Dört kişilik bir ailenin Kasım ayındaki açlık sınırını 2 bin 517, yoksulluk sınırını 8 bin 198, bekar bir işçinin “yaşama maliyetini” ise 3 bin 73 TL olarak belirleyen Türk-İş’in başındaki sendika ağası Ergün Atalay, asgari ücret için bir rakam telaffuz etmeyeceklerini, TÜİK’in bir işçinin aylık gıda harcama tutarını açıklaması gerektiğini, kendilerinin de ona ve patronlarla hükümetin masaya getirecekleri teklife göre bir rakam belirteceklerini açıkladı.
İşçi, patron ve devleti temsilen beşer kişinin yer aldığı, milyonlarca işçinin Türk-İş tarafından temsil edildiği Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci toplantısını 15 Aralık Salı günü gerçekleştirecek. 7 milyon olduğu söylenen asgari ücretli işçiler ve ailelerinin, fakat özünde tüm işçi sınıfının yaşam koşullarını doğrudan etkileyecek asgari ücretin belirlenmesi süreci her zamanki gibi bir tiyatro olarak seyrediyor.
İşçi sınıfı cephesinden adeta figüran olarak yer alınan bu komisyon toplantıları süreci alışılmış biçimiyle işliyorken, Türk-İş ağası Ergün Atalay daha önce yaptığı zavallıca açıklamalarına bu sefer de sınıfın aklıyla dalga geçmek anlamına gelen bir yenisini ekledi ve “TÜİK, bir işçinin aylık gıda harcama tutarını açıklasın. Ona göre hareket ederiz. Toplumun yüzde 40’ı güzel bir haber bekliyor” dedi.
TÜİK’in enflasyon hesaplamalarının gerçek enflasyonun yarısından bile daha az bir rakama denk düştüğünü, sayılarla alenen oynadığını bilmesek Atalay’ın “var bir bildiği” diyeceğiz. Fakat o, TÜİK’in aylık gıda harcamalarını açıklamasını isteyerek ve asgari ücreti de daha baştan açlık sınırı olan aylık mutfak harcamalarıyla sınırlı bir rakam olarak düşündüğünü deklare ederek, eşi görülmemiş bir satışa hazırlandığını alenen ortaya koyuyor.
Bu arada son açıklamayla işçi sınıfı açısından ortalama ücrete dönüşen, ezici bir kısmı için “geçim ücreti” olarak dayatılan, bırakalım dört kişilik bir aileyi tek bir işçinin asgari yaşam ücreti olarak hesaplanan, ki ona bile yetmeyen asgari ücreti, Türk-İş ağasının da “bir işçinin aylık gıda harcamaları” tutarında ele aldığını öğrenmiş oluyoruz.
Asgari ücretin 40 yıl içerisinde sadece 4 kez işçi, patron ve hükümetin mutabakatıyla belirlendiğine dikkat çeken ve bu ücreti tek bir işçinin mutfak harcamaları sınırında ele alıp, onu da sahtekar TÜİK’in verilerine dayandırmayı baştan ilan eden Atalay, “Asgari ücret 40 sene önce başlangıç ücretiydi ama şimdi 7 milyon işçinin ‘geçim ücreti’ oldu. ‘Geçim ücreti’ diyorum ama insanlar bu ücretle geçinemiyor” deyiveriyor.
Mevcut rakamlarla geçinme şansı yokmuş!
Daha önceki açıklamalarında “asgari ücrete yaptırım hakkımız yok” diyerek zavallıca havlu attığını ilan eden Atalay, bugüne kadar asgari ücret görüşmelerinde bilimsel nitelikteki araştırmalar çerçevesinde makul ve mantıklı taleplerle masada olduklarını anlatarak, “Mevcut asgari ücret rakamıyla insanların geçinme şansı yok. Onun için işverenler, hükümet ve TÜİK mantıklı ve makul bir rakamı komisyon üyelerinin önüne getirmeli. Komisyondaki arkadaşlarımızın bize ileteceği bu rakamı, biz de Hak-İş ve DİSK ile paylaşırız” açıklamasında bulunarak, özünde “biz seyrediyoruz, yaptırım hakkımız da yok, umarım hakkaniyetli davranırlar” demiş oluyor. Beklemek dışında bir seçeneklerinin olmadığını daha baştan ilan ederek o büyük satışa işçi sınıfını hazırlamaya çalışıyor.
‘Makul bir rakam olursa evet deriz’
TİSK Başkanı ve hükumet tarafı, daha baştan “kar oranları, rekabet şansı” diyerek açıklamalarda bulunup, en fazla günlük çay-simit parası oranında zam yapılacağını, pandemiyle birleşen krizin yarattığı yıkımı işçi sınıfına daha fazla kölelik dayatmanın fırsatına dönüştüreceklerini açıklamışken Atalay, diğer yıllardan farklı olarak bu yıl asgari ücrette talep ettikleri rakamı dile getirmediklerine vurgu yaparak, şunları söyleyebiliyor:
Önce işveren ve hükümet getirsin rakamı. Makul, mantıklı, çalışanların kabul ve tebessüm edeceği bir rakam olursa buna ‘evet’ deriz. Biz de isteriz işveren ve hükümetle birlikte imzalayalım ama toplumun kabul edeceği bir rakam olmalı.
Bu iş temennilerle gitmiyor ama, o da biliyor. Belli ki bu yıl en fazla o metnin altına imza atmayarak işin içinden sıyrılmanın hesaplarını yapıyor Atalay’lar…
Toplumun yüzde 40’ı güzel haber bekliyormuş!
Yeni asgari ücrete dair kafalarında bir rakam olduğunu belirten Atalay, bu duruştan ve acı ilaçlardan bahsedilen, rekabet şansının altını çizen bu bileşimden güzel bir haber çıkacakmış gibi “TÜİK, bir işçinin aylık gıda harcama tutarını açıklasın. Ona göre hareket ederiz. Toplumun yüzde 40’ı güzel bir haber bekliyor. Güzel haberlere toplumun bu dönemde daha çok ihtiyacı var. İnşallah, umut ettiğimiz bir rakam önümüze gelir, biz de masada imzalarız.” diyerek sanki imza atmak ya da sallabaş olmak dışında bir rolleri varmış gibi pozisyon belirliyor!
Fakat hepsinden de ötesi Atalay rengini aslında “TÜİK, bir işçinin aylık gıda harcama tutarını açıklasın. Ona göre hareket ederiz.” diyerek belli ediyor. Keza TÜİK’in tek bir işçi için gerekli aylık mutfak masrafları için nasıl bir rakam çıkaracağı üç aşağı beş yukarı ortada.
Bu orta oyununa seyirci kalmamak, yaptırım gücümüzü fiili meşru mücadelenin gücüne yaslanarak konuşturmaksa bizim elimizde.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!