4 yıldır hakları ödenmeyen BİMEKS işçileri yine gözaltına alındı



4 yıldır birikmiş ücretleri ve tazminat haklarını alamayan BİMEKS işçileri şirketin kurucularından Vedat Akgiray’ın görev yaptığı Boğaziçi Üniversitesi önünde basın açıklaması yaptıktan sonra bir kez daha gözaltına alındı


4 yıldır çalmadıkları kapı kalmayan, mahkemelerden haklarının ödenmesi yönünde kararlar çıkaran bin 500 BİMEKS işçisi, bugün şirketin kurucularından Akgiray kardeşlerden Vedat Akgiray’ın görev yaptığı Boğaziçi Üniversitesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Saat 12:00’de üniversite kapısına direniş çadırı kuracaklarını açıklayan işçilerden önce çevik kuvvet yığınağı yapıldı.

İşçiler basın açıklamasını yaptıktan sonra bulundukları yerde oturmaya başlayınca polis, “dağılın, yaptığınız yasadışıdır” uyarısında bulundu. İşçiler bu uyarılara karşı, “Biz hakkımızı istiyoruz, asıl yasadışı olan sayısız dolandırıcılık suçu bulunan, işçilerin hakkını ödememek için şirket boşaltan Akgiray kardeşlerdir” diyerek tepki gösterdiler.

Polis işçileri gözaltına aldı.

Gözaltına alınmadan önce “Vedat Akgiray ders verme hakkımızı ver!” pankartı açan işçiler yaptıkları açıklamada, Vedat Akgiray’ın kardeşi Murat Akgiray’la BİMEKS’i kurduğunu, Erdoğan’ın özel çağrısıyla Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) başına geçtiğini, SPK’nın başındayken BİMEKS’in hisse değerlerinin şüpheli bir şekilde yükselip düşmesine yönelik müdahalelerde bulunduğunu, birçok insanı borsa mağduru yaptığını, bin 500 BİMEKS işçisinin maaş ve tazminat haklarına çöktüğünü, bunlara rağmen Boğaziçi Üniversitesi’nde finans profesörlüğüne, şatafatlı ve saygın hayatına devam ettiğini belirttiler. Kardeşi Murat Akgiray ve onun oğlu Ahmet Akgiray’ın da aynı şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini, Özyeğin Üniversitesi, Uzay Ajansı ve POLEM’de görev yaptıklarını hatırlattılar.

Boşaltılan şirketin yaklaşık bin trilyonla ifade edilen sermayesinin Almanya’da kurulan başka bir şirkete aktarıldığını, başına da Murat Akgiray’ın oğlu Ahmet Akgiray’ın geçirildiğini anlatan işçiler, bu kişilerin yaklaşık bin trilyonluk bir sermayeyi kaçırdıklarını, ama kimsenin kendilerine dokunmadığını belirttiler. Süleyman Soylu’nun bu kişilere “kardeşim” diye hitap etmesi ya da Çalışma Bakanlığı’nın sesini çıkarmaması örneklerini veren işçiler, bu kişilerin sırtını devlete dayadıklarını vurguladılar. Ortadaki bin trilyonluk havuz olduğunu kaydeden işçiler, herkesin nemalandığını ama işçilerin haklarının ödenmediğini dile getirdiler.

İşçiler şimdiye kadar bireysel olarak hak aramaya çalıştıklarını ve başvurdukları mahkemelerde kazandıkları halde haklarının ödenmediğini, adalete olan güvenlerinin kalmadığını vurgulayarak bundan sonra bin 500 BİMEKS işçisi olarak hareket etmeye karar verdiklerini belirttiler.