Cevahir Sonay
Samsun’un Atakum ilçesinde patron düzeninin borozanlığını yapan yerel yönetimlerin ve sarı sendikacılığın çarkları arasında ezilmeyi reddeden Atakum Belediyesi işçileri, gasp edilen hakları için bedenlerini 7 gündür açlığa yatırmış durumda. Atakum İşçi Dayanışması Platformu çatısı altında birleşen işçiler, belediye binası önünde kurdukları direniş mevzisini 10 gündür maaş nöbeti ile bir haysiyet barikatına dönüştürdü.
İşçilerin alınteri gasp edildi
Basın Sözcüsü Özgür Küçükşahin’in yaptığı açıklamalar, burjuva belediyeciliğinin işçi sınıfına reva gördüğü sefaleti tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. 2024 yılından bu yana yaklaşık 2,5 yıldır sistematik bir maaş kriziyle boğuşan Atakum işçileri, bugün açlık sınırının da ötesinde bir varoluş mücadelesi veriyor. Kültür şirketi bünyesindeki işçilerin 6 aylık, belediye merkez çalışanlarının 5 aylık maaşları ve Fen İşleri emekçilerinin 3 aylık ikramiyeleri gasp edilmiş durumda. Toplamda bin 400’ün üzerinde işçinin emeği, sermayenin ve bürokrasinin dehlizlerinde eritiliyor.
Sermayenin yalanlarına karşı işçi barikatı
Yıllardır “Bugün yatacak, bayramda kapanacak, ayın 15’inde hesapta” yalanlarıyla uyutulmak istenen işçiler, düzen siyasetinin sahte vaatlerine karşı şalteri indirdi. Direnişin 10., açlık grevinin ise 7. gününde olan bugün işçiler adına konuşan Küçükşahin, mevcut sendikal bürokrasiyle ve belediyeyle yürütülen tıkanmış süreci, “Sosyal medya aracılığıyla defalarca kendileriyle iletişim kurmaya çalıştık. Telefonlarla defalarca iletişim kurmaya çalıştık, olmadı. Geçtiğimiz ay DİSK Genel-İş Samsun Şubesi’nin önünde, sesimizi duysunlar diye basın açıklamamızı gerçekleştirdik. Yine sonuç alamadık. Belediye yönetimiyle defalarca görüştük, şirket müdürümüzle defalarca görüştük. Ama çözüm olmayınca arkadaşlarla Atakum İşçi Dayanışması Platformu’nu oluşturduk” sözleriyle özetliyor.
Düzenin oyalama taktiklerine karşı işçilerin sabrının tükendiğini belirten Küçükşahin, “Bu süre zarfında 2,5 yıllık sürenin içerisinde bize defalarca verilen sözler var: ‘Bu cuma yatacak’, ‘Perşembe günü yatacak’, ‘Ayın 15’inde yatacak’, ‘Ay sonuna hepsini kapatıyoruz’, ‘Kurban’da kapanacak’, ‘Ramazan’da bitecek’… Biz artık vaat istemiyoruz, biz artık uygulamada görmek istiyoruz. O yüzden arkadaşlarımızla eylem kararı aldık.
Belediyemizin önünde basın açıklaması gerçekleştirdik. 10 gündür buradayız. 10 gün önce başladığımız eylemde açlık grevinin 7. günündeyiz. Bazı arkadaşlarımız zaman zaman acil müdahale gerektiren durumlarla karşılaştı ama şu anda süreç bu şekilde gidiyor. Yetkililerden de en kısa sürede kazanılmış haklarımızın tarafımıza verilmesi ile ilgili girişimler bekliyoruz” dedi.
Krizin faturası emekçilere kesiliyor
Maaş gaspının işçi sınıfının yaşamında yarattığı sosyal yıkım kapitalist sömürünün gerçek yüzünü açıkça gösteriyor. Emekçiler açlığa, karanlığa ve evsizliğe sürüklenirken Küçükşahin, “Birçok işçi arkadaşımızın, özellikle bina içinde çalışan arkadaşlarımızın 3 ay, 4 ay birikmiş kiraları var. Bu sebeplerden dolayı ev sahipleri evlerden çıkmalarını istiyor. Bugün Samsun Atakum şartlarında emlak piyasasını biliyorsunuzdur. Bir evin taşınması, başka bir eve geçmesi bizim maaşımızın neredeyse 2 katı kadar. Zaten biz 5 maaş içerideyiz, alamamışız. 2-2,5 kat da maaş taşınmaya verildiği zaman bu işçinin bir yıllık emeği boşa gitmiş demektir. Sadece kira değil evli olan arkadaşlarımızın aile huzuru bozuldu, boşananlar oldu, intihara girişen arkadaşlarımız oldu. Günden güne de duyuyoruz; arkadaşlarımızın içinden işlerinden bizlere gelip yaşadıkları sürecin ne kadar zor olduğunu, faturalarını ödeyemedikleri için elektrikleri,doğalgazları kesilen arkadaşlarımızın olduğunu… Bunları biz dayanışmayla kendi içimizde bir şekilde bugünlere kadar getirdik. Ama bu saatten sonra getirebilecek veya birbirimize yardımcı olabileceğimiz bir pozisyonumuz yok. Çünkü hiçbirimizde kalmadı.” aktardı.
Açlık grevi ölüm orucundan önceki son rest
Şu an için beş işçiyle kararlılıkla sürdürülen ve her geçen gün katılımlarla büyüyeceği ilan edilen açlık grevinde, Tabipler Odası’nın sağladığı tıbbi gözetim altında asgari düzeyde yaşam mücadelesi veriliyor. Küçükşahin, burjuvazinin ve kamuoyunun bu hayati direnişe karşı sessizliğini, “Açlık grevi sürecinde bu konuda Tabipler Odası’na çok teşekkür ediyoruz öncelikle. Süreçte bizi yalnız bırakmadılar. Gün içinde yapılan kontrollerin sonuçlarına göre bizlere sıvı takviyesi uyguluyorlar. Nedir? Limonlu su, şekerli su, tuzlu su ve mineral içeren sulardan, kişisel olarak çıkan sonuçlara göre bir perhiz uyguluyorlar. Bizler de o şekilde devam ediyoruz. Yani açlık grevi sondan bir önceki grevdir. Nedir? Bunun sonrası ölüm orucudur; aklımıza getirmek istemiyoruz. Umarım yetkililer bu süreye kadar kazanılmış haklarımızı bizlere verirler. Ama görünen o ki Samsun kamuoyunda veyahut da Samsun’da yaşayan vatandaşlarımızın birçoğu bu konuya duyarsız. Bizler sadaka, lütuf istemiyoruz. Bizler kazanmış olduğumuz emeğimizin karşılığını, alınterimizin karşılığını istiyoruz. Bizim yetkililerden beklediklerimiz bunlar. Şu anda beş işçiyiz. Yeni katılımlar da olmak üzere günden güne sayı artacak” sözleriyle eleştirdi.
Sarı sendikacılığa karşı sınıfın öz gücü!
İşçilerin taban inisiyatifiyle yarattığı basınç sendikal bürokrasiyi de köşeye sıkıştırmış durumda. Grev kararlarının arkasındaki gerçek iradenin sendika ağaları değil, işçilerin kendi öz örgütlülüğü olduğunu vurgulayan Küçükşahin, “Mevcut sendika yönetimi, DİSK Genel-İş Samsun Şubesi böyle bir karar aldı. Ama bu kararı kendileri bireysel almadılar. Çünkü geçtiğimiz hafta Başkan Bey’le burada, makamda görüşme sağladılar. Eğer kendilerinin alacakları bir karar olmuş olsaydı zaten orada, tüm kamuoyuna açıklarlardı. Bu kararın, bizim işçi dayanışmamızın getirdiği, kamuoyunda oluşturduğu duyarlılık sayesinde genel merkezin almış olduğu bir karar olabileceğini düşünüyoruz. İnşallah işçinin hakkını savunmayı akıllarına getirirler. İnşallah işçinin arkasında durmayı, işçinin kazanımlarının ve işçinin yanında durmayı düşünürler. Sorunların çözülmesinde ortak olurlarsa onlara da teşekkür ederiz” dedi.
“Ya hep beraber ya hiçbirimiz!”
Atakum işçileri Samsun halkına ve tüm Türkiye işçilerine çağrısı, sınıf dayanışmasının hayati önemini bir kez daha hatırlatıyor. Direniş, “İşçinin işçiden başka dostu yok. Bizlerin burada vermiş olduğu mücadele, alınterimiz içindir, emek mücadelesidir. Dediğimiz gibi, kimsenin malında mülkünde gözümüz yok; sadece emeğimizin karşılığını istiyoruz. Bugün bu burada bizim başımıza gelebilir, geldi Atakum Belediyesi olarak. Bu ilin 17 ilçesi -bir de büyükşehir olmak üzere- 18 belediyesi var; yarın herhangi bir belediyede herhangi bir işçi arkadaşımızın başına gelebilir, onlar da bu süreçleri yaşayabilir. O yüzden diyoruz ki, dayanışma yaşatır. Bizi işçiler olarak yalnız bırakmayan tüm Samsun halkına da çok teşekkür ediyoruz” denilerek tüm işçi sınıfına emanet ediliyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!