Karanlığa Uyanmak



Karanlığın hükmü bir mum yanana kadardır. Elbet aleviyle gülümser bir yerde bir mum. Gerisi karanlığın bileceği iş.


Poyraz Soysal

Yeni doğan günden önce uyanıyoruz her sabah. Milyonlarca çocuk karanlığın ve buz gibi havanın eşliğinde yarı uykulu düşüyor okul yoluna.

Her günleri fabrika köşelerinde, ofislerde, işyerlerinde ömür tüketerek geçen emekçilerin, işe gittikleri sürede hasretle içine çektiği bir avuç gökyüzü de yok artık. Bir yoksulun, bedelini ödemeden sahip olabildiği ender keyiflerdendi günışığında hayatı tazelemek. Gökyüzünü de çalamazlardı ya…

Bugünlere böyle gelinmesin diye fiziken tutsak edilenler ve gün doğumunu beklemeden işbaşı yapmaya zorlanan emekçiler hariç herkes ulaşıyordu işte gökyüzünün sonsuz derinliğine. Hava gibi bedavaydı işte. Oysa en temel ihtiyaçlarımız bile metalaşıyordu hızla. Şairin döneminde olduğu gibi acı su bedava değildi artık…

Açgözlülükle doğada yarattıkları kirliliği bile kârâ çevirip temiz havayı bile parayla satmaları şaşırtıcı olmaz. Tıpkı günışığını çalmalarına alıştığımız gibi.

Bulut da bedava değil artık. Hatta tutsak. Enerji şirketleri kârına kâr katsın diye kocaman bir coğrafyaya güneşi yasakladılar. Karanlık ideolojileri, karşısında örgütlü bir direniş görmeyince her pratiğini karanlığa çeviriyor…

Karanlıkta uyanan çocuklar, akşama kadar aç karnına onların karanlık emellerinin hedefi oluyor. Okullardan sanat, felsefe, spor kovulurken imamlar dolduruluyor. Ekmek küçülüyor, zulüm büyüyor. 13 yaşındaki çocuklar tweet attı diye gözaltına alınırken sokak başları çetelerin iktidar alanına dönüşüyor.

Büyüyor açlık korkunç bir dev gibi. Market raflarına korkuyla yaklaşıyor, lokanta önlerinden yutkunarak geçiyor emekçiler. Aynı anda, dokunulmazlık zırhı altında halkın emeğinden semirenler meclis bahçesinde mangal keyfi yapıyorlar. Hem de evine et girmeyen milyonların önünde. Hem de gencecik öğrencilere yurtlarda yemek diye çerçöpün fahiş fiyatlara satıldığı bir ülkede.

Korkunun, zorun gücünün saltanatlarını sonsuz kılacağını sanıyorlar.

Açlığın onur meselesi haline geldiği durumlarda hangi saltanat sonsuza dek sürmüş yeryüzünde? Bir de karanlığın hükmü bir mum yanana kadardır. Elbet aleviyle gülümser bir yerde bir mum. Gerisi karanlığın bileceği iş.