Perşembe, 25 Haziran 2026

Yargıdan reddedilen erkeklere öldürme hakkı gibi karar!



İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırıp yerine “Erdoğan reformu” diyebileceğimiz ve kadına yönelik şiddetle “mücadeleyi” de Erdoğan’da özelleştirmeye çalışarak siyasetin aracına dönüştürmeye çalışan burjuva devletin, bu samimiyetsiz yaklaşımının özeti mahkemelerin verdiği kararlarla dile gelmeye devam ediyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 2014 yılında evlenme teklifini reddettiği Orhan Munis tarafından Ankara’daki bir parkta tam 15 yerinden bıçaklanarak katledilen TRT …


İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırıp yerine “Erdoğan reformu” diyebileceğimiz ve kadına yönelik şiddetle “mücadeleyi” de Erdoğan’da özelleştirmeye çalışarak siyasetin aracına dönüştürmeye çalışan burjuva devletin, bu samimiyetsiz yaklaşımının özeti mahkemelerin verdiği kararlarla dile gelmeye devam ediyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 2014 yılında evlenme teklifini reddettiği Orhan Munis tarafından Ankara’daki bir parkta tam 15 yerinden bıçaklanarak katledilen TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz cinayetiyle ilgili kararı bunun tipik ifadesi.

13 Eylül 2014’te bir çocuk annesi Hatice Kaçmaz’ı katleden Orhan Munis için YCGK’nın aldığı karar adeta bir cinayet teşviki niteliği taşıyor. Munis’in Kaçmaz’ı tasarlayarak katlettiğine dair açık veriler mevcutken bunların üstünden atlayan mahkeme cinayetin “aşırı sevgiden ve reddedilmenin yarattığı anlık hiddetten işlendiğine” hükmetti. Yani Munis de Yargı için “kravat takan” katillerden oldu. Ama bu seferki gerekçe son derece tehlikeli. Keza Yargı’nın ideolojik kodlarının nasıl bir kadın düşmanlığına, erkek egemen yaklaşıma göre şekillendiğinin alenen ortaya konulması anlamına geliyor ve reddedilen erkeklere öldürme hakkını getiriyor!

Daha önce kardeşini de katleden Munis, 13 yıl hapis cezası almış ve çeşitli hafifletici gerekçeler öne sürerek serbest bırakılmış bir katil. Hatice Kaçmaz’la son görüşmesine sağ koluna sakladığı 19,9 cm’lik bıçakla gitmiş. “Kurban kesmeye gidiyordum” dediği halde cebinden sadece 7 TL çıkmış. Yani nereden baksak tasarlanmış bir cinayet için oraya gittiği anlaşılan bu adam için YCGK verdiği kararda “anlık hiddetle bıçağı kullanmış” diyebildi. Üstelik bu anlık hiddete kendi ideolojik yaklaşımına da uygun olarak gerekçeler de üretti. Gerekçeleri kadar, kadın cinayetlerinde lastik gibi kullanılabilecek bir “anlık hiddet” tanımı getirerek de cinayetleri teşvik edecek bir tutum takındı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberleştirdiği kararda cinayete giden süreç, cinayet anı ve sonrasına ilişkin ayrıntılı bilgiler yer alıyor:

“Tutkulu sevgi” skandalı

Kaçmaz, bir süre görüştüğü, kendisine defalarca evlilik teklif eden Munis’i sürekli geri çevirdi. Kaçmaz, Munis’in kendi kardeşini öldürdüğünü öğrenince korkuya da kapılmıştı. Munis ise ısrarını sürdürdü. Kaçmaz, bunun üzerine ailesini kendi ailesine göndermesini istedi. Ailesinin evliliği kabul etmeyeceğini biliyordu ve bu yolla da Munis’ten kurtulmayı tasarlıyordu. Ailesi, Orhan Munis’in ailesiyle görüştü ve evliliğin olamayacağını bildirdi. Kaçmaz da defalarca açık bir dille Munis’e evlenmeyeceğini söyledi. Ancak Munis ısrarlıydı.

Kaçmaz, sürekli kendisini rahatsız eden Munis’le, ‘son kez konuşalım’ ısrarı sonucu parkta buluştu. Munis, öğlen 13.00’te parkta buluştuğu Kaçmaz’ı 15 yerinden bıçaklayarak öldürdü.

“Kurban almaya gidiyormuş”

Munis, savunmasında Kaçmaz’ın sevgi dolu mesajlarına hep hakaretle yanıt verdiğini, evlilik teklifini reddettiğini ancak dost hayatı yaşamayı önerdiğini söyledi. Olay günü de korkutmak amacıyla bıçağı salladığını ifade etti.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sanık, buluşmaya giderken yanına bıçak almasını ‘kurban almaya gidiyordum’ diye açıkladı.

Ancak ailenin avukatı Ceren Şimşek, sanığın bıçağı bileğine sakladığını, buluşmadan sonra kurban kesmeye gideceğini söyleyen sanığın yanında kurban alacak parası olmadığını açığa çıkardı. Mahkeme ise bunlara rağmen tasarlayarak öldürme değil öldürme suçundan ceza verdi. Sanık, 30 yılı aşkın süre kesintisiz ceza yatmaktan bu sayede kurtuldu.

Skandal ilk gerekçe: Tutkulu sevgi

Mahkeme, gerekçeli kararında ise skandal ifadeler kullandı. Kararda, Yargıtay içtihatlarına göre tasarlayarak öldürme suçunun oluşması için ‘karar verme, ruhi sükunete rağmen kararından vazgeçmeme, plan yapma’ unsurlarının bulunması gerektiği kaydedildi. Kararda, sanığın maktüleyi önceden tehdit etmediği, aralarında tartışma geçtiğine yönelik tanık bulunmadığı belirtilerek, “Maktule ile evlenmeyi isteyen sanık, maktülenin bir türlü kabul etmemesi, ayrılma düşüncesini kendisine açıklaması sonucu içindeki tutku derecesindeki aşırı sevgiden kaynaklı duygusallığın etkisi ve ruh hali üzerinde yarattığı hiddetle yanına bıçak alarak, o hiddetin sonucu olarak maktuleye bıçak darbelerini vurmuştur” denildi.

Başsavcılık uyardı: Öfke patlaması değil planlama ve icra

Bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı. Yargıtay Başsavcılığı ise tebliğname hazırlayarak karara itiraz etti. Tebliğnamede sanığın 19.9 cm’lik bir bıçak alarak bıçağı çorabına bağladığı, yeniden reddedilince Kaçmaz’ı yoğun kasıt altında, vücudunun hayati organlarının bulunduğu bölgeleri dahil 15 kez bıçakladığı vurgulandı. Tebliğnamede, cinayetin öfke patlaması altında işlenmediği, düşünme, karar, planlama ve icra safhalarının bulunduğu kaydedildi ve kararın bozulması istendi.

YCGK’den skandal içtihat

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, başsavcılığın itirazını, tam olarak şu ifadelerle reddetti:

Maktulden ayrılmayı aklından geçirmeyen, tersine maktulle bir an önce evlenmeyi arzulayan sanığın, kendisiyle evlenmeyi kabul etmeyen ve ayrılma düşüncesini kendisine hissettirip açıklayan maktule duyduğu hiddetle yanına tedbiren aldığı bıçağı, maktulle konuşmalarının olumlu geçmesi hâlinde kullanmayacağı düşüncesiyle sağ bileğine bağladığı, maktulün kendisinden ayrılma konusunda ısrarcı olması üzerine kapıldığı hiddet duygusunun etkisiyle maktule vurduğu birden fazla defa bıçak darbesi ile ölümüne sebep olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin aralarında geçen görüşme sonunda isteğinin kabul edilmemesinden kaynaklanan duygusal çöküntü ve hiddetin etkisi altında soğukkanlı bir şekilde düşünmesini engelleyecek şekilde aniden gerçekleştiği, telefon görüşmeleri ve buluşmaları arasında yaklaşık bir saatlik zaman dilimi olduğu, tasarlamanın kabulü için gerekli makul bir sürenin geçmediği, diğer yandan olay yerine evlenme isteğinin reddedilmesi ihtimaline bağlı olarak suçta kullandığı bıçağı sağ bileğinin içerisine bağlayarak gelen ve bu nedenle şarta bağlı olarak hareket eden sanığın eyleminde tasarlamanın koşullarının oluşmadığı ve kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”

5’e karşı 14 oyla

Karar, 5 üyenin oyuna karşılık 14 üyenin oyuyla alındı. 14 üye, Munis’in erkek kardeşini sadece müziğin sesini kısmadığı için yine bıçakla öldürmesini ve yine Kaçmaz cinayetindeki gibi “korkutmak için savurdum” savunmasını dikkate almadı.

Kurbanlık almaya ve kesmeye gideceği için yanına bıçak aldığını söylemesine rağmen cebinden 7 TL çıkmasını, “Paramı düşürmüşüm” diye açıklamasını da dikkate almadı.

Yaralı halde bıraktı

Tanıkların, “Cinayetten sonra Orhan’la görüştük, ben böyle olmasını istemezdim. Beni affedin, hakkınızı helal edin, ben şu an karakoldayım teslim oldum, Hatice yerde yatıyordu, bana hastaneye götür dedi, çevre çok kalabalıktı panik oldum ben karakola kendim teslim oldum” şeklindeki ifadelerini de dikkate almadı.

Taksi şoförünün, “bıçağın keskin kısmını sağ ayağının çorabının içine soktu, ayakkabı bağcığı ile bağladı, ‘hayırdır’ dedim, ‘ağabey yanlış anlama bir işim var’ dedi. Parkın yakınında bıraktım, bağcığını söktü o sırada” ifadesini de dikkate almadı.

Türkiye gerçeği

Gencecik kardeşini öldürüp sadece 13 yıl cezaevinde yatan Munis, babasını henüz 1 yaşında kaybetmiş, olay tarihinde sadece 3,5 yaşında olan bir kız çocuğunu da annesiz bıraktı. Hatice Kaçmaz, henüz 33 yaşında öldürüldü.

Durmadan “kader kurbanı” denilerek affedilen bu katillere indirimli cezalar verilerek zaten kısa infaz süreleri iyice kuşa döndürülüyor. Cezaevleri düşünce suçluları ile doldurulurken, katillerin sırtı sıvazlanıyor.