Türkiye’nin birinci, dünyanın üçüncü en yüksek barajı olması hedeflenerek yapımına başlanan Artvin’in Yusufeli Barajı ve HES şantiyesi bir kez daha koronavirüs salgınıyla gündemde. Yağmacı çete Limak+Cengiz İnşaat+Kolin ortaklığıyla yapılan ve Limak adına sözleşme imzalanan proje kapsamında başlayan inşaat, verilen süre çoktan aşılmasına rağmen devam ediyor. Bu arada işçilere kelimenin gerçek anlamıyla köle muamelesi yapıldığını da çeşitli kereler basına yansıyan haberlerden biliyoruz.
Geçtiğimiz Ağustos ayında 4 bin 500 işçi, korona salgınına karşı yeterli önlemlerin alınmadığını, 24 saatlik vardiyalarla çalıştırıldıklarını, enfekte olduklarında elverişsiz koşullarda kalmaya zorlandıkları, şantiye dışına çıkmalarının yasaklandığını, çıkanların işten atıldığını belirterek işbaşı yapmamıştı.
Basına yansıyan bilgilerden anlıyoruz ki aradan geçen aylara, işçilerin tepkilerine rağmen şantiyede değişen bir şey olmamış! Aynı kötü çalışma ve barınma-beslenme koşulları, aynı şantiye dışına çıkma yasakları ve üretim zorlamaları!
Evrensel’e konuşan işçi Bilal Yaroğlu, koronaya 3 gün önce yakalandığını ve şantiyede paslı demirlerden yapılan ranzalarda yatıp kalktığını belirtti.
“Ayağımızda ayakkabımız bile yok”
Kaldıkları koğuşların ve yemek yedikleri yerlerin pislik içinde olduğunu belirten Yaroğlu, koronadan değil pislikten öleceklerini, hiç kimsenin kendilerine sahip çıkmadığını anlattı.
Salgın döneminde işçilerin hayatının hiçe sayıldığını vurgulayan Bilal Yaroğlu, “Yattığımız ranzalar pas içerisinde, ortam çok kötü ve birçok arkadaşımızda koronavirüs tespit edildi. Bizi burada açlığa, pisliğe mahkûm ettiler. Birçok arkadaşımız durumundan yakınsa da sorumlular duyarsız. İşçileri ‘Şantiyeleri terk edemezsiniz, suç işlersiniz’ diyerek tehdit ediyorlar” dedi.
Kendisinin şantiyeden ayrılmak istediğini ancak izin verilmediğini söyleyen Yaroğlu şunları ifade etti:
Ayağımızda ayakkabımız bile yok. Beş kişi bir koğuştayız, bir sürü insanlar aynı yemekhanede yemek yiyoruz. Aşçımız virüslü değil ama bize yemek dağıtıyor, bizim içimizde. 30 kişi aynı yerde yemek yiyoruz. Kimsenin sağlığını düşünen yok burada.
“Aradığımızda ‘biz bakmıyoruz’ diyorlar”
Ne polisin ne jandarmanın ne de Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğünün şantiye yaşananları umursadığını belirten Yaroğlu, “Kimsenin umurunda değiliz, telefonla aradığımda ‘Biz bakmıyoruz’ diyorlar, siz bakmasanız kim bakacak? Şu hasta halimizle kaldığımız yerde kim kalır.
Limak Holdinge de seslenen Yaroğlu şunları söyledi:
“Artvin şantiyeniz berbat durumda, burada sorumlu diye bıraktığınız kişiler insan yerine koymuyor bizi. Ne evimize yolluyorlar ne de burada insan gibi bir bakım var. 5 dakika bile durulmayacak yerde insanı kalmaya mecbur bırakıyorlar.
“Boş odalar olduğu halde kalabalık yerlerde kalıyoruz”
30’u aşkın kişide koronavirüs çıktığını söyleyen Yaroğlu; “Burada bizi karantinaya aldılar. Aynı yerde yemek yiyoruz, herkes kendi eliyle yemek koyup yiyor. Odalarda 4-5 kişi kalıyoruz, boş odalar olduğu halde bizi kalabalık yere koyuyorlar. Doktor başka yere yatırtmıyor. Odalar da pislik içinde, ranzalar pas tutmuş, rezil bir ortamda iyileşmeye çalışıyoruz. Şirket doktoru bize uğramadı bile, sağlık personeliyle ilaç yolladı. ‘Odalarda öyle kalacaksınız kalmayacaksanız çıkıp gidin’ diyor. Bizi buraya terliklerle getirdiler, araba yok bir şey yok, gidemeyeceğimizi biliyorlar ve çeker gidersek ceza işlemİ olacağı haberini yolluyorlar. ‘Şartlar bu, odalarda öyle kalınacak’ diyor doktor” diye karantinada yaşananları aktardı.
“Koronadan değil, pislikten öleceğiz”
Bilal Yaroglu sözlerini şöyle noktaladı:
Karantina olduğu için bırakmıyorlar. ‘Karantina bitmeden hiçbir yere gidemezsiniz, burada kalacaksın’ diyorlar. Karantina bitince burada çalışmam, asla burada işçiye değer yok, yetkililer çok duyarsız. Ben bugün 3. günümdeyim, durumum bugün biraz iyi gibi ama durumu iyi olmayan arkadaşlarımız da var. Açıkçası biz burada koronadan değil sorumsuzluklardan, ilgisizlikten ve pislikten öleceğiz. Lütfen sesimizi duyurun, belki duruma müdahale eden birileri çıkar, bu esir kampından kurtuluruz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!