5’i en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş’ten, 5’i en büyük patron örgütü TİSK’ten, 5’i de hükümetten oluşan 15 kişilik Asgari Ücret Tespit Komisyonu, temmuz ayı ara zam için 13 Haziran’da toplanacak. Tam bir sirk tiyatrosu biçiminde gerçekleştirilen asgari ücret belirleme toplantıları yapılmadan önce yapılacak artışın ne olacağı da üç aşağı beş yukarı belli oldu: TÜİK’in “bedava doğal gaz” ayarı ve başka hokkabazlıklarla açıkladığı 6 aylık enflasyon oranı, üstüne bir de Erdoğan’ın lütfu olarak eklenecek birkaç kuruş!
TÜİK’in hokkabazlıkla 2023 yılı mayıs ayında enflasyonun bir önceki aya göre yüzde 0,04, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,26, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,59 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 63,72 olarak gerçekleştiğini söylediği yerde asgari ücret artışının ne kadar olacağını kestirmek zor olmasa gerek.
Normal koşullarda yılda bir kez toplanan, fakat ağır bir kriz döneminde olunduğunun da itirafı olarak yılda 2 defa toplanmak zorunda kalan Asgari Ücret Belirleme Komisyonu, daha toplanmadan bunu böyle olacağı yapılan açıklamalarla da ortaya konuldu. Ücretli çalışanların neredeyse yüzde 60’ının geçim ücreti haline gelmiş asgari ücrete zam yapılmadan önce Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe bunu “Asgari ücrette maksimum dolar bazında 300-400 dolar arasındaki seviyeyi koruyabilmeliyiz” şeklinde özetledi.
Bir önceki Çalışma Bakanı Vedat Bilgin biraz daha “insaflı” davranarak şu an 435 dolar (!) seviyesinde olan 8 bin 500 liralık asgari ücretin Temmuz’da 500 dolar seviyesine yani 9 bin 750 lira seviyesine yükseltilmesini vadetti!
Ekonominin başına oturtulan Mehmet Şimşek ise “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeceği kalmamıştır” diyerek ücretlerin baskılanması, vergilerin emekçilerin sırtına bindirilmesi anlamına gelen o rasyonellikle asgari ücret artışındaki sınırı da çizmiş oldu.
Yerel seçimlere daha 9 ay gibi bir süre varken iktidarın seçim harcamaları adına yapacağı bonkörlükleri son aylara saklayacağı aşikar. Ondan önce Şimşek’in “rasyolelliği” devrede olacaktır. İşçi sınıfının bir grev süreci olarak yaşaması gereken asgari ücret pazarlığı konusunda mevcut sendikaların açıklama yapmak, adeta dilenci pozisyonuna girerek “şöyle olmalı, böyle olmalı” demek ya da birkaç basın açıklamasıyla işi geçiştirmek dışında bir tutum alamadıkları bu koşullarda farklı bir sonuç beklemek hayalcilik olacaktır.
Açlık sınırının Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi sınıfını temsil eden Türk-İş konfederasyonunun verilerine göre; 4 kişilik bir ailenin sadece mutfak harcamaları için gerekli tutarı ifade eden açlık sınırı 10 bin 360, gıda ve diğer tüm temel harcamaları için toplam tutarı ifade eden yoksulluk sınırı da 33 bin 750 TL! Süreç bir mücadele ruhuyla karşılanmazsa işçi sınıfına düşen açlık sınırının da altında bir rakam olacaktır. Yani aldığı ücret kirayı bile zar zor karşılayacaktır!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!