Kamusal Çürümenin Bedeli: İzmir’deki Trajedinin Ardındaki Cinayet



Yağmurlu havada sokakta yürürken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden iki kişinin ihmal sonucu öldükleri, bu kabloların 5 yıldır açıkta olduğu, zaman zaman esnafı ve yoldan geçenleri çarptığı, hatta bir köpeğin ölümüne neden olduğu biliniyor.


İzmir’de yağmurlu havada sokakta yürürken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay’ın ölümüyle ilgili bilirkişi raporu tamamlandı. Rapor, bu trajedinin kamusal sorumluluğu olanların ihmalkârlığından kaynaklanan bir cinayet olduğunu gözler önüne seriyor.

Raporda, bir besleme devresine ait kablonun yağmur tahliye mazgalı altına sıkışarak yalıtımının zedelendiği ve bu bölümdeki faz toprak arızasının ölümlere neden olduğu belirtildi. Yönetmelik gereği kabloların zeminden 60-80 santimetre derinlikte olması gerektiği vurgulanırken, temasın olduğu noktada bu derinliğin sadece 15 santimetreye kadar gerilediği ifade edildi.

Kabloların yetersiz derinlikte gömülmesi ve drenaj borusunun kabloları yükselterek koruyucu borunun iptal edilmesi, İZSU ve Gediz Elektrik’in ihmallerinin sonucunda bu kazanın meydana geldiği sonucuna varıldı. İki kurumun da ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu raporda açıkça belirtildi.

Bu trajik olayın ardından İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 29 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Gediz Elektrik’in yirmi çalışanı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin dokuz çalışanını gözaltına aldı.

Bu kabloların 5 yıldır açıkta olduğu, zaman zaman esnafı ve yoldan geçenleri çarptığı, hatta bir köpeğin ölümüne neden olduğu biliniyor. 2019’da yerel medyada “Çözüm için illa biri mi ölmeli?” başlıklı haberler yapılmasına rağmen hiçbir önlem alınmadı.

Bu ihmal, iki insanın ölümüne yol açarak haklı bir öfkeye ve yüksek düzeyde empatiye neden oldu. Beş yıldır çözülmeyen sorun, Karşıyaka Belediyesi, Gediz Elektrik ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerince bir gecede çözüldü.

Ancak bu olay, faşist burjuva devletin riskleri öngörmede ve önlem almada ne kadar yetersiz olduğunu, ancak trajedilerin ardından harekete geçtiğini gösteriyor. Neden sokağın ortasında 5 yıl boyunca açıkta duran elektrik kabloları gibi tehlikeli bir durum ancak bir trajedinin ardından çözülüyor? Bu olay, kamusal sorumluluk duygusunun ne kadar zayıf olduğunu ve insan hayatının ne kadar değersiz görüldüğünü ortaya koyuyor.

Bu trajedi, yerel ve merkezi yönetimin sorumluluğunu daha etkili biçimlerde sorgulamayı çürümüş sistemi mahkum etmeyi gerektiriyor. Bu olaydan sonra haklı olarak isyan edenler, “Türkiye’de insanın değeri yok” gibi cümleler kurdu. Ancak bu ifadeler, duygusal bir tepki olmanın ötesine ne yazık ki geçemiyor.

Burjuva kamu idaresinin bu ölümcül kayıtsızlığı topluma karşı hiçbir sorumluluk duymamalarından kaynaklanıyor. Sokakta 5 yıl boyunca açıkta kalan elektrik kablolarının bir felakete yol açana kadar umursanmaması her yanından dökülen sistemin baştan aşağı çürümesinin bir sonucudur. Çürük düzen çürütür!..