Gülistan Doku’nun Avukatı: Faillerden Biri Üst Düzey Bürokratın Adını Verdi



6 yıldır kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. Ailenin avukatı Ali Çimen, dosyanın örtbas edilmesinde rol aldığını söyleyen bir kişinin, üst düzey bir kamu görevlisinin adını verdiğini ve bu beyanların savcılığa iletileceğini açıkladı.


Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Onun kaybedilmesine de “intihar” süsü vermek istediler. Tıpkı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş gibi…

Doku’nun “kaybolmasının” üzerinden tam altı yıl geçti. Bu 6 yıl boyunca onun katilleri bilinçli olarak kollandı, olayın üzeri intihar denilerek örtülmeye çalışıldı. Kadın mücadelesinin önemli gündemlerinden biri olan Gülistan Doku cinayetinin aydınlatılması da kadın özgürlük mücadelesi açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor. Son olarak yeniden ele alınan soruşturma devam ediyor.

Bu arada Gülistan Doku’nun ailesinin avukatı Ali Çimen, dosyanın örtbas edilmesine ortaklık yapan bir failin kendilerine ulaştığını belirterek “Gelinen bu aşamada bize faillerden biri, yani o sırada Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan biri ulaştı. Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz” dedi.

“Gülistan’ın intihar ettiği iddia edilmişti”

Gülistan Doku’nun aile avukatı Ali Çimen, “24 Ocak 2020 tarihinde bir tutanak tutulmuştu. Bu tutanağa göre suya düşen bir nesne izlenimi yaratılmıştı. Gülistan’ın suya atladığı, dolayısıyla intihar ettiği iddia edilmişti. Biliyorsunuz bu tutanak sonrasında 220 gün boyunca Munzur Gölü’nde araştırmalar yapılmıştı. Suya düşen nesnenin Gülistan olduğu, dolayısıyla Gülistan’ın intihar ettiği değerlendiriliyordu. Bu soruşturmanın ilerleyen aşamasında biz buna itiraz etmiştik. Dosya Ulusal Kriminal Büro tarafından incelenmişti. O sırada suya düşen bir nesnenin olmadığı yönünde bir rapor gelmişti. Bu rapor sonrasında artık biz dosyanın insan öldürme şeklinde ele alınmasını talep etmiştik. Ama dosyamız uzun bir süre işlemsiz kalmıştı. Buna ilişkin dosyamızda yer yer üst düzey bir kamu görevlisinin adı geçmekteydi. Soruşturmanın örtbasına yönelik olarak çaba sarf ettiği değerlendiriliyordu. Hatta faillerin beyanında bile kendilerini yurt dışına çıkmaları konusunda kendisinin telkini olduğunu söylenmekteydi” diye konuştu.

“O kamu görevlisinin adını verdi”

Kendilerine Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan birinin ulaştığını söyleyen avukat Çimen, “Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz. Biz buna ilişkin olarak dosyada gizlilik olduğu için dosyadaki bilgi ve belgeleri sizinle paylaşamayacağız. Ama bu dosya kamuoyunda bilinen ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir dosyadır. Dolayısıyla burada buna ilişkin beyanda bulunma veya toplumu bu konuda bilgilendirme görevi Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’ndadır. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir an önce faillere yönelik olarak gerekli işlemleri yapmasını ve toplumu bir yönüyle de bilgilendirmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Tam 6 yıl oldu…

Telefonunun sinyal verdiği son noktanın Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü olduğunu söylediler ve tüm dikkatleri burada yapılan arama alışmalarına yoğunlaştırdılar. Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde ve talimatıyla Uzunçayır Baraj Gölü’nde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyelerinden ekipler, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle “hummalı” aramalar yaptılar. Ama Gülistan’a ait tek bir iz bulunamadı.

Buralarda gövde gösterisi yapılırcasına aramalar yapılırken ve başta ailesi olmak üzere kamuoyu beklentiye sokulurken yapılması gereken soruşturmanın esası bilerek gizlendi. Onca delile rağmen Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zaynal Abarakov’un telefonu bile kamuoyu tepkisi olmasa incelemeye alınmayacaktı. Abarakov’un ifadesinin alınmamasında olduğu gibi…

Yine baskılar sonucu Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu ve hatta şiddetine maruz kaldığı tespit edilen Rusya doğumlu Zeinal Abarakov, olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı. Zeinal Abarakov, 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurtdışı yasağı konuldu.

Zeynal Abarakov’un polis olan üvey babası Engin Yücer hakkında da Gülistan Doku’yla ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyadan ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, Engin Yücer’i kişisel verileri ele geçirip yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapse çarptırdı.

Kısacası sayısız usulsüzlükle yürütülen soruşturmanın kendisi Gülistan’ın zorla kaybedilmesinin bir failler ve işbirlikçiler zinciri üzerinden gerçekleştiğini gösteriyordu.

Kamuoyu tepkisiyle ağır ağır yürüyen süreçte son olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Dersim’e atanan Türkiye’nin üç kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu dosyaya el attı. Cansu, Gülistan Doku dosyasını raftan indirip soruşturmayı baştan ele aldı, özel ekip kurdu. Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri PTS kayıtları toplandı. 700 saatlik görüntü dosyaya eklendi.

Ama halen somut bir gelişme yaşanmadı. Herkesin bildiği gerçek bir türlü açığa çıkmadı!