Adamın gol diyor!



İster legal olsun ister illegal gerekçesi ve içeriği ne olursa olsun yapılan operasyonların özü sermaye aktarımıdır. Bunu kaçıran sürecin kendisini ancak görünenler üzerinden anlamaya çalışır ki, patinaj yapar


Nəriman Bakı

“Aldım verdim ben seni yendim” diye başlar her şey. Oyuncular takımlara seçilir. Ama hemen başlamaz maç. Takımlara şöyle bir bakılır güç eşit dağılmış mı diye. Eğer bir taraf daha güçlü ise (ki bir kişi “siz bizden daha güçlü oldunuz” diyerek duruma işaret ettiğinde) diğer takıma oyuncu kaydırılır. Şimdi kuralları belirleme zamanı: Bel üstü gol olmaz, 3 korner 1 penaltı, taş üstü direk sayılır (özellikle çok eğimli yerde oynanacaksa maç)  topu atan alır, …

Maç başlar ve sonra maçın en kritik anlarından birisi gelir: “Gol mü, değil mi?”  Ve tartışmayı bitiren nida duyulur: Adamın gol diyor!

Futbol, sermaye ve siyaset ilişkisinin girift yanının dünyadaki en tipik örneği İtalyan Milan takımın başkanı ve eski İtalyan Başbakanı Berlusconi’dir.  Berlusconi endüstrileşen futbolun ne menem bir şey olduğunu ve olacağının sembolü oldu. Berlusconi ile birlikte dünyada futbol taraftarı olmanın çocukluk çağına bağlı naifliği yerini 2025 yılında yaklaşık 60 milyar dolarlık bir pazara bıraktı.

Oyuncu pazarından reklam gelirlerine, ürün satışlarından yayın gelirlerine kadar pek çok kalemi var futbol endüstrisinin. Futbol ve sermaye ilişkisinin yoğunluğunun yakın zamandaki bir göstergesi olarak 25 Ekim 2025 tarihli Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Olağanüstü Genel Kurulu gösterilebilir. Kürsüye çıkan her konuşmacı ya borçtan bahsetti ya da alacaktan. Para girdi para çıktı. Ha bir de her konuşmacı işçi sınıfından sömürdüğü 70 milyon Euro’yu Fenerbahçe’ye hibe eden eski Başkan Ali Koç’a teşekkür etti.

Lağımın genişliği  

Ancak Türkiye’de son bir hafta içinde Türkiye Futbol Federasyonunca (TFF) ortaya çıkarılan bahis skandalı, futbol ve sermaye ilişkilerindeki kirli ağın şimdilik bir kısmını ortaya çıkardı.

Patlatılan skandala göre TFF liglerinde görevli 512 aktif hakemden 152’sinin fiilen bahis oynadığı açıklandı. Şu an 3 bin 700 futbolcu ayrıca incelemeye alınmış durumda.

Bahis skandalında ortaya saçılan birkaç olay pisliğin çapını ve derinliğini gösteriyor:

  • Eski hakem Deniz Ateş Bitnel’in bahis skandalından 1 yıl önceki ifşası yeniden gündem oldu. Bitnel ifşasında 2024 yılında yönettiği ve ilk yarısı 2-0 biten maçın devre arasında kendisine maçın 3-2 diğer takım lehine biteceğine dair mesaj geldiğini ve maçın 3-2 ilk yarı yenik olan takım lehine bittiğini söylüyor.
  • 18 Mayıs 2025 Galatasaray-Kayserispor maçının 84. dakikasında Galatasaray bir penaltı kazanır ve penaltıyı Galatasaray kalecisi Muslera kullanıp gole çevirir. Bu maçta kalecinin penaltı kullanacağına dair bahsin oranı 1’e 130’dur. Ve bu maçın hem orta hakemi hem de VAR hakemi bahis oynayan hakemler arasındadır.
  • Özgür Özel yaptığı konuşmada, 26 Ekim 2025 günü oynanan Galatasaray – Göztepe maçında Göztepeli oyuncuya çıkan kırmızı kart için 5,5 milyon Euro bahis oynandığını iddia etti.

Yasadışı bir bahis sitesinin sahibi ile eski TFF başkanı Mehmet Büyükekşi’nin başka bir şirkette ortak oldukları ortaya çıktı.[i]

Bahis lağımı patlatıldı

Gün itibariyle TFF başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu 150’ye yakın hakemin 10 ay boyunca maçlardan el çektirildiğini açıkladı. Diğer yandan Erdoğan’ın sopası olan İstanbul Cumhuriyet başsavcılığı ise “herhangi bir soruşturma” açılmadığını duyurdu.

Bahis skandalına dair pek çok yazı, görüş, değerlendirme yapıldı. Pek çoğu futbol endüstrisinin geldiği durumdan, bahis ve şike meselesinin çapından, ilişkiler ağına dair bilgilendirme sınırları içinde kaldı. Elde somut bilgiler olmasa dahi neden şimdi, sorusunu soran çıkmadı. Örneğin bu “skandalı” ortaya çıkaranın İbrahim Hacıosmanoğlu olması ve dahası İstanbul Başsavcılığının bile henüz soruşturma başlatmaması meselenin siyaset eksenine dair sadece ipucu değil aleni bir bilgi niteliğindedir.

İbrahim Hacıosmanoğlu TFF başkanı seçildikten sonra soluğu Bahçeli’nin yanında aldı ve fotoğraf çektirdi. Hacıosmanoğlu’nun faşistliği yanında Trabzonspor yöneticiliği yaptığı dönemlerde bile faşist söylemleri aleni olan bir tipin “temiz eller” operasyonu yapacağını düşünmek saflıktır.

Başında Akın Gürlek’in olduğu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Erdoğan’ın izni ve bilgisi dışında kılını kıpırdatmadığını da biliyoruz. Savcılığın bahis skandalındaki şu an ki  konumu kendi ismi ile bahis sitelerinde bahis oynanan hakem Zorbay Küçük’ün şikayetini kayda almak olmuş.

Bu iki açık veriye bakılarak, bahis skandalının son dönem burjuva siyasetinde Erdoğan-Bahçeli anlaşmazlığının bir izdüşümü olduğunu söylemek fazla iddialı olur. Çünkü Merkez Bankası Cuma günü dijital para aracısı olarak faaliyet gösteren “Papara”nın faaliyetine son verdi. Bu da meseleyi Erdoğan-Bahçeli çekişmesinden sıyırıyor. Bu skandal da ortada ya bir rol dağılımı var -ki baskın olan bu gözüküyor- ya da eğer Erdoğan ve Bahçeli arasında olduğu iddia edilen gerilim varsa taraflar birbirlerini çok yıpratmadan peşrev çekiyorlar.

Diğer yandan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun canhıraş skandalı ifşa etmesi, genelde olduğu gibi, şansızlık eseri bir skandal patlama olayı değil bilinçli bir patlatma olduğunu gösteriyor.

Bahis şirketleri özellikle mafya kaynaklı kara paranın aklanmasının en temiz araçlarının başında geliyor. Türkiye’de bahis siteleri yasaklı olduğu için sorun bu yasaklara bağlı gözükse de kazanma garantisi olmadan hiçbir insan evladı “çerez parası” niyetine bir kırmızı karta 5,5 milyon Euro bahis oynamaz. Kimse o kadar keriz değildir.

Bu durum da bizi Trump-Erdoğan görüşmesine götürüyor: Erdoğan’ın bugüne kadar en rezil biçimde karşılık gördüğü ABD ziyareti. Trump’ın “sahte seçimi en iyi o bilir” diyerek Erdoğan’ı işaret etmesinden, Erdoğan’a “senin için çok şey yaptım, sıra sende” demesine kadar.

Trump’ın Erdoğan’dan yapmasını istedikleri arasında Rusya ile olan ilişkileri sınırlandırma da var, Rojava da; Gazze soykırımında sessiz kalmasından ülkedeki nadir elementlerin talanı da var. Bunların bir kısmı siyaset bir ekonomi alanına giriyor.

Ancak bir alan daha var ki emperyalist kapitalizmin ağzını her zaman sulandıran niteliğe sahip: Kara para. Kara paranın özelliği kazanıldığı yerler değildir. Kara paranın özelliği sermaye para-meta parçaları içinde nakit para olmasıdır. Basitçe anlatmak gerekirse hiçbir uyuşturucu üreticisi dağıtıcısına 1 milyon dolarlık kredi karşılığında asla malını vermez. Ama nakit 1 milyon dolara gözünü kırpmadan verir.

2025 yılında kara paranın yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir değeri olduğu, kara para da dahil olmak üzere sadece Türkiye’de yasa dışı bahis pazarının 50 milyar dolar olduğu düşünülünce Trump’un Erdoğan’dan yapmasını istediği “iyilik” de kendisini gösteriyor. Trump ahlaklı olduğu için değil tekelci sermayenin kontrolü dışında kimse nefes almasın istediği için.

Emperyalizmin muhasebecisi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in üstün gayretleri ile kara para aklayan ülkeler listesi olan gri listeden Türkiye 2024 Haziran’ında çıktı. Yetmedi Şimşek 2024 Ekim’in de yasa dışı bahise savaş açıldığını ilan etti. Ama anlaşılan o ki her alandan yüklü komisyon alan Erdoğan uzunca bir süre ayak sürüdü.

25 Eylül 2025’te Trump-Erdoğan görüşmesinin daha dumanı tüterken 17 Ekim 2025’te Erdoğan’ın uzun yıllardır başta akaryakıt olmak üzere hemen her türeden kaçakçılığın başını çeken Can Holding’e el konuldu. Daha ay bitmeden ise bahis skandalı patladı ve hakemler bir yanda, dijital bankacılık yapan Papara sitesine yasadışı bahis nedeniyle el konuldu. Erdoğan da fırsat bu fırsat diyerek İmamoğlu başta olmak üzere CHP’li belediyelerin yolsuzluk soruşturmalarını ağzına dolamışken bu operasyonlarla da birden bir “temiz eller” konumuna çekti kendisini.

Ancak Türkiye’de hem siyasetin hem de sermayenin yoğun bir biçimde iç içe geçmesinden dolayı bir nedenle operasyon çekilen her bir tuğlanın duvarı yıkma ihtimali gün geçtikçe artmaya başladı.

Örneğin 10 TL ve 200 TL banknotlarında  imzası bulunan Merkez Bankası başkan yardımcısı yolsuzluktan tutuklandı. Şöyle açıklamak gerekirse yolsuzluktan tutuklanan Merkez Bankası başkan yardımcısının Emrah Şener’in amiri Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan; Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan amiri Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in amiri de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

AKP ve MHP’ye yakın şirketlere, kamu görevlilerine operasyon çekilmesinin bir ayağını kapitalizmin büyüyen krizinin etkisini görmek gerekir. Bu nedenle ister legal olsun ister illegal gerekçesi ve içeriği ne olursa olsun yapılan operasyonların özü sermaye aktarımıdır. Bunu kaçıran sürecin kendisini ancak görünenler üzerinden anlamaya çalışır ki, patinaj yapar.

Tarihte geçmişte örnekleri benzerleri olsa da kapitalizmin yaratıcısı işçi sınıfının spor olan futbolun kirinden arındıracak da yine işçi sınıfıdır. Bu nedenle ezici çoğunluğu işçi-emekçi ve yoksullardan oluşan taraftarlar ve taraftar grupları işçi sınıfı ile kol kola girerse ancak o zaman çocukluk hayallerinin kirlenmesinin önüne set çekerek “adamın gol diyor” diyebilir.

[i] Yazının yazarının da birinci ağızdan dinlediği bir bahis / şike olayı var. 2022 yılında bir dost meclisinde, amatör ligde futbol oynamış bir gençten bizzat kendisinin dahil olduğu bahse bağlı şikeyi anlatmıştı. İşin ilginç görünen ama doğal olan yanı şikeye aracılık edenlerin yaşça kendilerinden biraz daha büyük olan futbolcu “ağabey”lerinin olmasıydı. Ancak şike yapan bu üç genç onurlarını sattıklarını parayı almışlar mı? Ebetteki hayır. Şikeyi ayarlayan  “ağabeyleri” onlara verilecek parayı da iç etmiş. Normalde herbirine verecekleri paraya çöküp herbiri için belirlenen parayı da üçe bölerek vermişler.