden Küçük, sosyalizmin özünde insanı ve emekçi insanlığın çok yönlü gelişimini, özgürleşmesini ifade ettiğinin, ekonomik-sınai gelişmişliğin de asıl olarak komünist toplumun yaratılması için önemli ve anlamlı olduğunu belirtti. Bugünkü propagandanın da günümüzde kapitalist sistemin bu amaca ulaşmak için daha güçlü bir altyapı hazırladığı gerçeğiyle birleştirerek ele almak gerektiğini belirten Küçük, bu bilimsel-teknik altyapıyla komünizmin alt evresi olan sosyalizmde çalışma zamanının düşürülmesi ve emekçilerin kendilerini geliştirmekte kullanacakları zamanın çoğaltılması, olanakların geliştirilmesi imkanına vurgu yaptı.
SMF – Mahir Gürz pic.twitter.com/SEDXA1U916
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) November 23, 2025
Sosyalizmin kapitalizmin lekeleriyle komünist toplumun belirli çizgilerini taşıyan kritik bir geçiş dönemi olduğunun altını çizen Küçük, “kapitalizmden devralınan çelişkiler, kırla kent, kadın-erkek, ezilen ulus-eski egemen ulus arasındaki çelişki ve eşitsizliklerin aşılmasını merkeze koyan, kitleleri özneleştiren ve bu çelişkilerin aşılması için süreklileşmiş bir seferberlik hali içinde tutan, rutinleşmeye izin vermeyen bir yaklaşımla hareket edilmesinin, kitlelerin yönetime katılmasının araç ve yöntemlerinin zenginleştirilmesi ve giderek devletin de partinin gereksizleştiği bir sisteme doğru ilerlenmesi amacından uzaklaşılmaması” gerektiğinin önemine vurgu yaptı.
Üçüncü olarak söz alan SMF temsilcisi Mahir Gürz, Marksizm’in diyalektik ve tarihsel materyalist anlayışıyla yürütülecek ideolojik mücadelenin, tarihsel ders ve deneyimlerin, ilkesel olandan taviz vermemenin önemine altını çizdiği konuşmasında, strateji-taktik ve ittifaklar sorununda şunları belirtti:
Bolşeviklerde ilke, strateji taktik ve ittifakların büyük bir ustalıkla uygulandığını görüyoruz. Devrimin önünde ideolojik olarak mücadele edecek bir ideolojik savaşı da başarılı kılarak bir devrimi gerçekleştirdi.
“Lenin Marx’tan bahsederken ‘her daim eleştirilmek zorunda olan bir bilimin temellerinin atıldığı kanaatindeyiz’ demişti. Bizler de bugün Marksizm’in canlı ve diyalektik yanının eksen alarak tartışmaları geliştirmek, ilerletmek göreviyle hareket etmeliyiz” diyen Gürz, Ekim Devrimi’nin derslerinden-deneyimlerinden çıkarılacak sonuçlarla bugünün olanaklarını birleştiren bir yaklaşımla ele almanın öneminin altını çizdi. Ekim Devrimi’nin insanlığın önüne yeni bir eşiği, kopuşu, çağı açtığını, o güne kadar yaşanacak en ileri düzeyi gösterdi diye kaydeden Gürz, sonrasında yaşanan bozulmanın nedenlerini iyi anlamak gerektiğinin altını çizdi.
Komün – Aytunç Altaş pic.twitter.com/Z2uS5Mpw42
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri3) November 23, 2025
“Kendimize bu konuda haksızlık etmemeliyiz. Bu topraklarda ciddi bir Marksist birikim var. Bunun inkarına dair gerçekleşen tartışmaları ise doğru bulmuyoruz. Bizim Marksizm’i bilimsel olarak tartışan devrimci olarak tartışan ve muazzam sonuçlar çıkaran bir gerçekliğimiz var” diyen Gürz, devrimci hareketin yaşadığı daralma, gerileme ve tıkanmanın ancak Marksizm’in kendi yasalarıyla aşılabileceğini, Marksist teorinin ideolojik-siyasi zemini dışına çıkılarak Marksizm’in ilerletilemeyeceğinin altını çizdi.
Dördüncü sırada söz alan BDSP temsilcisi Murat Yıldırım Ekim Devrimi’nin savunulmasının bazı ilkesel esasların arkasında kararlılıkla durmaktan geçtiğini vurgulayarak “En temel çelişkinin emek sermaye çelişkisi olduğunu kabul etmeden, Ekim Devrimi’ni de Marksizm’i de tartışamayız. Ekim Devriminin yenilgisi de tartışılabilir ama bunu da tekil olaylar olgular ya da kişiler üzerinde kurgulamak bizi indirgemeci yapar. Bundan kaçınıyoruz” diye belirtti.
Ekim Devrimi’nin kendisinden önceki tüm devrimleri aştığını tarihteki İngiltere ve Fransız devrimlerini örnek vererek vurgulayan Yıldırım, “Sömürücü sınıf statüsünün başka bir kesime geçmesi bir proleter devrim değildir. Üretim ilişkilerini değiştirmesi, sömürücü sınıfların egemenliğini ortadan kaldıran ve işçi sınıfının iktidarı alması Ekim Devrimi’ni ayırt eder” dedi.
Tarihin Lokomotifi, Bugünün Pusulası: Ekim Devrimi paneli ilk tur konuşmaları.
İkinci tur konuşmaları canlı olarak yayınlanacaktır. https://t.co/XayP4vJ8Gx
— Komünist Köz (@KomunistKoz) November 23, 2025
Bugün sosyalizm ve Marksizm’in yenilmediğinin altını çizen Yıldırım, “Mevziler kaybedildi. Nesnel koşulların olgunlaştığını konuştuk. Öznel koşullardan da konuşmalıyız, Ekim Devrimi’nin en büyük başarısı işçi sınıfıyla et ve tırnak gibi bütünleşen Marksizm’i ileriye taşıyan bir devrimci partinin yaratılmasıydı” diye belirtti.
Bugün de devrimci partinin işçi sınıfının içinde et ve tırnak gibi bütünleşmesi gerektiğinin altını çizen Yıldırım, “Lenin 1918’den birkaç ay önce kapitalizmin en gelişkin olduğu yerlerde ayaklanmaların parti olmadığı için nihayete ermeyeceğini söylemişti. Bugün de dünyada aynı sorunu görüyoruz” diyerek devam ettiği konuşmasını, günün acil görevinin partinin işçi sınıfıyla etle tırnak gibi bütünleşmesini sağlamak olduğunu vurguladı, her türlü kimlikçi, sınıfı bölen-parçalayan yaklaşımlarla araya sınır çekmenin önemini vurguladı.
Panelde Komün adına konuşan Aytunç Altay, Ekim Devrimi’nin tarihsel önemine dikkat çekerek başladı konuşmasına ve “Ekim Devrimi’ni elbette eleştirebiliriz, ‘kötü sosyalizm’ diyebiliriz; ancak Ekim Devrimi, dünyanın üçte birini sosyalizmle tanıştıran bir devrimdir. Tarihsel önemi son derece yüksektir. Bu devrimin birikimleri de son derece değerlidir” dedi.
Konuşmasının eksenini Ekim Devrimi’nin neden yenildiği, bu yenilgiden hangi dersleri çıkarmamız gerektiği üzerine kuran Altay, “yenilgisinden bahsediyoruz ancak yenilmemize rağmen yönelttiğimiz tehdit de çok fazla” diye vurguladı.
“Yıkım üzerine doğru tahliller de yapmazsak yarın aynı hataları yapma ihtimalimiz olur. Ekim devrimine dair burjuva tespitler çok fazla ancak bizimki farklı olmalı” diye belirten Altay, yenilginin dersleri bağlamında devrimin inşa sürecindeki çeşitli aşamalarda ortaya çıkan riskler, zorunlu olarak göze alınan bu risklerin ortaya çıkardığı sonuçların sonradan doğru müdahalelerle giderilememesine dair NEP sürecinden başlayarak ilerleyen dönemlerdeki kritik eşiklerde atılan adımlar ve sonuçlarına işaret ederek devam etti.
Altay konuşmasında satırbaşlarıyla şunlara dikkat çekti:
Ricat dönemi ciddi bir karardır ve disiplin gerektirir. NEP böyle bir döneme işaret eder. Ricat bir geri adımdır, ihtiyaçtan doğar ve bir noktada bitmesi beklenir. Lenin’in ölümünün ardından bunun olmadığını görüyoruz.
Kolektivizasyon ve sanayileşme politikaları doğruydu. Ancak proletarya iktidarını kaybetme korkusuyla siyaseten de şiddetli bir tasfiye süreci başladı. Parti içindeki farklı görüşlerle hizip muamelesi yapıldı. Bazı yanlış uygulamalar teorize edildi.
Parti devletle bütünleşti, emekçilerin iktidara katılma araçları köreltildi.
Stalin sonrası gelenler kitlelerden tamamen kopuk rejimi sürdürdüler. 1991’de bu rejim yıkılırken emekçiler kendi özyönetimleri olarak göremedikleri için bu rejime sahip çıkmadılar. Yeni ayaklanma ve devrimlerde bu temel hatalara düşmemek gerekir.
İlk turda söz alan son konuşmacı Marksist Teori yazarı Hasan Polat, Ekim Devrimi’nin kazanımları ve derslerinin Kürt Özgürlük Hareketi’nin başlattığı demokratik sosyalizm tartışmaları üzerinden atlayarak ele alınamayacağını belirterek başladı. Bu Manifesto’nun aynı zamanda önemli bir ideolojik tartışma zemini yarattığını vurgulayan Polat, sosyalist hareketin SSCB’nin çöküşünün ardından ‘89-‘90 dönemecinden itibaren bir yapısal kriz içinde olduğunu belirtti. Polat “İdeolojik krizden çıkabilmiş değiliz. Ancak Tersine bir devrimci gelenek sürekliliğini bütün bu koşullar içerisinde sürdürmeye çalışıyor” diye devam etti.
Tarihin Lokomotifi, Bugünün Pusulası: Ekim Devrimi/2. Tur Sunumları https://t.co/6TGCOHdzDU
— Komünist Köz (@KomunistKoz) November 23, 2025
Komünist partilerin, ulusal kurtuluşçu devrimci partilerin bu durum karşısında bir bocalama içerisine girdiğini, sosyalizmin bir çekim gücü olma niteliğini yitirdiğini ama buna rağmen son on yıllarda birçok yerde kitlelerin sosyalizm propagandası yapan çeşitli özneleri iktidarlara getirdiğini kaydetti.
“Bugün bir yandan ayaklanmalar olurken diğer yandan türlü sosyalizm anlayışları gelişiyor. Chavez’in başlattığı 21. yüzyıl sosyalizmleri, Mamdani’nin demokratik sosyalizmi ya da Rojava’da halkçı devrimin komünalist sosyalist devrim olarak tanımlanması gibi sosyalizm arayışları var” diyen Polat, sosyalizmi politik maddi güç haline getirecek bir stratejiye dayanmanın ve bunu tartışmanın gerekliliğine işaret etti.
Polat sözlerine “Ekim Devrimi’nin bayrağını ezilenler için bu düzeyde başka bir kazanımın olmadığını bilerek, bunun cüretiyle taşımak gerek. Daha eski veya yeni anlayışların (Proudhonculuk, ütopik sosyalizm vs.) Marksizm-Leninizm’in başardığı düzeyde emekçilere mevziler sağlayamadığını biliyoruz” şeklinde bağladı.
Konuşmaların bitmesinin ardından verilen aradan sonra panel soru ve cevaplarla tamamlandı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!