8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, sadece bir mücadele ve hak arama günü değil patriyarkaya, kapitalizme, ırkçılığa ve faşizme karşı yükselen evrensel direniş günümüzdür. Erkek egemen zihniyet, devlet şiddeti sarmalında, savaşlarda katledildiğimiz, kazanılmış haklarımızın sıfırlandığı bu 8 Mart, tarihsel bir eşiği temsil ediyor.
8 Mart’a emeğimizin daha da görünmez kılındığı, hayatlarımız ve bedenlerimiz üzerinde tahakkümün arttığı, yoksulluğun, savaşların, doğanın yıkımının yükünü taşımaya zorlandığımız koşullarda geldik.
Bu, milyarlarca doların kadın sığınma evleri, eğitim, sosyal hizmetlerin finansmanından alınarak yerine savaş ve silahlanmaya yatırıldığı bir moment.
Bu 8 Mart’ta emperyalist savaşa, işgal politikalarına karşı da sokaklardayız. İran’dan Afganistan’a, Filistin’den Sudan’a, Rojava’dan Venezuela ve Ukrayna’ya kadar dünyanın dört bir yanında direnen kadınların enternasyonal mücadelesinin parçasıyız.
Her alanda cinsiyet eşitsizliği
Eşit işe eşit ücret talebimiz direniş taleplerinden biri olmayı sürdürüyor. Kadınlar olarak dünya çapında düşük ücretli, güvencesiz ve yarı zamanlı işlerde çalışmamız ve erkeklerden yaklaşık yüzde 20 daha düşük ücret almamız katlanarak sürüyor. Emeklilikte maaşımız ise erkeklerden yaklaşık yüzde 40 daha düşük.
Avrupa burjuvazisi ise eşitlik denklemini kadınların da askere alınması dolayımlı iğrenç savaş politikalarına eklenmemiz eşitliği olarak gündemleştiriyor. Hayatımızın her alanında cinsiyet eşitsizliği yaşarken silahı kendimize çevirmemiz isteniyor. Bunu 17 yaşındaki çocuklarımızı savaş cephesine sürmek isteyen askerlik yasalarıyla birleştiriyorlar.
Ev içi emeğimizin görünmezliği de bu tabloyu tamamlıyor. Kadınlar olarak yüzde 80’imiz her günün uzun saatlerini yemek, temizlik, çocuk, yaşlı ve engelli bakımına ayırıyor.
Birçok ülkede faşist hareketlerin güç kazanması bizler açısından ciddi bir tehdit. Bu hareketler bizleri hedef alırken ırkçı politikaların göçmen kadınlar üzerinden de meşrulaştırılması yaşanıyor.
Oysa savaşa, cinsiyet eşitsizliğine, kadın emeği sömürüsüne karşı mücadelemiz evrenseldir. Göçmen kadınlardan mülteci kadınlara, LGBTİ+ bireylerden engelli kadınlara, oradan yerli emekçilere kadar uzanır.
Diyoruz ki;
- Hiç kimse cinsiyeti nedeniyle daha az kazanmamalı, eşit işe eşit ücret!
- Savaş kışkırtıcılığına, silahlanmaya, militarizasyona ve faşizme geçit vermeyeceğiz!
- Okullar, kadın sığınma evleri, sağlık sistemi ve kadınlara, çocuklara ve gençlere destek fonlarının savaş bütçesine akıtılmasına son!
Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!
KADIN GÖZÜYLE

Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!