Walter Benjamin
Aşık, sevdiği kadının yalnızca “kusurlar”ına, kapris ya da zaaflarına bağlı değildir. Yüzdeki kırışıklıklar, lekeler, giyiminin paspallığı, yürüyüşünün aksaklığı onu herhangi bir güzellikten daha kalıcı daha amansız bir şekilde sevgiliye bağlar. Bu, öteden beri biliniyor. Peki ama neden?
Eğer duygularımızın kafada olmadığı doğruysa, eğer bir pencere bir bulut bir ağaç hakkındaki duyusal yaşantımızı beyinlerimizde değil de orada, gördüğümüz yerde yaşıyorsak sevilene bakarken de kendi dışımızdayız demektir. Ama gerilim ve tutkudan bir işkence içerisinde…
Gözleri kamaşmış duygu, kadının parıltısında bir kuş sürüsü gibi uçuşur durur. Ve nasıl kuşlar ağacın yapraklarla örtülü kuytuluklarına sığınırlarsa, duygularımız da güven içerisinde dinlenebilmek için kırışıklıkların gölgesine, sarsak hareketlere, sevdiğimiz gövdenin göze batmaz kusurlarına saklanırlar. Oradan geçen hiç kimse, aşığın birden uyanıveren sevgisinin tam da orada, kusurlu ve eleştirilebilir olanda kendisine yuva kurduğunu fark edemez.
[Son Bakışta Aşk, Walter Benjamin, Sunuş ve Hazırlayan: Nurdan Gürbilek, Metis Yayınları]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!