Maraş depremi sonrasında, ortaya çıkan ihmaller zincirinin etkileri artarak sürüyor. On binlerce can kaybıyla sonuçlanan deprem sonrasında, çok sayıda kayıp çocuk olduğu da ortaya çıkmıştı. Bu çocukların bazılarının enkazdan çıkarıldığı, bazılarının bilinci kapalı şekilde hastanelere nakledildiği biliniyor ama hastanelerde bu çocuklara dair kayıt bulunamıyor.
Yanı sıra depremden kurtarılan ama kimlikleri tespit edilemeyen ya da refakatçisi olmayan çok sayıda çocuk olduğu da biliniyor. Aile ve Sosyal hizmetler Bakanlığı’nın açıklamasına göre refakatçisi olmayan çocuk sayısı bin 902. Bunlardan bin 476’sı koruyucu ailelere verilmiş, 104 çocuk ise kurum bakımına alınmış durumda.
Ancak bu çocuklarla ilgili kaygılar sürüyor. Çünkü aynı bakanlık çocukların tarikatlar tarafından alıkonulduğunu ısrarla reddedilmişti. Oysa yapılan araştırmada bazı depremzede çocukların Sakarya’da bulunan tarikat yurtlarına götürüldüğü ortaya çıkmıştı. Öte yandan, Kadıköy, Çengelköy ve Tuzla’daki kimi villalarda depremzede çocukların olduğu haberleri duyuldu. Tarikatlar deprem bölgesine sadece enkaz başında “tekbir” getirmek için yollanmamış, aynı zamanda anne babası olmayan çocukları kaçırmak için de gitmişlerdi.
Konu üzerine ısrarlı gidilince bu sefer haberleri yokmuş gibi davranan bakanlık, çocukların geri alındığını belirtmişti. Ancak bu bilginin doğruluğu, cemaat ve tarikatlar hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığı, çocukların burada kötü muameleye maruz kalıp kalmadığı ise belirsizliğini koruyor.
Çocukları bu şekilde alıkoymak çocuk kaçırma anlamına demektir, dolayısıyla tüm bu tarikatların çocuk kaçırma suçundan yargılanmaları gerekiyor. Yani normalde olması gereken bu… Ama devlet üç maymunu oynamaya devam ediyor.
Kaygılar haklı
Bu tarikatlardan biri olan İsmailağa Cemaati, çocuk istismarcılığı ile mimlenmiş bir tarikat. Geçtiğimiz aylarda 6 yaşında çocuğun imam nikahı kıyılarak yıllarca tecavüze uğradığı ortaya çıkmıştı. Şu anda bile bu cemaatlerin elinde depremzede çocukların olup olmadığı net değil. Bakanlık yüzlerce çocuğun koruyucu ailelere verildiğini açıklıyor ancak bu korucu aileler arasında bu tarikatların üyelerinin olup olmadığı da net değil. Koruyu aileler neye göre araştırılıyor, hangi kriterlere bakılıyor şeffaf değil.
Çocuklar için tehlike sürüyor
Dolayısıyla bu çocukların tehlikeden kurtulmuş olduğunu düşünemiyoruz. Bu tarikatların hükümetle iç içe oldukları bilindiği için ne hükümet yetkililerinin açıklamalarına güveniyoruz ne de bu çocukların tarikatların pençesinden kurtulmuş olduğuna inanabiliyoruz.
Bu konuda ısrarlı bir sorgulamayla konunun üstüne gitmek, takipçisi olmak gerçeklere erişmemizi bir nebze olsun sağlayabilir. Nasıl ki depremde biz birbirimizi kendimiz kurtardıysak, dayanışmayla ayakta kalabiliyorsak, çocuklarımızı da tehlikelerden ancak biz koruyabiliriz.
Onlardan vazgeçmeyelim! Çocuklarımız nerede diye sormaktan geri durmayalım.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!