Çocuk emeğinin daha vahşi ve kitlesel biçimlerle kapitalist üretimin hizmetine koşulduğu bu koşullarda 12 Haziran Dünya Çocuk İşçilikle Mücadele Günü’nün hükümsüz kaldığı görülüyor.
Türkiye’de ise tablo her an daha da ağırlaşıyor. Mutlak emek sömürüsünün merkezde olduğu ekonomik gelişmişlik düzeyiyle Türkiye’de emekçi çocukları açısından artık lise eğitimini bile fazla gören dizginsiz bir sömürü rejimi inşa ediliyor. MESEM’lerin ardından ortaokullarda da zanaat atölyelerinin kurulması dahası bizzat Milli Eğitim Bakanı’nın lise eğitimine gerek olmadığını, bilginin zaten kolay ulaşılır hale geldiğini söyleyip eğitim sistemini çocuk işçiliğini kitleselleştirecek bir mantıkla düzenleyeceklerini ilan ettiği bir ülke burası. Bir ailede çocuğundan yaşlısına kadar hemen tüm bireylerin çalışmak zorunda olduğu, başka türlü yaşamanın mümkün olamayacağı, ücretli kölelik ordusunun güvencesiz-güvenliksiz bir şekilde devasa ölçeklerde büyütüldüğü bir gözü dönmüşlükle hareket ediyor burjuvazi ve siyasi temsilcileri. Kapitalizmin düşük ve orta teknolojili meta üretimine dayalı ihracatçı modeli, emek sömürüsünün dizginsizleştirilmesi için ücretli kölelik ordusunu her an er saniye büyüttükçe büyütüyor.
Çocuklar bu ordunun en savunmasız, en örgütsüz bölüğü. Emek piyasasındaki varlıklarıyla sınıfın bütününde sömürüyü derinleştirecek önemli bir araç muamelesi görüyorlar. AKP’li yıllardaki çocukların işçileşmesi ve işçileşen çocukların çalışırken ölmesindeki oransal sıçrama bu gözü dönmüşlüğün özetidir.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin ulaşabildiği veriler bu açıdan çarpıcıdır. Bu verilere göre AKP’li yıllarda en az 1921 çocuk çalışırken ya da çalışmaya bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. 2013’ten bu yana 18 yaşında olan en az 212 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Daha vahimi, henüz okul çağına bile gelmemiş 4 yaşındaki 5 çocuk, 5 yaşındaki 6 çocuk; 0-14 yaş arasında 253 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybedebiliyor. Son 12 yılda en az 766, 2025’in ilk 5 ayında ise 29 çocuk işçi bu çarkın kurbanı oldu. Ortalama her yıl 64 çocuk okulda ya da oyunda değil çalışmak zorunda olduğu için öğütülüyor demektir bu.
Bu gerçekliği “kötü ekonomi politikaları” ya da “yanlış eğitim modelleri”yle açıklamaksa safiyane bir yaklaşım olur. Çünkü o ekonomi modelleri de eğitim politikaları da zaten emek ordusunun kapsamını genişleterek sömürüyü maksimize edip kâr oranlarını katlamak üzerinden şekilleniyor. Kapitalizmin genel yasası hükmünü konuşturuyor. Bir uçta zenginlik büyürken diğer uçta yoksulluk genişleyip derinleşiyor.
Bilinçli yoksullaştırma siyaseti, yani ücretlerin en alta çekilmesi politikası son Şimşek programının ruhunu oluşturdu. Emekçilerin sefalete rıza göstermeleri, 7’den 70’e her bir aile bireyinin çalışmaya mecbur kalarak sömürüyü dizginsizleştirecek bir emek gücü piyasasının parçası olması kapitalist sömürünün kanunudur. Sınıf mücadelesinin gerilediği, örgütsüzleştiği her dönem bu kanun en vahşi biçimlerle hükmünü konuşturuyor.
TÜİK’in verileri bile bu açıdan çok şey söylüyor. Bu verilere göre aslında her 4 çocuktan biri çalışıyor! Şöyle ki, kayıtlı çocuk işçi sayısı; 869 bini 15-17 yaş arası çalışanlar, 503 bin 962’i MESEM programları kapsamında çalışanlar olmak üzere 1 milyon 373 bindir. Bu demektir ki 15-17 yaş grubundaki yaklaşık her dört çocuktan biri kapitalist üretimin şu ya da bu şekilde parçası haline gelmiş. Bu sayının okulların tatil olduğu yaz aylarında geometrik olarak arttığı ve enformel sektörlerde ya da mevsimlik işlerde çalışan çocuklarla birlikte 3 milyonu aştığı anlaşılıyor.
Türkiye’de kapitalizmin yapısal nitelikleri, emperyalist işbölümü içinde kapılmaya çalışılan konum ve uluslararası piyasalarda rekabet edebilme gücü üzerinden şekillenen sömürü politikaları çocuk işçiliğin çığ gibi büyümesini zorunlu kılıyor. Eğitimin yapısında yapılmaya hazırlanılan yeni düzenleme de bunun ilanıdır. Bu açıdan da sendikalar başta olmak üzere sınıf içinde örgütlenmeye çalışan tüm güçler açısından çocuk işçilikle mücadele olmazsa olmaz bir tutumu işaretliyor. İktidarın çok çocuk doğurma çağrıları, 10 yılı “Aile Yılı” ilan etmesi, demografik yapıda yaşlanma oranları karşısında doğurganlık oranlarının düşmesine karşı alarm zilleri çalması bundandır.
Çocuk işçilikle mücadele kapitalist sömürü çarkına karşı mücadelenin önemli ve organik bir parçasıdır kısaca.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!