Salı, 21 Temmuz 2026

Cumhurbaşkanına Hakaret Davalarında Dikkat Çeken Artış



Cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen TCK 299 maddesi uyarınca verilen karar sayısında yaklaşık beş katlık bir sıçrama yaşanmış!


Gün geçmiyor ki, sosyal medya paylaşımları dahil sistem muhalifleri kendilerini emniyette mahkemelerde, hapishanelerde bulmasın. Korku imparatorluğu elindeki bütün “elverişli silahları kullanarak muhaliflere ceza saçıyor. Söz konusu olan sosyal medya paylaşımları olunca insanların en fazla merak edip soru sordukları mesele kişinin propaganda yaparken yazdıkları mı yoksa kişilere hakaret mi -kişilere hakaret deyince yanlış olmasın, sıradan vatandaşlardan söz etmiyoruz, cumhurbaşkanına hakaret mesela. Burjuva devletin kodlarına nakşedilmiş 3 K (Kürt, kadın, komünist) korkusu daima öncelikli. Ne var ki, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “hakaret” kapsamına giren ifadeler söz konusu olunca, sayılarda dikkat çekici bir sıçrama görülüyor. Öyle böyle değil, 2014’ten 2015’e geçişte, Cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen TCK 299 maddesi uyarınca verilen karar sayısında yaklaşık beş katlık bir sıçrama yaşanmış!

Susam Bülten’in bu hafta yayınladığı bir araştırmaya göre 2009’dan 2021’e uzanan veriler, TCK 299 kapsamındaki davaların sayısında ve karar türlerinde önemli değişimler olduğunu gösteriyor.

Cumhurbaşkanına hakaret davaları, uzun süredir hem hukuki hem de toplumsal gündemin kalıcı bir parçası haline geldi. Sosyal medyada dolaşan rakamların ötesine geçmek için, 2009-2021 yılları arasını kapsayan resmi Adalet İstatistikleri’ne baktık ve ortaya çarpıcı bir tablo çıktı.

Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı İşlenen Suçlardaki Karar Sayısı

“Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar” başlığı altında toplanan suçlar arasında, Cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen TCK 299 maddesi, özellikle 2014 yılından itibaren diğer suçları gölgede bırakarak baskın hale geldi. Veriler, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminin bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor: 2014’ten 2015’e geçişte, bu madde uyarınca verilen karar sayısında yaklaşık beş katlık bir sıçrama yaşandı. Sonraki yıllarda da bu suç, ilgili kategorideki davaların büyük çoğunluğunu oluşturdu.

Kararlarda “HAGB” Ağırlığı: Davaların nasıl sonuçlandığına bakıldığında ise en dikkat çeken unsur, HAGB’nin (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) belirgin ağırlığı. 2015’ten itibaren (2009 hariç) ve özellikle 2019 sonrasında, “HAGB ve Diğer Kararlar”ın toplam oranı, mahkûmiyet ve beraat oranlarını sürekli olarak geride bıraktı. Yani, bu davalarda mahkemenin verdiği cezanın ertelenmesi veya farklı bir sonuca bağlanması, neredeyse standart bir uygulama halini almış görünüyor.

TCK 299 Cumhurbaşkanına Hakaret Suçlarında Verilen Kararların Dağılımı

Bu veriler, yalnızca dava sayılarındaki artışı değil, aynı zamanda yargılama süreçlerinin doğasında yaşanan değişimi de ortaya koyuyor. Hukuki süreçteki bu eğilim, konunun yalnızca cezai boyutunu değil, toplum-hukuk-etkileşimini de anlamamız açısından kritik bir önem taşıyor.

Resmi istatistiklerin raporlama yöntemi 2022’de değiştiği için, daha güncel verileri doğrudan karşılaştırmak zor. Ancak, 2021’e kadar olan grafik, konunun toplumsal ve hukuki tartışmalardaki yerinin verilerle de desteklendiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olduğu 2007–2014 döneminde (grafikte 2009 sonrası görünen yıllar itibarıyla) mahkûmiyet oranının yüzde 30 eşiğini aştığı tek yıl 2009; Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının ardından ise mahkûmiyet oranları yüzde 33’ün altına inmiyor.

Kısacası, “İstatistikler, sadece sayıları değil, değişen hukuki ve toplumsal eğilimleri de açıklıyor.”